1. Hukuk Dairesi 2010/2372 E. , 2010/3487 K. "" MAHKEMESİ : PAZAR(RİZE) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/04/2009 Taraflar arasında görülen davada;Davacı, davalılar adına kayıtlı .parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün, kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını özel mülke konu olamayacağını ileri sürerek, tapunun iptal ve terkini ile yapıların yıkımına karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen ka…
**1. Hukuk Dairesi 2010/2372 E. , 2010/3487 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : PAZAR(RİZE) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/04/2009 Taraflar arasında görülen davada;Davacı, davalılar adına kayıtlı .parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün, kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını özel mülke konu olamayacağını ileri sürerek, tapunun iptal ve terkini ile yapıların yıkımına karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar, Dairece;" öteki temyiz itirazlarının reddiyle, çekişmeli taşınmazın yapılan uygulama ile kıyıda kalan bölümü yönünden davanın kabul edilmiş olması karşısında davanın kısmen kabul edildiği, söylenemeyeceğinden yargılama giderlerinin davalıdan tahsili ile davalı yararına avukatlık parasına hükmedilmemesi gereğine" değinilerek bozulmuş, bozma ilamına uyularak 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesine göre hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . . raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, çekişme konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptal isteğine ilişkin olup, mahkemece; 3402 Sayılı Yasa’nın 12. maddesinde 5841 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklik gözetilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine, Ancak, hemen belirtilmelidir ki, bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü ya da yeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse, davada haksız çıkmış olmasına rağmen, yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaz. Anılan bu kural yasal ve yargısal uygulamada kararlılık kazanmıştır. (Baki Kuru, Hukuk Usulü Mahakemeleri 5. Cilt, sayfa 5338, dipnot 159; 10. H.D. 21.12.1976, 8770/8739 ve dipnot 160: 5. HD 12.09.1977, 5445/5655 dipnot 161: 10. HD 24.02.1976, 6296/1297) Ayrıca, her dava açıldığı tarihteki koşullara bağlıdır. Öte yandan avukatlık ücreti 04.09.1957 tarih ve 4/16 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca yargılama giderlerinden sayılır. Davacı Hazine, temyiz dilekçesinde sair nedenlerden söz etmek suretiyle bu hususa. Değinmiştir Hal böyle olunca, somut olayda mahkemece yapılan keşif sonucu çekişmeli bölümün kıyı kenar çizgisine göre kıyıda bulunduğu ve dava tarihinde davacı Hazine’nin haklı olduğu anlaşıldığına ve yargılama sırasında yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa gereğince dava reddedildiğine göre davalının tüm yargılama giderlerinden ve nispi avukatlık ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, aksine yazılı düşüncelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.