Başvuru, Yunan ve Türk makamları tarafından ayrı ayrı cezalandırılması sebebiyle aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanmama veya cezalandırılmama (ne bis in idem) ilkesinin, mahkûmiyetin temel olarak sorgulanma fırsatı verilmeyen bir tanığın beyanlarına dayandırılması nedeniyle tanık sorgulama veya sorgulatma hakkının ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; Yunan ve Türk makamları tarafından ayrı ayrı cezalandırılması sebebiyle aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanmama veya cezalandırılmama (ne bis in idem) ilkesinin, mahkûmiyetin temel olarak sorgulanma fırsatı verilmeyen bir tanığın beyanlarına dayandırılması nedeniyle tanık sorgulama veya sorgulatma hakkının ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 23/3/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Yunanistan ülke sınırları içinde Yunan vatandaşı K.K.nın üzerinde 22/3/2004 günü yapılan aramada 304 gram uyuşturucu madde (eroin) ele geçirilmesi nedeniyle Yunanistan adli makamlarınca soruşturma başlatılmıştır. K.K. Yunanistan adli makamlarınca alınan beyanında bahse konu uyuşturucuyu yine Yunanistan sınırları dâhilinde başvurucudan aldığını beyan etmiştir. Başvurucu ve K.K.nın Yunanistan Thraki Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılaması sonucunda K.K.nın 2 yıl hapis ve 000 avro para cezası, başvurucunun ise uyuşturucu madde ithal etme, satma ve ülkeye izinsiz girme suçlarından 2 yıl 3 ay hapis ve 500 avro para cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki istinabe evraklarından başvurucunun 26/3/2004 ile 15/11/2004 tarihleri arasında Yunanistan'da tutuklu kaldığı tespit edilmiştir. Başvurucu tahliye edildikten sonra 30/11/2004 tarihinde Türkiye'ye giriş yapmış ve sonrasında Bakanlık Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 7/7/2006 tarihli yazısı uyarınca, yurt dışına uyuşturucu madde ihraç etme suçundan başvurucu hakkında Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) soruşturma başlatılmıştır. Yapılan soruşturma neticesinde başvurucunun ve Yunan vatandaşı K.K.nın uyuşturucu maddelerden eroin ihracı suçunu işlediklerinden bahisle haklarında Başsavcılık tarafından iddianame tanzim edilmiştir. Başvurucu ve diğer sanık K.K.nın yargılaması Edirne Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) yapılmıştır. Mahkeme, sanık K.K.nın savunması, delillerin tespiti ve Thraki Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının kesinleşme şerhli tasdikli bir suretinin temini hususlarında Yunanistan adli makamlarına istinabe evrakı tanzimine karar vermiştir. Sanık K.K.nın uluslararası istinabe ile talep edilen ve Yunan adli makamlarınca alınan savunması ve Yunanistan'da yapılan yargılamaya ilişkin mahkeme evrakları Türkçe tercümesiyle birlikte yargılama dosyasına girmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda eroin ihraç etme suçundan Yunan vatandaşı K.K.nın beraatine, başvurucunun ise suç tarihinde yürürlükte ve lehine olan 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'na göre 10 yıl hapis ve 117 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına 19/11/2014 tarihinde karar verilmiştir. Mahkeme ayrıca Yunanistan Thraki Ağır Ceza Mahkemesinin 363/2004 sayılı kararı ile başvurucu hakkında verilen hapis cezasının 765 sayılı mülga Kanun'un maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca cezasından mahsubuna karar vermiştir. Kararın başvurucu tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme neticesinde Yargıtay Ceza Dairesi 22/2/2018 tarihli kararıyla hükmü onamış ve karar bu tarihte kesinleşmiştir. Başvurucu, nihai karardan 22/2/2018 tarihinde haberdar olduğunu beyan etmiştir. Başvurucu 23/3/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk Olay tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı mülga Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: " Uyuşturucu maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal veya ithal edenlere on yıldan yirmi yıla kadar ağır hapis ve uyuşturucu maddenin her gram ve küsuru için ellibin lira ağır para cezası verilir."1 numaralı fıkrada yazılı maddeleri ihraç edenlere, altı yıldan oniki yıla kadar ağır hapis ve uyuşturucu maddenin her gram ve küsuru için ellibin lira ağır para cezası verilir."Böylece ihraç edilmiş maddeler dolayısıyla yabancı memlekette hükmedilmiş ve çekilmiş veya yabancı ülkede çekilmemiş olmakla beraber Türkiye'de infazı kabil cezalar çekildikleri takdirde, ihraç sebebiyle hükmedilecek cezadan indirilir."Yukarıdaki fıkralarda gösterilen uyuşturucu madde eroin, kokain, baz morfin, morfin ise, fail hakkında verilecek ceza bir katı oranında artırılır...."B. Uluslararası Hukuk Uluslararası Sözleşmeler İlgili sözleşmeler için bkz. Ünal Gökpınar [GK], B. No:2018/9115, 27/3/2019, §§ 29- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) "ne bis in idem" ilkesinin genel nitelikli suç isnadı yönünden adil yargılanma hakkıyla bağlantılı özel bir güvence olduğunu belirtmektedir. AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 7 No.lu Protokol'ün maddesinin amacının ise nihai kararla sonuçlanan cezai süreçlerin tekrarlanmasını yasaklamak olduğunu vurgulamaktadır (Nikitin/Rusya, B. No: 50178/99, 20/7/2004, 35). AİHM Sözleşme'ye ek 7 No.lu Protokol'ün maddesi bağlamında öncelikle yapılan takibatların cezai nitelikte olup olmadığını, hukuka aykırı eylemin ulusal mevzuattaki hukuki tasnifi, eylemin niteliği ve ilgili kişinin maruz kaldığı cezanın ağırlığının derecesini dikkate alarak değerlendirmektedir (A ve B/Norveç [BD], B. No: 24130/11, 29758/11, 15/11/2016, § 105; Sergey Zolotukhin/Rusya [BD], B. No: 14939/03, 10/2/2009, § 53). AİHM, Sözleşme'ye ek 7 No.lu Protokol'ün maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan "aynı devletin yargı yetkisi altında..." şeklindeki ifadenin maddeyi ulusal düzeyde uygulamayla sınırladığını bildirmektedir. AİHM, aynı eylemle ilgili olarak birden fazla ülkede tekrarlanan dava süreçlerine ilişkin şikâyetlerin mahkemece kabul edilemez bulunduğunun altını çizmektedir (Krombach v. France, B. No: 67521/14, 20/2/2018, §§ 35-42; Amrollahi v. Denmark, B. No: 56811/00, 28/6/2001; Sarria v. Poland, B. No: 80564/12, 13/10/2015, § 24).