Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2023/4884 E. , 2024/2912 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2023/4884 Karar No : 2024/2912 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLLERİ : Huk. Müş. Av. ... Huk. Müş. Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : Davacı tarafından, Ankara Dr. Nafiz Körez Sincan Devlet Hastanesinde gerçekleştirilen hemoroid ameliyatı sırasında anestezi amacıyla belinden yapılan iğnenin yanlış uygulandığından bahisle …
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2023/4884 E. , 2024/2912 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2023/4884 Karar No : 2024/2912 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLLERİ : Huk. Müş. Av. ... Huk. Müş. Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : Davacı tarafından, Ankara Dr. Nafiz Körez Sincan Devlet Hastanesinde gerçekleştirilen hemoroid ameliyatı sırasında anestezi amacıyla belinden yapılan iğnenin yanlış uygulandığından bahisle sağ bacağından felç geçirmesine neden olunduğu ve idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek tazminat ödenmesi istemiyle ... İdare Mahkemesi nezdinde açılan davada merciine tevdi kararı verilmesi üzerine idarece tazminat ödenmesi talebinin zımnen reddedilmesine ilişkin işlemin iptali ile 200.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın olay (ameliyat) tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, daha önce davanın reddi yolunda verilen kararın Danıştay Onuncu Dairesinin 30/06/2021 tarih ve E:2020/6555, K:2021/3729 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra dava konusu işlemin incelenmeksizin reddine, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin olarak verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, tıbbi kayıtların sağlıklı tutulmaması konusunda hizmet kusurunun bulunduğu, ameliyattan hemen sonra sağ bacağı ile şikayetinin oluştuğu ve bu durumun 31/12/2008 tarihindeki başvurusunda teşhis edildiği, dolayısıyla bu şikayetin ameliyat ve sonrasındaki süreçteki hizmet kusurundan kaynaklandığı konusunda şüphe bulunmadığı, buna rağmen Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu tarafından taburcu edildikten sonraki süreçteki bir enjeksiyondan da kaynaklanmış olabileceği, bu nedenle bu tedavi süreci ile sakatlık arasında illiyet bağı kurulamadığı şeklinde belirtilen değerlendirmesinin kabul edilebilir olmadığı, %49 engelli durumda olan ve ameliyattan sonra çalışması kesinlikle mümkün olmayan bir birey için 75.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka uygun olmadığı, davalı idare tarafından, davacıya yapılan tıbbi ameliyelerde idareye atfı kabil kusur bulunmadığı hususunun Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporuyla sübuta erdiği, 25/12/2008-31/12/2008 tarihleri arasında davacıya Bakanlığa bağlı sağlık tesislerinde herhangi bir tıbbi ameliye uygulanmadığı göz önüne alındığında anılan tarihlerde uygulanmayan bir tıbbi ameliyenin kaydının da tutulamayacağının açık olduğu, temyize konu kararda, davacının adli yardımdan yararlandığından bahisle yargılama giderini ödemekten muaf tutulmasına ve aynı madde uyarınca davalı idare lehine avukatlık ücreti hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; Bakanlık lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemine konu İdare Mahkemesi kararının, kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: A) Temyiz istemine konu İdare Mahkemesi kararının, esasa ilişkin kısmına yönelik temyiz istemlerinin incelenmesi: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın esasa ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyiz istemine konu İdare Mahkemesi kararının, "davacının yargılama giderini ödemekten muaf tutulmasına ve davalı idare lehine avukatlık ücreti hükmedilmesine yer olmadığına" ilişkin kısmına yönelik temyiz isteminin incelenmesi: İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, adli yardım hallerinde yapılacak işlemler ile ilgili hususlarda uygulanacak kurallara ilişkin olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na yollamada bulunulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) "Yargılama giderlerinin kapsamı" başlıklı 323. maddesinde, “(1) Yargılama giderleri şunlardır: a) Başvurma, karar ve ilam harçları. b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri. c) Dosya ve sair evrak giderleri. ç) Geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekâletname düzenlenmesine ilişkin giderler. d) Keşif giderleri. e) Tanık ile bilirkişiye ödenen ücret ve giderler. f) Resmî dairelerden alınan belgeler için ödenen harç, vergi, ücret ve sair giderler. g) Vekil ile takip edilmeyen davalarda tarafların hazır bulundukları günlere ait gündelik, seyahat ve konaklama giderlerine karşılık hâkimin takdir edeceği miktar; vekili bulunduğu hâlde mahkemece bizzat dinlenmek, isticvap olunmak veya yemin etmek üzere çağrılan taraf için takdir edilecek gündelik, yol ve konaklama giderleri. ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti. h) Yargılama sırasında yapılan diğer giderler.” hükmüne; "Yargılama giderlerinden sorumluluk" başlıklı 326. maddesinin 1. fıkrasında, "Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. " kuralına; "Vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedilmesi" başlıklı 330. maddesinde ise, "Vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücreti, taraf lehine hükmedilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Dolayısıyla, vekâlet ücretinin, HMK’nın 323. maddesinde düzenlenen yargılama giderleri kapsamında yer aldığında ve -kural olarak- davada haksız çıkan taraf aleyhine hükmedileceğinde kuşku bulunmamaktadır. Anılan vekâlet ücretinin ise, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/05/2023 tarihli ve E:2022/3-918, K:2023/486 sayılı kararında da belirtildiği üzere, vekilin/avukatın, müvekkiline/iş sahibine sunduğu hukukî yardımının karşılığı olan ve vekil ile müvekkili arasındaki sözleşme ilişkisinden doğan "akdi vekâlet ücreti" değil, yargılama sonunda davada haksız çıkan tarafın, karşı tarafı vekil tutmak zorunda bırakmış olması nedeniyle ödemeye mahkum edildiği ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen "yasal vekâlet ücreti" olduğu açıktır. Diğer taraftan, yargılama giderlerini karşılamayacak oranda ekonomik güçlük içerisinde bulunan, ancak dava açma ihtiyacı olan kimseler için HMK’nın 334 ve devamındaki maddelerinde adli yardım müessesesi düzenlenmiştir. HMK’nın 334. maddesinin 1. fıkrası gereğince, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukukî korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilmektedirler. Aynı Kanun'un "Adli yardımın kapsamı" başlıklı 335. maddesinde de, “(1) Adli yardım kararı, ilgiliye, aşağıdaki hususları sağlar: a) Yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet. b) Yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyet. c) Dava ve icra takibi sırasında yapılması gereken tüm giderlerin Devlet tarafından avans olarak ödenmesi. ç) Davanın avukat ile takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat temini. (2) Mahkeme, talepte bulunanın, yukarıdaki bentlerde düzenlenen hususlardan bir kısmından yararlanmasına da karar verebilir. (3) Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.” hükmü yer almaktadır. Buna göre adli yardım kapsamında sağlanan haklar, genel olarak, peşin ödenmesi gereken giderlerin ertelenmesi, bazı giderlerin Devlet tarafından avans olarak karşılanması olup ilgilinin bu hakları hükmün kesinleşmesine kadar devam etmektedir. HMK'nın 335. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde ifade edilen avukatlık ücretinin ise, davada haksız çıkan taraf aleyhine hükmedilecek yasal vekâlet ücreti ile ilgisi bulunmamaktadır. Öte yandan, HMK’nın "Adli yardımla ertelenen yargılama giderlerinin tahsili" başlıklı 339. maddesinde, “(1) Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir. (2) Adli yardım kararından dolayı Devletçe ödenen veya muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, adli yardımdan yararlananın mağduriyetine neden olacağı mahkemece açıkça anlaşılırsa, mahkeme, hükümde tamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmasına karar verebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda aktarılan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden; adli yardım müessesesinin, yargılama ve icra takibi giderlerini ödeme gücünden yoksun bulunan kişilere hak arama özgürlüklerinin temini amacıyla tanınan bir hak olduğu da dikkate alındığında; HMK'nın 335. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca kişinin hüküm kesinleşinceye kadar (geçici olarak) muaf tutulduğu "tüm yargılama giderleri" ifadesinden kastın, yalnızca adli yardım kararından yararlanacak tarafın bizzat yapacağı giderler olduğu; daha açık bir anlatımla, dava açarken ya da davanın devamı sırasında ödemekle yükümlü olduğu, yargı ve posta hizmetinden yararlanmasının karşılığı olan yargı harçları, posta avansları, bilirkişi ücreti, keşif masrafı gibi gider kalemlerini kapsadığı, davanın sonucunda haksız çıkması halinde karşı (davayı kazanan) tarafa ödemekle yükümlü olacağı yasal vekâlet ücretini içermediği sonucuna varılmaktadır. Esasen, HMK'nın 326. ve 330. maddelerinde, yasal vekâlet ücretinin, davada haksız çıkan taraf aleyhine hükmedileceği ve davada haklı çıkan tarafa ait olacağı yolundaki kurala, adli yardım bakımından bir istisna getirilmemiş, böylelikle davayı kazanan tarafın yasal vekâlet ücretine ilişkin hakkı her durumda korunmuştur. Nitekim Anayasa Mahkemesi, 29/12/2021 tarihli ve Başvuru No:2018/3222 sayılı kararında, davada haklı çıkan taraf lehine hükmedilen yasal vekâlet ücretinin, mülkiyet hakkının güvencelerinden yararlanacağını kabul etmiştir. Daha açık bir anlatımla, adli yardım müessesesi, yalnızca Devletin kendi alacağının tahsilini bir müddet ertelemesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle, davada haksız çıkan tarafın, karşı tarafı vekil tutmak zorunda bırakmış olması nedeniyle ödemeye mahkum edildiği ve davayı kazanan tarafa ait olan yasal vekâlet ücretinin, adli yardım kapsamında geçici muafiyet tanınan giderler arasında kabul edilmesi mümkün değildir. Aynı şekilde, HMK'nın 339. maddesinin 2. fıkrasının metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, yasal vekâlet ücreti, anılan fıkrada kesin/süresiz muafiyet tanınan yargılama giderleri arasında da yer almamaktadır. Aksi kabulün, davayı kazanan tarafın mülkiyet hakkı ile hakkaniyet ilkesiyle bağdaşmayacağı açıktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28/04/2022 tarihli ve E:2020/11-123, K:2022/620 sayılı kararında da, bu husus aynen kabul edilerek şu gerekçelere yer verilmiştir. "Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinde, yargılamanın sonunda haksız çıkan taraftan tahsili gerektiği düzenlenen yargılama giderlerinden maksat, hükmün lafzından da anlaşıldığı üzere, Devlet tarafından avans olarak yargılamanın başında ödenip ilgili taraftan tahsili ertelenen giderler olup bu kapsama, yargılamanın sonucunda taraf vekilleri lehine mahkemece, haksız çıkan taraftan tahsil edilmek üzere kanunen takdir edilen vekâlet ücretleri girmez. Dolayısıyla yargılama sonunda vekille temsil edilen taraf lehine mahkemece hükmedilecek olan vekâlet ücretinden, HMK’nın 339/2. maddesinden faydalanılarak indirim yapılamaz. Zira aksinin kabulü hâlinde, yargılama sonucunda haksız çıkmasına rağmen haklı olan karşı tarafa ait olan vekâlet ücretine dair hakkın, HMK’nın 339/2. maddesiyle ihlâl edilmesi söz konusu olur. Ayrıca haklı çıkan ve vekil ile temsil edilen karşı tarafın lehine hükmedilecek vekâlet ücretinden HMK’nın 339/2. maddesi gereği indirim yapılabileceğine dair bir kabul, adli yardımdan yararlananın iddiasının yahut savunmasının açıkça dayanaktan yoksun olmamasına dair adli yardımdan yararlanma koşuluna aykırılık oluşturacak olup bu durum, kanun koyucunun adli yardım müessesesiyle ilgili amacına aykırı olarak adli yardımdan yararlanan ve dava sonucunda haksız çıkan tarafın korunması sonucunu doğurur." Bütün bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık incelendiğinde; her ne kadar temyize konu İdare Mahkemesi kararında, davacının yargılama giderini ödemekten muaf tutulmasına ve davalı idare lehine avukatlık ücreti hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; yukarıda detaylıca açıklandığı üzere, yasal vekâlet ücreti, bir yargılama gideri olmakla birlikte adli yardımla muafiyet tanınan yargılama giderleri arasına, dolayısıyla HMK’nın 339/2. maddesi kapsamına girmediğinden; İdare Mahkemesince, davanın reddine karar verilen kısmı yönünden davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, İdare Mahkemesi kararının, davada reddedilen kısım bakımından haksız çıkan davacının adli yardım kapsamında yer almayan yasal vekâlet ücretinden muaf tutulmasına ve davalı idare lehine avukatlık ücreti hükmedilmesine yer olmadığına ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE, 2. Davalı idarenin vekalet ücretine ilişkin temyiz isteminin KABULÜNE, esasa yönelik temyiz isteminin REDDİNE, 3. ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının esasa ilişkin kısmının ONANMASINA, "davacının yargılama giderini ödemekten muaf tutulmasına ve davalı idare lehine avukatlık ücreti hükmedilmesine yer olmadığına" ilişkin kısmının BOZULMASINA, 4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/09/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.