10. Hukuk Dairesi 2012/19016 E. , 2013/10746 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi KARAR Davacı, 03.11.1986-15.08.2005 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan
**10. Hukuk Dairesi 2012/19016 E. , 2013/10746 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi KARAR Davacı, 03.11.1986-15.08.2005 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. Dava, davacının 03.11.1986-15.08.2005 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının Kurum'a verdiği matbu dilekçede, sigortalılığının vergi kaydına göre belirlenmesini talep ettiği, Kurum tarafından bu şekilde işlem yapıldığı ve bağımsız çalışması bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Kanun Bağ-Kur'lu olabilme yönünden, söz konusu 24 üncü maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Kanun , sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir. Davacının şahsi sicil dosyasının incelenmesinden, 01.05.1984 tarihi itibariyle Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, ancak daha sonra davacının 2006 tarihli dilekçesiyle sadece vergi kaydı esas alınarak zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiğini talep ettiği dilekçesi dikkate alınarak 01.05.1984-30.09.1985, 03.11.1986-30.04.1987, 01.06.1989-31.01.1990 tarihleri arasında zorunlu Bağ-kur sigortalısı sayıldığı anlaşılmaktadır. Davacının 25.02.1985 tarihinden itibaren devam eden oda kaydı, 08.03.1985 tarihinden itibaren de esnaf ve sanatkar sicil kaydı ile 01.05.1984-30.09.1985 ve 03.11.1986-30.04.1987 tarihleri arasında vergi kaydı bulunmaktadır. Davacının bu davada Bağ-Kur sigortalılığının geçerli sayılmasına karar verilmesini istediği görülmektedir. Davacının daha önce Bağ-Kur'a verdiği matbu dilekçesi, sosyal güvenlik hakkıyla ilgili kamu düzenine ilişkin bu davada dikkate alınamaz. Bağ-Kur Kanununun 26 ncı maddesine göre sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz. Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında, Mahkemece, giriş bildirgesi de celbedilmek suretiyle yukarıda belirtilen yasal mevzuat çerçevesinde davacının uyuşmazlık konusu dönemde sigortalı sayılıp sayılamayacağı irdelenmeli, ayrıca bu dönemde kendi nam ve hesabına çalışıp çalışmadığın araştırılmalı, gerektiğinde zabıta araştırması yapılmalı ve tanık dinlenmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 17.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.