1. Hukuk Dairesi 2011/360 E. , 2011/2182 K. "" MAHKEMESİ : EREĞLİ(KONYA) 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/07/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakan eşi B’ın, miras bırakanı olan H’nin, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla dava konusu 126 ada 1, 476, 477, 616, 619, 620 ve 1324 parsel sayılı taşınmazlarını davalı A’ye muvazaalı satış işlemleri ile temlik ettiğini ileri sürerek, miras payı oranında tapu kayıtlarının iptaliyle adına tescili isteğinde b…
**1. Hukuk Dairesi 2011/360 E. , 2011/2182 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : EREĞLİ(KONYA) 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/07/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakan eşi B’ın, miras bırakanı olan H’nin, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla dava konusu 126 ada 1, 476, 477, 616, 619, 620 ve 1324 parsel sayılı taşınmazlarını davalı A’ye muvazaalı satış işlemleri ile temlik ettiğini ileri sürerek, miras payı oranında tapu kayıtlarının iptaliyle adına tescili isteğinde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu temlik işlemlerinin muvazaalı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; murisin kardeşi olan davacının, murisin eşine karşı açmış olduğu eldeki davada , taşınmaz satmaya ihtiyacı bulunmayan murisin mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı taşınmaz temliklerde bulunduğunu ileri sürdüğü; davalının ise murisin kanser hastası olması nedeniyle taşınmaz satmaya ihtiyacı bulunduğu ve kendisinin taşınmazları almaya ekonomik gücünün olduğunu belirterek davanın reddini savunduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.