Başvuru, vekâlet görevi kapsamında takip etmiş olduğu davalar nedeniyle kendisine ayrıca bir ücret ödenmemesi, ücretin ödenmesi talebiyle açmış olduğu davada delillerin yanlış yorumlanarak kanuna aykırı karar verilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle zorla çalıştırma yasağı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, vekâlet görevi kapsamında takip etmiş olduğu davalar nedeniyle kendisine ayrıca bir ücret ödenmemesi, ücretin ödenmesi talebiyle açmış olduğu davada delillerin yanlış yorumlanarak kanuna aykırı karar verilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle zorla çalıştırma yasağı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 10/1/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Avukat olan başvurucu ile Sosyal Güvenlik Kurumu (Önceki adı Bağ Kur) arasında düzenlenen 15/10/2003 tarihli "Avukatlık Sözleşmesi" başlıklı belge (Sözleşme) ile başvurucu, Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK, Kurum) Nevşehir ili ve ilçelerindeki mahkemeler ve icra müdürlüklerinde taraf olduğu her türlü dava ve icra işlerini takip etme görevini üstlenmiştir. Sözleşme'nin maddesinin birinci bendinde, yapılacak ilamlı ve ilamsız takiplerdeki tahsilatlardan masraflar düşüldükten sonda kalan miktar üzerinden avukata%1,5 oranında prim verileceği, ikinci bentte ise Kurum lehine hükmedilip karşı taraftan tahsil edilen avukatlık ücretinin %80'lik kısmının başvurucuya ait olacağı, bunun dışında her ne nam altında olursa olsun avukata başka bir ödeme yapılmasının talep edilemeyeceği kararlaştırılmıştır. Sözleşme'nin maddesinde, taraflarca takvim yılı sonundan on beş gün önce karşı tarafa ulaşacak şekilde Sözleşme'nin feshedildiği hususunun yazılı olarak bildirilmemesi durumunda Sözleşme'nin aynı şartlarla bir yıl daha uzayacağı, Kurumca on beş gün önceden ihbar etmek şartıyla Sözleşme'nin her zaman feshedilebileceği belirtilmiştir. SGK, Nevşehir Noterliğinin 10/12/2007 tarihli ihtarnamesi ile Sözleşme'yi feshetmiştir. Başvurucu, davalı Kurum ile yapmış olduğu Sözleşme uyarınca Sözleşme'nin feshi tarihine kadar Kurum adına yüz beş adet dava dosyasının takip edip bunların büyük bir kısmını sonuçlandırdığını ve hak etmiş olduğu vekâlet ücretinin ödenmesini talep ettiğinde de Sözleşme'nin haksız bir şekilde feshedildiğini belirterek davalı Kurumdan tazminat talebiyle dava açmıştır. Mahkeme, 16/6/2011 tarihli kararında başvurucu ile davalı Kurum arasında düzenlenen Sözleşme başvurucunun Kurum leh ve aleyhine açılan davaları da takip etmesi karşılığında başvurucuya ilamlı ve ilamsız icra takiplerine ilişkin işlerde tahsil koşuluyla alacak ve faiz toplamı üzerinden %1,5 oranında prim ve karşı tarafa yüklenecek avukatlık ücretinin %80'in olarak ödenmesi kararlaştırılan ücretin 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun maddesi delaleti ile asgari ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamayacağı hükmünü içeren 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun emredici nitelikteki maddesine aykırı olduğu saptamasını yapmıştır. Mahkeme, bu saptamayı yaptıktan sonra Sözleşme'nin feshi tarihine kadar takip edilen dava ve işler nedeniyle 1136 sayılı Kanun'un tamamlayıcı hükümlerine göre ücret almaya hak ettiği gerekçesiyle bilirkişi raporunda belirtilen miktarda alacağın başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Davalının temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 19/1/2012 tarihli karar iletaraflar arasında düzenlenen Sözleşme'nin hizmet-hukuk müşavirliği niteliğinde geçerli bir sözleşme olduğu, sözleşmenin niteliğine göre belirlenen ücretin avukatlık asgari ücret tarifesi altında olduğunun kabul edilemeyeceği ve davalı Kurumun Sözleşme bitiminden önce göndermiş olduğu fesih ihbarından sonra Sözleşme'yi feshetmesinin haksız bir fesih sayılamayacağı gerekçesiyle Sözleşme ile kararlaştırılan ödemelerin de yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmek üzere hükmü bozmuştur. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 10/10/2012 ilamı ile reddedilmiştir. Mahkeme bozma ilamına uymuş, 11/12/2012 tarihli kararı ile Daire ilamındaki gerekçelerle davayı reddetmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine karar aynı Dairenin 15/5/2013 tarihli kararı ile onanmıştır. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 5/11/2013 tarihli ilamı ile reddedilmiştir. Ret kararı, 16/12/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, 10/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.