8. Hukuk Dairesi 2023/813 E. , 2024/5598 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/423 E., 2022/369 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinc
**8. Hukuk Dairesi 2023/813 E. , 2024/5598 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/423 E., 2022/369 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin ise verilen süre içerisinde tebligat için gerekli giderlerin dosyaya sunulmaması nedeniye reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava dilekçesinde; davacı ...'in mülhak vakıf olan ... Paşa Vakfı'nın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istenmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, davalı İçişleri Bakanlığı yönünden usulden reddine karar verilmiş; Mahkeme hükmüne karşı davalı Mülhak Vakıf temsilcisi tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Vakıf vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 06.04.2022 tarihli ve 2021/14135 Esas, 2022/3377 Karar sayılı ilamı ile; "...davacı ile vakıfta mevcut veya daha önce görev yapan mütevelliler arasında nüfus kayıtlarına göre bağ kurulamadığı, her ne kadar 2020 yılında Nüfus Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından davacının üstsoylarından olduğunu iddia ettiği ... adının ... olarak değiştirilmiş ise de bu kişi ile (...) ... arasında, yine bu iki kişi arasında bağ olduğu kabul edilse dahi ... veya düzeltildiği şekli ile ... ile vakıfta mütevellilik yapan .../... arasında vakfedenin soyundan geldiklerine dair nüfus kayıtlarına göre bağ kurulamadığı gibi, bu hususa dair davacı iddiaları dışında başka bir delinin bulunmadığı, nitekim dosyaya ilk raporu sunan bilirkişisi ... 22.02.2016 tarihli raporunda; dosyada mevcut bilgi, belge ve nüfus kayıtlarına göre davacının soybağını ... Paşa Vakfının vakfedenine veya vakıf evladı olduğu kesinleşen ve vakıftan galle fazlası alan vakıf evlatlarına veya da Vakfın halihazır mütevellisi ile Şahsiyet Kaydında anılan mütevellilerden birine nüfus kayıtları veya veraset belgeleri ile ulaştıramadığı, davacının, dava konusu Vakfın galle fazlasına müstehik evlad olduğunu ispat edemediği açıkça ifade edildiği, dolayısı ile 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararı gereği davacının şahsiyet kayıtlarındaki mütevelliler ile yöntemine uygun olarak bağ kurulması iddiasını ispat edemediği, her ne kadar Prof.Dr. ...'ın raporu davanın kabulüne dair hükme esas alınmış ise de; raporda davacı ile vakıf arasındaki soybağının, nüfus kaydı veya eşdeğer bir belge ile değil, dayanağı olmayan kişisel yorum içeren faraziyelere dayandığı, dolayısı ile mevcut delil durumuna göre Vakıf ile davacı arasında kan bağı yolu ile kurulmuş soybağının yöntemince kurulamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiştir." gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince Yargıtay bozma ilamına uyularak; mevcut delil durumuna göre Vakıf ile davacı arasında kan bağı yolu ile soybağının yöntemince kurulamadığı gerekçesi ile davanın reddine, davalı İçişleri Bakanlığı yönünden ise davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; Mahkemesi tarafından 'Yargıtay Bozma İlamı' doğrultusunda davacının açıkça ve ısrarla bahis eylediği, dava dosyası içeriğinde mevcut belge ve delillerin incelenmeden, ezbere karar verildiği, mahkeme kararında itiraz merciinin yanlış gösterildiği, gerek Yargıtay gerek ise Yerel Mahkeme tarafından incelenmeden, usule ve esasa aykırı verilen 'davanın reddi' kararı, dava dosyası içinde yer alan belge ve delilleri kapsamında davacının iddialarının kanıtlandığı ve soy bağının tesis edildiği, Yargıtay bozma kararı gerekçelerinin çelişkili ve hatalı olduğu, davacı ...'ın "galle alabilecek vakıf evladı" olduğu hususunu, 'Vakıflara Özgü Kurallar' çerçevesinde, döneme dair resmi belge ve bilgiler ile kanıtladığı, belgelerden görüleceği üzere, ... Bey, yani davacının, büyük büyük dedesi ile, ...'in, 'öz kardeş' olup babalarının ... ... olduğu, .../...’nin babasının da ... ... oğlu ... olduğu, diğer taraftan, resen düzetilen, davacı ...'in büyük büyük dedesi ...'e ait (sehven ... olarak yazılan), tapu kayıtlarında da görüleceği üzere, ... ...'inde ... Beyin oğlu olduğu, yerel mahkemenin, dava dosyasını bütünü ile incelemediği, delilleri değerlendirmediği ve eksik incelemeye dayalı Yargıtay bozma ilamına karşı direnme kararı vermediği ileri sürülerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir. Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanma amacına yönelik galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.