(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/4345 E. , 2011/8030 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli se
**(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/4345 E. , 2011/8030 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmaksızın feshedildiğini, davalı şirketin gerekçe olarak ekonomik kriz bahanesiyle Satış Pazarlama Departmanının kapatmak zorunda kaldığını gösterdiğini, ancak bir şirketin satış ve pazarlama departmanı olmaksızın ticari hayatına devam edebilmesinin mümkün olamayacağını belirterek müvekkilinin işe iadesine ve yasal haklarına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, 2008 yılının ikinci çeyreğinden itibaren konut sektöründe yaşanmaya başlanılan durgunluk ve tüm dünyayı etkisi altına alan ekonomik kriz sebebi ile davalı şirkete ait bazı projelerin ertelendiğini, ortaya çıkan bu olumsuz tablo nedeniyle Yönetim Kurulu kararı ile satış ve pazarlama departmanının tamamen kapatılmasına, mali ve idari işler proje yönetim ve mevzuat destek departmanlarından personel azaltımına gidilmesine karar verildiğini, satış ve pazarlama departmanının tamamen kapatılması sonucunda bir kısım görevlerin mali ve idari işler bölümüne bir kısmının da proje yönetimine aktarıldığını, davacıya bu bölümlerde iş bulunamadığını, müvekkili şirketin yeni personel istihdam etmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, fesih öncesinde davalı işyerinde yeniden yapılandırma ve organizasyona yönelik herhangi bir somut çalışma ve uygulama yapılmadığı gibi bu konuda hazırlanmış bir proje de bulunmadığı, ayrıca işverenin ekonomik krize bağlı talep azalması sonucu yeniden yapılanma kadro dağıtılmasına yönelik işletmesel kararla çelişen uygulamalara girmemesi gerektiği, yeni personel alımı yapan şirketin feshi için gösterdiği gerekçe inandırıcılıktan uzak olduğu, feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesiyle işe iadeye karar verilmiştir. Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri her şeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre,işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel müdür veya genel müdür yardımcısı ünvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 18’nci madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Bu işyeri işletmeye bağlı bir işyeri de olabilir. Dolayısıyla bir banka şubesi müdürü ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu’nun 18’nci maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir. Ancak işletmeye bağlı bir işyerinde, bu işyerinin tümünü sevk ve idare eden, ayrıca işe alma ve işten çıkarma yetkisi olan işçi, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. İşçinin işveren vekili pozisyonunda bulunup bulunmadığı, işe iade davasında mahkemece ön koşul olarak re’sen değerlendirilmelidir. Dosya içeriğine göre somut uyuşmazlıkta davacının satış pazarlama departmanı müdür yardımcısı olarak organizasyon şemasında doğrudan genel müdüre bağlı kişiler arasında yer almaktadır. Görev tanımı da dikkate alındığında, işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili yardımcılarından olduğu, işgüvencesi hükümlerinden yararlanamayacağı anlaşılmaktadır. İşe iade talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-)Yerel Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-)Davanın REDDİNE, 3-)Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-)Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 60,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-)Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine kesin olarak 22.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.