1. Hukuk Dairesi 2026/1298 E. , 2026/1566 K. "" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/350 E., 2025/2539 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/484 E., 2024/522 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından h…
1. Hukuk Dairesi 2026/1298 E. , 2026/1566 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/350 E., 2025/2539 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/484 E., 2024/522 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, bağıştan rücu hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı; dava konusu 200 88... parsel sayılı taşınmazdaki payını imar planındaki amacına uygun kullanılması şartıyla davalı Belediyeye bağış suretiyle devrettiğini, her ne kadar resmi senette bağışın kayıtsız ve şartsız olduğu belirtilmişse de bağışın şartlı olduğunun belediyece hazırlanan evraktan anlaşıldığını, aradan geçen uzun süreye rağmen davalının bağış amacına uygun herhangi bir eylemde bulunmadığını, bağıştan rücu şartlarının oluştuğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile payı oranında adına tescilini istemiştir. Davalı ... vekili; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, taşınmazın kayıtsız şartsız ve bedelsiz olarak davalı Belediyeye devredildiğini, bağıştan rücu şartlarının oluşmadığını, imar planında "Lise alanı ve tahliye kanalı" olan taşınmazda plandaki amacına aykırı bir kullanım bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar resmi senette bağışın kayıtsız ve şartsız olduğu belirtilmişse de davalı ... tarafından tapu müdürlüğüne gönderilen yetki belgesi ve tescil istem yazısından davacının imar planındaki tesislerin yapılması amacıyla taşınmazını hibe ettiğinin anlaşıldığı, bağışın koşula bağlandığının kabulünün gerektiği, ancak aradan geçen uzun süreye rağmen taşınmaz üzerinde herhangi bir tesis yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının imar planındaki amacına uygun olarak kullanılmak şartı ile hibe ettiği taşınmazda aradan geçen uzun süreye rağmen amacı doğrultusunda kullanılmak üzere herhangi bir yapılaşmaya gidilmediği, davacının taşınmazın bağış amacına uygun olarak kullanılmayacağını daha önce öğrendiğine ilişkin davalı tarafça bir delil de sunulmadığından davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığının kabulünün gerektiği, davanın kabulü yönünde verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının dava konusu 200 88... parseldeki 98/13058 payını 18.07.2003 tarihinde davalı Belediyeye bağış suretiyle devrettiği, ... Emlak ve İstimlak Müdürlüğünün 15.07.2003 tarihli yazısında, davacının dava konusu taşınmazdaki payını plandaki amacında kullanılmak üzere hibe etmek istediğinin bildirildiği, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş güncel imar planında "lise alanı ve tahliye kanalı" olarak planlı olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, bağıştan dönme (rücu), bağışlayanın tek yanlı, bağışlanana varması gereken beyanıyla geriye etkili (makable şamil) olarak hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir haktır. Bağışlayan koşullu veya mükellefiyetli şekilde bağışta bulunmuşsa, bağışlanandan hukuka, ahlaka aykırı veya imkansız olmadığı sürece 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 291. maddesi uyarınca koşul veya mükellefiyetin yerine getirilmesini isteyebilir. Haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmemesi halinde de TBK'nın 295. maddesine dayanarak bağıştan dönme hakkını kullanıp verdiğini geri isteyebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, bağış sözleşmesindeki koşul veya mükellefiyetin niteliğinin ve kapsamının yerine getirilme zamanının tam olarak tespiti büyük önem taşır. Bu itibarla salt kullanılan sözlerin değil, tarafların gerçek iradelerinin ve bağışlayanın asıl amacının ortaya çıkarılması gerekir. TBK'nın 297. maddesine göre bağışlayan, geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alabilir. Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın imar planındaki amacında kullanılmak şartıyla davalı Belediyeye bağışlandığının anlaşıldığı, taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "lise alanı ve tahliye kanalı" olarak planlı olduğu, yapılan keşif sonucunda alınan fen bilirkişi raporu ile taşınmazın (A) ile gösterilen 875, 00... 'lik kısmının dere içerisinde, (B) ile gösterilen 565, 00... 'lik kısmının dere içerisinde ve tahliye kanalı olarak planlı saha içinde kaldığının tespit edildiği gözetildiğinde (A) ve (B) olarak gösterilen kısımlar yönünden bağış amacına aykırı herhangi bir durumun bulunmadığı ve bağıştan rücu şartlarının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan, taşınmazın lise alanı olarak planlı kısmı yönünden de Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. Hal böyle olunca; fen bilirkişisinin raporunda (A) ve (B) olarak gösterilen dere ve tahliye kanalı olan kısımların taşınmazın ne kadarlık bölümüne isabet ettiğinin bilirkişi marifetiyle tespit ettirilerek bu kısım yönünden bağıştan rücu şartlarının oluşmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi, lise alanı olarak planlı kısım yönünden ise okulların Milli Eğitim Bakanlığının plan ve programları doğrultusunda yapıldığı gözetilerek ilgili Milli Eğitim Müdürlüğünden dava konusu taşınmaz hakkında okul yapılmasına yönelik herhangi bir planları olup olmadığının sorulması, davalı Belediyenin de bu konuyla ilgili kurumlar arasında yaptığı yazışma olup olmadığı araştırılarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Davalı vekilinin açıklanan nedenlerden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.