(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2011/7855 E. , 2011/11020 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.09.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil veya tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 13.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 31.05.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı gelmedi. K…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2011/7855 E. , 2011/11020 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.09.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil veya tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 13.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 31.05.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı gelmedi. Karşı taraftan davalı Hazine vekili Av.... ... geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Eksiklik nedeniyle dosyanın mahalline geri çevrilip, eksiklik tamamlanmasından sonra bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, 1282 sayılı parselin tapu kaydında murisi ... ... lehine belirtme bulunduğunu ancak taşınmazın paylı olarak davalılar adına tapuya tescil edildiğini, davalılardan ...’nın aleyhine elatmanın önlenmesi davası açtığını ve yararına hüküm aldığını, aynı davalının taşınmazda ortaklığın giderilmesi amacıyla sulh mahkemesinde dava açtığını, mahkemece taşınmazdaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verildiğini fakat kayıttaki belirtme nedeniyle yararına olan hakların gözetilmediğini, taşınmazdaki 16/48 olan Hazine payının adına tescilini, olmadığı takdirde 334.000,00 TL’nin davalı ...’den 166.000,00 TL’nin ise davalı Hazine’den tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine ve ..., hak düşürücü süre bulunduğunu, daha önce açılan davaların bu dava bakımından kesin hüküm oluşturduğunu, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle dava reddedilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir. Burada öncelikle kesin hüküm olgusu üzerinde durulması gerekecektir. Gerçekten, kesin hüküm ancak konusunu teşkil eden husus bakımından muteberdir. HUMK’nun 237.maddesi uyarınca kesin hükümden söz edebilmek için iki tarafın, dava konusunun ve dayanılan dava, sebebinin bir olması gerekir. Mahkemece, kesin hüküm oluşturduğu kabul edilen Gaziantep 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/5 esasında kayıtlı dava kayıt maliklerinden ... tarafından bu davanın davacısı ... aleyhine açılmış elatmanın önlenmesi ve tazminat istemine, Gaziantep 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/1814 esasında kayıtlı dava ise yine kayıt maliki ... tarafından 1282 sayılı parseldeki ortaklığın giderilmesi amacıyla açılan davaya ilişkindir. Eldeki davada ise davacı, taşınmazın tapu kaydındaki muhdesat şerhi nazara alınmaksızın satışa karar verildiğini ileri sürerek Borçlar Kanununun 61. vd maddelerine dayanıp sebepsiz iktisap nedeniyle iade talebinde bulunmuştur. Görülüyor ki, eldeki dava ile taraflar arasında daha önce cereyan eden davadaki dayanılan hukuki sebepler tamamen farklıdır. Bu yüzden, kesin hüküm bulunduğunun kabulüne olanak yoktur.