1. Ceza Dairesi 2025/8418 E. , 2026/989 K. "" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/83 E., 2025/137 K. SUÇLAR : Kasten öldürme, kasten öldürmeye yardım etme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. m…
1. Ceza Dairesi 2025/8418 E. , 2026/989 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/83 E., 2025/137 K. SUÇLAR : Kasten öldürme, kasten öldürmeye yardım etme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafiilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü; I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kdz. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.11.2024 tarihli ve 2024/30 Esas, 2024/276 Karar sayılı kararı ile; a) Sanıklar ... ve ... hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, b) Sanık ... hakkında kasten öldürmeye yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/1, 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, c) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında kasten öldürmeye yardım etme suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 03.02.2025 tarihli ve 2025/83 Esas, 2025/137 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısı (aleyhe), katılan ... vekili, sanıklar müdafiileri ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanıkların üst hadden tasarlayarak öldürme, suça sürüklenen çocuğun tasarlayarak öldürmeye yardım etme suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. 2.Sanıklar ... müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle; gerekçenin yetersiz olduğuna, eksik incelemeye, suç kastı olmadığına, suç vasfının kasten yaralama sonucu ölüme neden olma olduğuna, yardım eden olarak cezalandırılabileceğine, haksız tahrik indiriminin uygulanması, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. 3.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın suçu işlemediğine, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, eksik incelemeye, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. 4.Sanık ...'ın temyiz sebepleri özetle; dosyasının incelenerek iyileştirme yapılmasına ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eksik incelemenin bulunmadığı, suçun kanuni tanımındaki fiili gerçekleştiren sanıklar ... ve ...'in fail olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, sanık ...'ın suç aletini sanık ...'ya verdiği ve suçun işlenmesinden önce yardımda bulunduğu, suç aletinin elverişliliği, hedef alınan vücut bölgesi, isabet yeri, maktulün yaralanmasının ağırlığı ile hayatını kaybetmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların kastlarının öldürmeye yönelik olduğu, eylemlerine uyan suç vasıfları ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, olayın aniden geliştiği, tasarlamanın koşullarının bulunmadığı, maktulden sanıklara yönelen haksız söz veya davranış bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği, suça sürüklenen çocuk ... hakkında kasten öldürmeye yardım etme suçundan mahkumiyetine yeterli, açık ve kesin delil bulunamadığı gerekçeleri gösterilerek kabul ve takdir kılındığından verilen beraat kararında isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından, katılanlar vekili, sanık ... müdafiileri, sanık ... müdafii ve sanık ...'ın temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 03.02.2025 tarihli ve 2025/83 Esas, 2025/137 Karar sayılı kararında katılanlar vekili, sanık ... müdafiileri, sanık ... müdafii ve sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sanıklar ... ve ... hakkındaki hükümler yönünden oy çokluğuyla, sanık ... ve suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükümler yönünden oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarları ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık ... müdafiileri, sanık ... müdafii ve sanık ...'ın tahliye taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Kdz. ... Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2026 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Suça iştirak için öncelikle faillerin bir suçu işlemek konusunda iştirak iradelerini ortaya koymaları ve anlaşmaları gerekir. İştirak iradesi suç işlenmeden önce veya en geç suçun işlenmesi sırasında ortaya çıkmış olmalıdır. İştirak iradesinin mevcudiyeti için, her şerikin diğer faillerle birlikte belirli bir suçun işlenmesine katıldığını bilmesi gerekir. İştirakin kabulü için failde, suça iştirak iradesi olmalıdır. Yani suça katılanlar önceden, belli bir suçu işleme konusunda aralarında anlaşmalı, irade birliğine varmalıdırlar. Kararlaştırılan bir suç işlenirken, faillerden birisinin diğerlerinden habersiz bir başka suçu daha işlemesi halinde ise önceden anlaşma olmadığı için, ikinci failin icrasına yardım etmeyen diğer failler, bu suçtan sorumlu tutulmazlar.Herhalde failin başkasının fiiline katıldığını bilmesi ve bunu istemiş olması lazımdır. İstenmemiş olan neticenin husulünde her failin sadece tesadüfî olarak fiillerinin birleşmiş olması iştirake yeterli değildir. Bir suça iştirak ettiğini bilmeyen kimsenin bu cehaleti kastı ortadan kaldırır. İştirak halinde suç işlenmesi halinde, iştirakin nevini saptamak için faillerin karar verme ve icra safhalarındaki tüm hareketlerinin nazara alınması ve topluca değerlendirme yapılması gerekmektedir. Kast insanın iç dünyası ile ilgili bir kavram olup, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda, iç dünyaya ait bu olgunun dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmesi yoluna gidilmektedir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin saptanması için, eylemin bir evresindeki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Suç işleme kararının aynı suç konusunda alınması gerekir.Yeni ceza yasası kusur teorisini benimsediğini ileri sürmesine rağmen, iştirak konusunda irade teorisini esas almış gözükmektedir. Zira kusur teorisi nedensellik bağından sarfı nazar edemez. İştirak anlaşmasına konu hareket işlenirken kastı aşan bir netice meydana gelmişse, bundan tüm ortaklar kusurları derecesinde sorumlu olurlar. Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. İştirak anlaşmasına konu suç dışında bir suç işlenmişse, ortakların sorumluluğu bu suça iştirak etmiş sayılıp sayılmayacakları hususunun tespitinden sonra tayin edilmelidir. Sanıklardan birisinin kendince başka bir amaçla mağdura yönelik yaptığı eylemden sonra diğer sanık veya sanıkların ani bir kasıtla beklenmeyen ağır veya başka nitelikteki suçlardan iştirakten sorumlu tutulmaları TCKnın 20. maddesindeki ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine aykırılık teşkil edecektir. Sanıkların olay yerine geliş veya bulunma amaçları, hangi suç veya suçlar için harekete geçildiği, silahlı veya silahsız olaya katılmaları, suç veya suçlara hangi hareket veya hareketlerle katıldıkları, hangi aşamada olaya katıldıkları, olayların seyir aşamaları, basit düzeyde katılınan suçun şeriklerden birinin ani bir kastı ile ağırlaşıp yani amaç suç dışı bir sonuca ulaşıp ulaşmadığı, basit bir düzeyde bir suç amaçlanmış iken çok ağır bir neticeyle karşılaşılacağını tahmin etme durumunda ağır eylemi yapmayan şeriklerin bu olaya başlangıç aşamasında dahi katılıp katılmayabilecekleri adil bir sonuca ulaşmak için doğru bir şekilde değerlendirilmelidir. Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit bulunan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar ışığında; Her ne kadar sanıklar ... hakkında maktul ...'ı ''Kasten Öldürme'' suçundan 5237 sayılı TCK'nun 81/1,62/1. maddeleri gereğince 25 yıl hapis ve ... hakkında ise maktülü kasten öldürmeye yardım suçundan 5237 sayılı TCK'nun 81/1,39/1,62/1. maddeleri gereğince 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair ilk derece mahkemesinin kararına yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş ise de; Olay tarihi olan 27.08.2023 tarihinde maktul ..., kardeşi ..., arkadaşları olan ... ve ...' ın abisi ...' in arı kovanlarına gittikleri, yolda ... Köyü mevkisini geçtikten sonra durdukları, bu esnada haklarında ayrıca soruşturma yürütülen ... Köyü' nün gençleri olan kalabalık bir grubun da buraya geldiği, taraflar arasında tartışma ve arbede yaşandığı ardından maktul ..., kardeşi ..., arkadaşları olan ... ve ...' ın abisi ...' in olay yerinden 2 farklı araç ile ayrıldıkları, ... ve ...' un golf marka araç ile, ... ve ...' ın doblo marka araç ile ayrıldıkları, bu durumu öğrenen ... Köyün' ün sakinlerinden Sanık ..., Sanık ..., Sanık ... ve Suça Sürüklenen Çocuk ...' ın da aralarında olduğu bir grubun daha olay yerine geldiği, durumu öğrenmeleri üzerine sanık ...' nın "onlarda varsa bizde yok mu" vb şeklinde sözler söylediği, bunun üzerine sanık ...' ın cebinden çıkardığı adli emanetin 2024/34 sırasına kayıtlı üzerinde kurukafa resimleri bulunan pembe renkli kelebek bıçağı sanık ...' ya verdiği, ...' nın bıçağı cebine koyduğu, daha sonra patpat diye tabir edilen araç ile birlikte köye giderek sanık ...' e ait aracı aldıkları, Aracın şoför koltuğunda ...' ın, yanında bulunan yolcu tarafında ...' un bulunduğu, ... ile ...' nın kaçanların plakasını bilip bilmediklerini sorması üzerine plakayı bildiklerini düşündükleri sanık ... ve Suça Sürüklenen Çocuk ...' ın da aracın arka koltuğuna bindikleri, birlikte maktul ..., kardeşi ... ve arkadaşları ... ile ...' ı aramaya başladıkları yolda giderken sanık ...' in bütün şüpheli araçların önüne kırarak "plaka bu mu" diye ... ve ...' e sorduğu, her defasında şüpheli araçların aradıkları kişiler olmadığını anladıklarında aramaya devam ettikleri, ... Köyü' ne yaklaşık 500 metre mesafede önde golf marka araç içerisinde maktul ... ile kardeşi ... ve arkada doblo araç içerisinde ... ve kardeşi ...' ın geldiklerini gördükleri sanık ...' in yolu ortalayarak karşıdan gelenlerin geçişini engelleyerek onları durdurduğu, sanık ... ile sanık ...' nın araçtan indiği, sanık ...' in şoför koltuğundaki ...' un kapısına giderek kapıyı açmaya zorladığı, sanık ...' nın ise maktul ...' nın olduğu yolcu tarafına yöneldiği, ...' nın tarafındaki camın aralıklı olduğu, maktul ...' nın sanık ...' ya "dayı ne oldu" dediği, sanık ...' nın da "siz kimi bıçaklıyorsunuz lan" diyerek cam aralığından sanık ...' dan aldığı bıçağı maktul' ün göğüs bölgesine gelecek şekilde sokup çıkardığı, ...' un abisinin yaralandığını fark etmesi üzerine yolun kenarındaki kanala da girecek şekilde araç ile yola devam ederek abisini ... Devlet Hastanesine götürdüğü, ancak burada yapılan bütün Müdahalelere rağmen maktulün öldüğü şeklinde gerçekletiği kabul edilen olayda; Öncelikle sanıkların hepsinin maktu ...'yı öldürmek amacıyla olay yerine gelmedikleri, böyle bir hususun sanıklar arasında konuşulmadığı, Sanıklar ile maktul arasında geçmişte herhangi bir husumet bulunmadığı, maktul ve yanındakilerin sanık ...'in yeğenlerini dövmesinden dolayı olay yerine geldikleri, Sanık ... olay yerine gelmeden önce sanık ...'nın "onlar da var da bizde yok mu" demesi üzerine ona bıçak vermiş olmasının olay yerine gelindiğinde sanık ...'nın tartıştığı maktul ...'ya karşı bu bıçağı kullanarak öldürmüş olmasının TCK'nın 39 maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, Sanık ...'ün bu bıçağın maktulün öldürülmesinde kullanılacağını bilerek vermesi halinde mahkumiyetinin söz konusu olabileceği, sanık ...'ün ayrıca kavgaya da karışmadığı, Sanık ...'in kavga sırasında tanık ... ile kavga ederken maktulün sanık ... tarafından bıçaklandığı, Sanık ...'in kavga sırasında Maktule yönelik hiçbir hamlesinin olmadığı dolayısıyla sanık ...'nın eylemini kolaylaştırma veya maktulün savunmasını zorlaştırma gibi bir durumdan da söz edilemeyeceği, bu yönde aleyhinde hiçbir beyanın olmadığı, Kavga sırasında sanık ...'un ani bir kararla maktul ...yı bıçaklamasıyla maktulün öldüğü sanık ...'nın ani bir kararla maktülü öldürmesi sebebiyle sanıklar ... ve ...'ün bu eylemden dolayı sorumlu tutulamayacakları, Olay öncesinde sanıklar ..., ... ve ... arasında maktüulun öldürülmesi hususunda bir anlaşma olması halinde bu sanıkların olay yerine geldiklerinde doğrudan maktulü hedef alarak her bir sanığın Maktule hamle yapması gerektiği dikkate alındığında sanıklar ... ve ...'ün diğer sanık ... ile birlikte suçu iştirak halinde işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, mahkumiyetlerine yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden üzerlerine atılı suçtan CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmesi gerektiği görüşündeyiz.