Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması ve suçlamalardan haberdar edilmeden sorguya sevk edilmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, soruşturma sürecindeki işlem ve uygulamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması ve suçlamalardan haberdar edilmeden sorguya sevk edilmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, soruşturma sürecindeki işlem ve uygulamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru, 2/8/2013 tarihinde İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 29/1/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Birinci Bölüm tarafından 06/03/2014 tarihinde yapılan toplantıda, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Bakanlık tarafından 4/4/2014 tarihinde sunulan görüş yazısı, başvurucuya 7/6/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Antalya Barosuna kayıtlı serbest avukat olarak görev yapmaktadır. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının (12/4/1991 tarihli ve 3713 mülga sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun maddesi ile görevli bölümü) 2012/172 Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında başvurucu 19/6/2013 tarihinde gözaltına alınmıştır. Öte yandan Antalya (2) No.lu Hâkimliğinin (TMK madde ile görevli) 17/6/2013 tarihli ve 2013/806 Değişik İş sayılı kararı ile “yürütülen soruşturmanın niteliği, geniş bir çerçevede yürütülmesi nedeniyle, suç delillerine ve şüphelilere tam olarak ulaşılıp yakalanabilmesi amacıyla, delillerin sağlıklı bir şekilde elde edilerek soruşturmanın tamamlanabilmesi, bu aşamada müdafilerin ve vekillerin dosya içeriğini incelemesi ve belgelerden örnek almasının, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek nitelikte olması ve operasyon ile soruşturma bütünlüğünün bozulmaması için CMK'nin 153/2 maddesi gereğince müdafiinin dosya içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek alması (CMK 153/3 maddesi gereğince şüphelinin ifadesini içeren tutanak, bilirkişi raporlan, şüphelinin hazır bulunmaya yetkili olduğu adli işlemlere ilişkin tutanaklar hariç) soruşturmanın amacını tehlikeye düşürdüğünden, soruşturma tamamlanıncaya kadar KISITLANMASINA” karar verilmiştir. Kolluk görevlileri tarafından 20/6/2013 tarihinde başvurucunun ifadesi alınırken müdafiin, ifadenin Cumhuriyet Savcılığınca alınması gerektiğinden bahisle müdahalede bulunması üzerine başvurucunun ifade alma işlemi tamamlanamamıştır. Başvurucuya isnat edilen örgüt üyeliği, adam öldürmeye teşebbüs ve cinsel saldırı eylemlerine ilişkin olarak suçlamaya dayanak oluşturan olaylar ve deliller ifade alma işlemi sırasında açıklanmıştır. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun ifadesini almadan 21/6/2013 tarihinde başvurucuyu, tutuklanması istemiyle Antalya (2) No.lu Hâkimliğine sevk etmiştir. Antalya (2) No.lu Hâkimliğinin 21/6/2013 tarihli ve 2013/8 sorgu sayılı kararı ile başvurucunun sorgusu yapılmış ve “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, kasten öldürmeye teşebbüs ve cinsel saldırı” suçlarından tutuklanmasına karar verilmiştir. Hâkimliğin tutuklama gerekçesi şöyledir: “... üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığı, usulüne uygun alınmış karar uyarınca telefon dinleme kayıtları ve üzerlerine yüklenen suçların niteliğine mevcut delil durumuna ve şüphelilerin kaçma şüphesine göre CMK'nın maddesi gereğince TUTUKLANMALARINA” Başvurucu 1/7/2013 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiş, Antalya (1) No.lu Hâkimliğinin (CMK madde ile görevli) 4/7/2013 tarihli ve 2013/860 Değişik İş sayılı kararında “...üzerine atılı suçların nitelikleri, şüpheli E.T.'nin ifadeleri, bu ifadeleri destekleyen müşteki beyanları, dolandırıcılığa ilişkin noter satışları ve tapu kayıtları, diğer şüpheliler ile olan tape kayıtları, çok sayıda atılı suç bulunması, delillerin tam olarak toplanmamış olması ve delil karartma ihtimali dikkate alındığında adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı gözetilerek şüpheli hakkında Antalya 2 Nolu Hâkimlikçe verilen 21/06/2013 tarih ve 2013/8 sorgu sayılı kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı” gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Öte yandan başvurucu, 4/7/2013 tarihli dilekçesi ile atılı suçların haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde cebir ve tehdit uygulanarak işlenen suçlardan olmadığı gerekçesiyle 3713 sayılı Kanun’un maddesi ile görevli Cumhuriyet Başsavcılığınca görevsizlik kararı verilerek soruşturmanın Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesini talep etmiştir. Başvurucunun ibraz ettiği dilekçe üzerine Cumhuriyet savcısı tarafından dosyasına havale edilmesi için yazılan derkenar yazısı altına “Soruşturma bittiğinde değerlendirilecek.” notu eklenmiş ve bu şekilde başvurucunun görevsizlik kararı verilmesine yönelik talebi reddedilmiştir. Karar, dilekçe üzerine yazıldığı için başvurucunun bu kararı aynı tarihte öğrendiği kabul edilmiştir. Başvurucu, 2/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Antalya (1) No.lu Hâkimliğinin 4/7/2013 tarihli itirazın reddi kararının başvurucuya tebliğ edildiği tarihe veya başvurucunun kararı öğrendiği tarihe ilişkin olarak başvuru formuyla eklerinde herhangi bir bilgi ve belge bulunmamakla birlikte 2/8/2013 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımı bulunmamaktadır. Antalya (2) No.lu Hâkimliğinin 20/9/2013 tarihli ve 2013/1219 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 7/3/2014 tarihli ve K.2014/13 sayılı kararında “6526 Sayılı Kanunun Maddesi ile 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununa eklenmiş geçici 14 üncü maddesi uyarınca TMK'nın 10'uncu Maddesi ile Görevli Antalya Ağır Ceza Mahkemesinin kaldırıldığı, Terörle Mücadele Kanununun 10'uncu maddesi uyarınca görevlendirilen Cumhuriyet Savcılarınca yürütülen soruşturma dosyalarının da yetkili ve görevli Cumhuriyet Başsavcılıklarına devredilmesi gerektiği” gerekçesiyle soruşturma dosyasının Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiştir. Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığının 22/5/2014 tarihli ve E.2014/1837 sayılı iddianamesi ile başvurucunun “suç işlemek amacıyla örgüte üye olma, tasarlayarak öldürmeye teşebbüs, tehdit, cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, yağma, dolandırıcılık, kasten yaralama, rüşvet, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve resmi belgede sahtecilik” suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. İddianamede on sekiz ayrı olay, dava konusu edilmiş; bu olaylara ilişkin yirmi üç müştekinin bulunduğu belirtilerek otuz üç sanık ve dört müşteki sanığın cezalandırılması talep olunmuştur. Dava, inceleme tarihi itibarıyla Manavgat Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/180 sayılı dosyasında derdesttir.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Nitelikli haller” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Kasten öldürme suçunun; a) Tasarlayarak, ... İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” 5237 sayılı Kanun’un “Kasten yaralama” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“(Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.” 5237 sayılı Kanun’un “Cinsel saldırı” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur ...” 5237 sayılı Kanun’un “Tehdit” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Tehdidin; ... c) Birden fazla kişi tarafından birlikte, d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” 5237 sayılı Kanun’un “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” kenar başlıklı maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:“(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) Bu suçun; ...b) Birden fazla kişi tarafından birlikte, ...İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.” 5237 sayılı Kanun’un “Nitelikli yağma” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Yağma suçunun; a) Silahla, ... c) Birden fazla kişi tarafından birlikte, ...f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, ...İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” 5237 sayılı Kanun’un “Dolandırıcılık” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.” 5237 sayılı Kanun’un “Nitelikli dolandırıcılık” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Dolandırıcılık suçunun; ...b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle, ...k) Sigorta bedelini almak maksadıyla, İşlenmesi halinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.” 5237 sayılı Kanun’un “Resmi belgede sahtecilik” kenar başlıklı maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:“(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır.” 5237 sayılı Kanun’un “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” kenar başlıklı maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:“(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır.” 5237 sayılı Kanun’un “Rüşvet” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, bir kamu görevlisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kişi, dört yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kamu görevlisi de birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır.” 5237 sayılı Kanun’un “Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) (Değişik: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini, yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla, çeşitli işlemlere tâbi tutan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (4) Bu suçun, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.” 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tutuklama nedenleri” kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),... Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),... (Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),... Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),...” 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama kararı” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.” 5271 sayılı Kanun’un “Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi” kenar başlıklı maddesinin (2), (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:“(2) Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkin yürütülen soruşturmalarda verilebilir: a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; Kasten öldürme (madde 81, 82, 83), Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102), ... Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220), ...(3) Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz. (4) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihten itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir; bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarak alabilir.” 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Soruşturmaya yetkili Cumhuriyet Savcısı” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı denetiminde ve baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatın üzeri aranamaz.” 1136 sayılı Kanun’un “Kovuşturma izni, son soruşturmanın açılması kararı ve duruşmanın yapılacağı mahkeme” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “58 inci maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilir.” Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 1/1/2006 tarihli ve 13 No.lu “Avukatlar hakkında yapılan inceleme ve soruşturma işlemleri” konulu Genelgesi’nin ilgili bölümü şöyledir:“Avukatların; avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlarından dolayı yapılacak olan inceleme ve soruşturmaların kolluk makam ve memurlarına bırakılmayarak bizzat Cumhuriyet başsavcısı ya da bu konuda görevlendireceği bir Cumhuriyet savcısı tarafından yapılması,...”