8. Hukuk Dairesi 2014/12903 E. , 2014/18796 K. MAHKEMESİ : Urla Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 27/05/2013 NUMARASI : 2008/211-2013/252 N.. C.. ile M.. C.. aralarındaki katkı payı davasının kabulüne dair Urla Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 27.05.2013 gün ve 211/252 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.10.2014 Salı günü tayin edil…
**8. Hukuk Dairesi 2014/12903 E. , 2014/18796 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Urla Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 27/05/2013 NUMARASI : 2008/211-2013/252 N.. C.. ile M.. C.. aralarındaki katkı payı davasının kabulüne dair Urla Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 27.05.2013 gün ve 211/252 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.10.2014 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Av. E.. Ö.. geldi. Karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Nazife vekili, tarafların boşandıklarını, evlilik içinde davalı adına alınan 1705 ada 6 parseldeki 2 numaralı meskenin alımında davacının sahip olduğu 2 kilo değerindeki altınlarını bozdurarak ve babasından mirasen hissesine düşen 30.000 Mark ile katkıda bulunduğunu, davacının toplam katkısının 3/4'e denk geldiğini, erkeğin az katkısı olmasına rağmen kadının Alman vatandaşı olmasının tapu almasına engel oluşturması, davacının evliliğin bir ömür boyu süreceği ve kocası adına tapu işlemlerinin kolay olacağı inancı ile tapunun erkek adına yapılmasında sakınca görmediğini açıklayarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000 TL. katkı payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat hesabı ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, harcını da tamamladığı 17.04.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 133.539,87 TL'ye yükseltmiş, dava ve ıslah tarihlerinden itibaren faiz talebinde de bulunmuştur. Davalı Mehmet Ceyhan vekili, davacının taşınmazın alımında bir katkısının veya katkı yapacak bir gelirinin, bahsedilen bir altınının hiç olmadığını, düğünde takılan altınların yaklaşık 400 ile 500 gram arası olup evlilik süresince davacı tarafından ev alımından önce ve sonra peyderpey kendisi tarafından paraya çevrilerek kullanıldığını, kendisinin hiçbir geliri olmaması sebebiyle açtığı güzellik salonunun tüm giderlerini de davalının karşıladığını, ayrılık aşamasında da o yerin davacı tarafından satılarak paraya çevrildiğini, dava konusu taşınmazın ise davalının babası Y.. C..’in yurt dışındaki birikimleri ile alındığını, o dönemde tarafların böyle bir taşınmazı alacak gelirleri ve birikimleri bulunmadığını, davalının babasının Türkiye’ye dönmeleri durumunda oturmaları için evi alıp davalıya hediye ettiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davacının davasının kabulü ile, 133.539,87 TL katkı payının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar 19.11.1993 tarihinde evlenmişler, 20.06.2005 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 05.01.2009 tarihinde kesinleşmesi ile boşanmışlardır.TMK'nun 225/2. maddesi uyarınca mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Bu durum karşısında eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerinden, evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca eşler arasında mal ayrılığı, bu tarihten boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise edinilmiş mallara katılma rejimi (TMK. m. 202-241) geçerlidir. Nüfus kaydındaki bilgilerden davacı kadının, 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 20.maddesine göre Bakanlar Kurulunun 01.08.2001 gün 2001/2913 sayılı kararı ile Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verildiği ve Türk vatandaşlığından çıkma belgesini teslim aldığı 28.08.2002 tarihinde Türk vatandaşlığını kaybettiği ve Alman vatandaşı olduğu görülmektedir. Dava konusu Urla İlçesi 1705 ada 6 parseldeki 2 numaralı mesken 09.08.2000 tarihinde davalı adına satın alınarak tapuya tescil edilmiştir. Davalının sunduğu adi yazılı satış sözleşmesinde meskenin 62.500 Marka satın alındığı, 15.000 Mark peşinat verilip kalanın 6 taksitte ödeneceği yazılıdır. Davacı taraf katkının, ziynetlerin satışı ve davacının babasının miras payına istinaden verdiği 30.000 Mark ile yapıldığını iddia ederken, davalı taraf ise bir katkı söz konusu olmadığını ve meskenin tamamen davalının babası tarafından alınarak davalı adına tescil ettirildiğini savunmaktadır. Alım tarihi ve dosya kapsamına göre davacının talebi katkı payı alacağına ilişkindir. Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre davacı taraf Türk vatandaşı olmaması sebebiyle davalı adına tescil yapıldığından ve taşınmazın ziynetler ve davacının babasının miras payından gelen 30.000 Mark ile alımından bahsedilmekte ise de nüfus kayıtlarına göre davacının meskenin alım tarihi 09.08.2000 tarihinde Türk vatandaşı olması, davacının babasının 30.000 Mark miras parası ile ilgili soyut tanık beyanları dışında herhangi bir delil bulunmaması, ziynetlerin miktarı ile ilgili yüksek miktarda iddiada bulunulmuş ise de dosyaya sunulan 4 adet cd ve 2 adet fotoğraf ile bu delilleri destekler nitelikteki tanık beyanları karşısında, katkının ispatında Daire içtihatları ile de benimsendiği üzere davanın niteliği itibarıyla tam olarak ispatın bu davalarda mümkün olmadığı da dikkate alındığında 30.000 Mark ile katkısının olmadığı, davacının dava konusu meskenin alımında yalnızca düğünde takılan ziynetlerin satışından gelen ve düğünde takılan paralarla katkıda bulunduğunun kabulü gerekir. Düğünde takılan ziynetler ve paralarla yapılan katkı dışında davacı taraf çalışmadığına, herhangi bir gelir elde etmediğine göre bakiye bölüm de davalının kişisel malı olarak kabul edilmelidir. Mahkemece ziynetler dışında ayrıca mark ile katkıda bulunduğunun da kabul edilmesi doğru değildir. Mahkemece, yapılması gereken iş; davacının yalnızca düğünde takılan paralar ve ziynetlerin satışından gelen para ile katkıda bulunduğu, meskenin 09.08.2000 alım tarihindeki değerinin 18.473,09 TL olduğu kabul edilerek, kuyumcu bilirkişinin cd’ler ve fotoğraflar üzerindeki incelemeleri sonunda 31.01.2011 tarihli raporunda bildirdiği değerlere göre 30.000 Mark karşılığı 8.971,29 TL'nin toplam 18.473,09 TL değerden düşüldükten sonra ziynetler ve düğünde takılan paralardan gelen katkı miktarını ise 7.474,67 TL olarak dikkate almak, buna göre davacının meskenin alım tarihindeki katkı oranının (7.474,67/18.473,09) %40,46 olduğundan hareketle, bu oranın dava konusu meskenin dava tarihindeki piyasa sürüm değeri 150.000 TL ile çarpmak suretiyle davacının katkı payı alacağı miktarını belirlemek olmalıdır. Dosya kapsamı ve toplanan delillere göre bu şekilde hesaplama yapılarak bulunacak katkı payı alacağına hükmedilmesi gerekirken, hatalı şekilde ayrıca 30.000 Mark ile de katkıda bulunulduğu kabul edilerek yazılı şekilde davalı aleyhine fazla alacağa hükmedilmesi doğru olmamıştır. Davalı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle usul ve kanuna aykırı görülen hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, yine 6100 sayılı HMK'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 2.280,55 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 21.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.