10. Hukuk Dairesi 2023/2873 E. , 2024/7513 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/438 E., 2021/1097 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 22. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/505 E., 2021/14 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi
**10. Hukuk Dairesi 2023/2873 E. , 2024/7513 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/438 E., 2021/1097 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 22. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/505 E., 2021/14 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı sigortalının 29.12.2005 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunmuş olup, zamanaşımı definin saklı tutulan alacak taleplerini de kapsadığını, müvekkilinin işyerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, iş kazasının meydana gelmesinde müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, olayda davacının ihmal ve kusurunun bulunduğunu, davacının halen müvekkil şirkette çalışmaya devam ettiğini, iddia edildiği şekilde beden gücü kaybının söz konusu olmadığını, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, maddi tazminat davasında, davanın kabulü ile 473.548,57 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 29.12.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat davasında, davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29.12.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazının Mahkemece nazara alınmadığını, maddi tazminat davasının belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, kusur raporunu kabul etmediklerini, Yüksek Sağlık Kurulu tarafından belirlenen maluliyet oranına itiraz ettikleri halde Adli Tıptan rapor alınmamasının hatalı olduğunu, aktüerya bilirkişisinin hesaplamalarını kabul etmediklerini, SGK tarafından bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesinin gerektiğini, davanın tümden reddi gerektiğini, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda ortadan kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davacının 29.12.2005 tarihinde uğradığı iş kazası sonucunda yaralandığı, davacının iş kazası nedeniyle oluşan maluliyet oranının SGK Yüksek Sağlık Kurulunun raporuna göre %54 olarak tespit edildiği, maddi tazminat istemi yönünden hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunda, ücret, yaş, bakiye ömür, işlemiş kazanç dönemi geliri, iskontolu kazanç dönemi geliri ve emeklilik geliri, maluliyet oranı ve kusur durumları gibi tazminat unsurlarının gözönüne alındığı ve raporun doğru tespitler içerdiği anlaşıldığından Mahkemece bu rapor esas alınarak değerlendirme yapılmasında ve maddi tazminat miktarının 473.548,57 TL olarak hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmayıp, hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan raporun dosyada bulunan bilgi, belge ve dosya kapsamına uygun olarak hazırlandığı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu ve bakiye ömür süresinin PMF tablosuna göre belirlenmesinin yerleşik yargısal kararlara uyumlu olduğu, hüküm esas alınan kusur raporunun da dosya kapsamıyla örtüştüğü anlaşılmakla, davalı tarafın kusur oranı ve malulüyet oranına yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı kanaatine varıldığı, SGK Yüksek Sağlık Kurulu raporunun davalı vekiline 03.07.2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, davalı vekilince yasal süre içinde Yüksek Sağlık Kurulu raporuna itiraz edilmediği, 07.12.2020 tarihli ıslah dilekçesine yönelik itiraz dilekçesinde davalı vekilinin maluliyet oranına ilişkin Yüksek Sağlık Kurulu raporuna itiraz ettiği, ancak bu itirazın yasal süre içinde yapılmadığı için bu itiraza itibar edilemeyeceği, %54 oranındaki maluliyet oranının davacı yönünden kazanılmış hak oluşturduğu ve kesinleştiği sabit olup, davalının maluliyet oranı yönünden dosyanın bir kez de Adlı Tıp Kurumu'na gönderilmesi gerektiğine yönelik davalı istinafının haklı olmadığı, kaza tarihinin 29.12.2005 dava tarihinin 07.09.2015 olduğu gözetildiğinde işbu davada zamanaşımının dolmadığının sabit olduğu, sonuç olarak; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve davalı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri ile re'sen bakılacak kamu düzenini ilgilendiren hususlar dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 54 üncü, 55 nci, 74 ncü ve 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 ncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 ncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Dosya kapsamından, davacının iş kazası sonucu %54 oranında sürekli iş göremezliğinin bulunduğu ve iş kazasının meydana gelişinde davacı sigortalının %10, davalının %90 oranında kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. 3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesine göre bedensel zarara uğrayan kişi tamamen veya kısmen çalışamamasından kaynaklanan zararını isteyebilir. Sigortalının bedensel zarar sonucu işgücü kaybı geçici veya sürekli olabilir. 4.Sigortalıya, iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle geçici iş göremez durumda bulunduğu sürece, Kurum tarafından 5510 sayılı Kanun'un 12 nci maddesi uyarınca geçici iş göremezlik ödeneği ödenir. Bu ödenek iş kazalarında olay, meslek hastalığında da tedavinin başladığı tarihten itibaren iş göremez durumda kaldığı sürece ödenir. Geçici iş göremezlik devresinde sigortalının çalışamadığı dönemde yoksun kaldığı gelirde iş kazası sonucu oluşan maddi zarar kapsamındadır. Raporlu olunan dönemde çalışamayan sigortalının bu dönemde yoksun kaldığı ücreti kadar bir zararının oluşacağı ve bu zararın da maddi zarar içerisinde kabul edilmesi gerektiği açıktır. Sigortalının zararlandırıcı olay nedeni ile tedavisinin devam ettiği ve çalışamadığı sürelerdeki maddi zararı bu dönemde % 100 iş gücü kaybına uğradığı kabulüne göre yapılmalıdır. Bilirkişi aracılığıyla maddi zararı tespit edilip SGK'ca sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği var ise bunun rücuya tabi kısmının hesaplanan maddi zarardan düşülmesi ile elde edilecek sonuç kazalının geçici iş göremezlik dönemi de denilen istirahatli dönemdeki karşılanmamış zararını ortaya koyacaktır. 5.Somut uyuşmazlıkta, davacı kazalıya yargılama konusu iş kazası nedeniyle istirahatli kaldığı süreler için geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığı, bu tahsislerin rücuya tabi kısımlarının davacının hesaplanan zararından tenzili ile davacının bakiye zararının tespiti gerekmekte olup Mahkemece bu hususa riayet edilmeyen bilirkişi raporuna itimat ile neticeye varılması doğru olmamıştır. 6.Öte yandan, iş kazasına maruz kalan sigortalının maddi tazminat miktarı, işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşur. Pasif dönem, sigortalının aktif çalışma döneminin sona ereceği, bir başka anlatımla emeklilik döneminin başlayacağının varsayıldığı tarihten itibaren, muhtemel bakiye ömrü sonuna kadar devam edecek olan dönemi ifade eder. Varsayıma dayalı olarak pasif dönem, erkeklerde 60, kadınlarda 55 yaşın dolduğu tarihte başlatılır. Bunun nedeni, hizmet sözleşmesi ile çalışanların yasa hükümlerine göre bu yaşta emekli olabileceklerinin kabulüdür. Gerçekte bu tür tazminat davalarında zarar hesabında varsayımlara göre sonuca gidilmesi bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Ancak dava sırasında sigortalının fiilen pasif döneme girdiği tarih anlaşılabiliyor ise artık varsayıma gidilerek sigortalı erkek ise 60, kadın ise 55 yaşına kadar aktif çalıştığı varsayımına göre hesap yapılmaz, aktif dönem zararının artık belli olan bu emeklilik tarihine kadar hesaplanması gerekir. Zira bilinen varken ihtimale göre hesap yapılması doğru değildir. 7.Somut uyuşmazlığa geldiğimizde, davacı kazalının dosya kapsamından yaşlılık aylığı almaya başladığı belli olduğuna göre, davacının aktif dönem sonunun yaşlılık aylığı almaya başladığı tarih olduğu, bu tarihten sonrasının davacı için artık pasif dönem olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır. 8.Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş, davacının tam olarak hangi tarihte yaşlılık aylığı almaya başladığını tespit ettikten sonra, pasif döneminin tespit edilen iş bu tarihten itibaren başlayacağını dikkate alan yeni bir bilirkişi hesap raporu almak, alınacak raporda Kurum tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin rücuya tabi kısmının hesap edilecek maddi tazminattan tenzil edilmesi suretiyle hükme esas alarak, taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek bir karar vermekten ibarettir. 9. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 10. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin temyiz istemleri nedeniyle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 3. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.