19. Ceza Dairesi 2016/5909 E. , 2017/7834 K. "" 1136 Avukatlık Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...'in, anılan Kanun'un 63/3, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2.000,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına dair İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/12/2014 tarihli ve 2013/455 esas, 2014/641 sayılı kararına karşı yapılan it…
**19. Ceza Dairesi 2016/5909 E. , 2017/7834 K.** **"İçtihat Metni"** 1136 Avukatlık Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...'in, anılan Kanun'un 63/3, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2.000,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına dair İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/12/2014 tarihli ve 2013/455 esas, 2014/641 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/02/2015 tarihli ve 2015/86 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 06/04/2016 gün ve 2570 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/04/2016 gün ve ... sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Anılan ihbarnamede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 tarih ve 2013/15 sayılı ve Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 12/09/2013 tarihli ve 2012/28099 esas, 2013/22065 sayılı ilamlarında, mahkemesince Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği hallerde dahi itiraz merciinin hem maddi olay hem de hukuki yönden inceleme yapabileceğinin belirtildiği, Yine Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 09/09/2015 tarihli ve 2015/17216 esas, 2015/24958 sayılı ilamında da, vekalet ücretine hükmedilmemesi sebebiyle yapılan itirazının merciin sınırlı denetim yapma yetkisi bulunduğundan bahisle reddedilmesi üzerine söz konusu bu hükmün bozulmasına karar verildiği, Ayrıca Anayasa Mahkemesinin 26/02/2015 tarihli ve 2013/6217 başvuru sayılı kararında "Kanuni düzenlemeler ve içtihat karşısında başvurucu lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi, ilgili yasal mevzuatın lafız ve amacına açıkça aykırı olup, başvurucunun Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir." şeklinde belirtildiği, Yukarıdaki bahsi geçen kararlarla birlikte, 1136 Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi gereğince, kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine vekalet ücreti tayin olunması gerektiği şeklindeki hükümleri gereğince, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi karşısında, vekili bulunan katılan lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Hükümleri gereğince vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu nedenle kabulü yerine, merciin sınırlı denetim yapma yetkisi bulunduğundan bahisle itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;