Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davada hâkimin tarafsız olmaması, verilen kararın haksız ve gerekçesiz olması, hükme esas alınan bilgi ve belgelerin incelettirilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının; kararın takipsizlik kararı ile sonuçlanan ceza soruşturmasına konu suçun işlendiği yönünde ifadeler içermesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davada hâkimin tarafsız olmaması, verilen kararın haksız ve gerekçesiz olması, hükme esas alınan bilgi ve belgelerin incelettirilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının; kararın takipsizlik kararı ile sonuçlanan ceza soruşturmasına konu suçun işlendiği yönünde ifadeler içermesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 21/7/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Gülhane Askeri Tıp Akademisinde (GATA) Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı olarak görev yapmakta iken başvurucu hakkında; askerî öğrenciler ile irtibata geçip onları istihbarat birimlerinde çalıştıracağı vaadiyle kandırarak emekli astsubay Y.Ö. ile tanıştırıp onunla cinsel ilişkiye zorladığı yolunda gelen ihbar ve şikâyetler üzerine idari tahkikat başlatılmıştır. İdari tahkikat raporunda özetle; i. Başvurucunun emekli astsubay olan Y.Ö. ile birlikte bazı askerî öğrenci ve askerî personeli istihbarat birimlerinde çalıştırma vaadiyle kandırdıkları, Y.Ö.nün tehdit ve şantaj yolu ile bu kişilerle kendisi pasif olacak şekilde cinsel ilişki yaşadığı, yaşadığı ilişkileri kayıt altına aldığı ve bu kayıtlar vasıtasıyla ilişkinin devam etmesini sağladığı, tüm bu faaliyetlerde başvurucunun kendisine yardımcı olduğu, bu kapsamda astsubay öğrencisi A.nın başvurucu adına kayıtlı hattan aranarak tehdit ve şantaja uğraması ile ilgili Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığı,ii. Astsubay H.A.nın Y.Ö. ile başvurucu tarafından tanıştırıldığı, H.A.nın başvurucu tarafından yapılan istihbarat teşkilatında çalışma teklifini kabul ettiği ancak bu fikrinden vazgeçmesi üzerine başvurucu tarafından tehdit edildiği, daha sonra tehdit ve şantaj yolu ile Y.Ö. ile ilişki yaşamaya başladığı, başvurucu tarafından kiralanan evde H.A. ile Y.Ö nün birlikte kaldığı, başvurucunun sık sık kendilerini ziyarete gittiği, H.A.nın Y.Ö. ile ilişki yaşamaya devam etmek istememesi üzerine Y.Ö. tarafından gönderilen ihbar mektupları sonucu H.A.nın Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ilişiğinin kesildiği,iii. Astsubay T.nin GATA'da öğrenci olduğu dönemde başvurucu tarafından kendisine Hava Kuvvetleri Komutanlığı (Hv. Kuv. K.) bünyesinde bir istihbarat teşkilatı bulunduğu ve bu teşkilata girmesi durumunda maaşında yüklü miktarda bir artış olacağının ifade edildiği,iv. Başvurucunun astsubay G.T. ile okul nizamiyesine not bırakarak buluştuğu, başvurucunun arabasında kendisini Yalova'nın Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) şefi olarak tanıttığı ve Y.Ö. ile G.T.yi tanıştırdığı, Y.Ö.nün G.T.yi MİT'e giriş prosedürleri için Yalova'daki evine davet ettiği ve Yalova'da kendisini başvurucu ile birlikte karşıladığı, Y.Ö.nün G.T.yi MİT'teçalışmaya başlamak için ön şart olduğu bahanesi ve tehdit/şantaj yolu ile kendisiyle ilişki yaşamaya zorladığı, G.T.nin kabul etmemesi üzerine başvurucunun G.T.yi okulda çağırarak "Herkes senden şikâyetçi, yapman gereken şeyleri neden yapmıyorsun? Biz sana güvendik, senin yüzünden biz zor duruma düşüyoruz." şeklinde konuştuğu,v. Hv. Kuv. K. İstihbarat Başkanlığı kayıtlarında başvurucunun eş cinsel şahıslar ile ilişki içinde olduğu, Y.Ö. ile birlikte tehdit ve şantaj yoluyla bazı öğrencileri eş cinselliğe zorladıklarına ilişkin bilgilerin bulunduğu, MİT Müsteşarlığı tarafından başvurucu ile Y.Ö. arasındaki irtibatın teyit edildiği,vi. Y.Ö. hakkında "cebren ırza geçme, küçükleri baştan çıkarma, iffete taarruz etme" suçlamalarıyla Afyon İl Emniyet Müdürlüğünce işlem yapıldığının bildirildiği hususlarına yer verilmiştir. Söz konusu raporda; başvurucunun mesleki yönden disiplin ve ahlaki durumunun ilgili mevzuat hükümleri kapsamında oluşturulacak komisyon tarafından incelenmesi, ayrıca MİT Müsteşarlığında çalıştığını ifade ederek personeli istihbarat teşkilatında çalıştırma vaadi ile kandırdığı ve bunu örgütsel bir yapı içinde yaptığı anlaşılan personel hakkında adli işlem başlatılması gerektiği yönünde değerlendirme ve teklifte bulunulmuştur. Başvurucu hakkında 2011 ve 2012 yıllarında sicil amirlerince "Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir" sicili düzenlenmesi üzerine Hv. Kuv. K.lığı bünyesinde oluşturulan komisyon tarafından başvurucunun durumu değerlendirilmiştir. Komisyon tarafından da başvurucunun TSK'dan ayırma işlemine tabi tutulmasının uygun olacağı yönünde görüş bildirilmesi üzerine ilgili komutanlıklar nezdindeki onay işlemlerinin tamamlanmasının akabinde başvurucunun disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle 12/7/2012 tarihinde TSK'dan ilişiği kesilmiştir.A. Olaya İlişkin Ceza Soruşturması Süreci Genelkurmay Başkanlığı tarafından verilen soruşturma emri üzerine başvurucu hakkında soruşturma başlatan Askerî Savcılık 7/12/2012 tarihinde görevsizlik kararı vererek dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Görevsizlik kararında özetle;i. Başvurucunun GATA'da görev yapmakta iken öğretim üyesi olması nedeniyle irtibat kurduğu bazı astsubay öğrencileri ile astsubayları MİT bünyesinde çalıştıracağı vaadiyle emekli astsubay Y.Ö. ile tanıştırdığı, Y.Ö.nün, tanıştığı bu kişilere istihbaratçı olmaları için bazı test ve sınavlardan geçmeleri gerektiğini söyleyerek doğal yoldan sperm testi kapsamında kendisiyle cinsel ilişkiye zorladığı, devamında da bu ilişkilerini sürdürmek için şantaj yaptığı ve askerî öğrencilikten ya da astsubaylıktan ilişiklerini kestireceği yönünde tehditlerde bulunduğu, bu kapsamda bir öğrenci ve bir astsubayın TSK'dan ilişiklerinin kesildiği,ii. Bu süreçte başvurucunun ise öğrenci ve astsubayları istihbaratçı yapacaklarını söyleyip kandırarak Y.Ö. ile tanıştırdığı, cinsel saldırıya maruz kalan ya da kandırıldığını düşünerek Y.Ö ile ilişkilerini devam ettirmek istemeyen öğrenci ve astsubaylara ilişkilerini devam ettirme yönünde baskı yaptığı ve tehditte bulunduğunun elde edilen tüm deliller ve dosya kapsamından anlaşıldığı,iii. Başvurucunun eylemlerinin 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen tehdit ve cinsel saldırı suçuna iştirak suçlarını oluşturduğu, ancak başvurucunun resen ayırma işlemine tabi tutularak 12/7/2012 tarihinde TSK'dan ilişiğinin kesilmiş olması karşısında soruşturma ve kovuşturmanın adli yargı mercileri tarafından yürütülmesi gerektiği hususlarına yer verilmiştir. Dosyanın gönderildiği Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tehdit ve basit cinsel saldırı suçuna iştirak suçlarından yaptığı soruşturma neticesinde 31/10/2013 tarihinde, başvurucu hakkında atılı suçlardan kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Takipsizlik kararının gerekçesinde; başvurucunun iştirak ettiği iddia edilen cinsel saldırı suçunun failinin (Y.Ö.) ölmüş olmasından dolayı hakkında bu konuda herhangi bir dava açılmamış olması ve söz konusu cinsel birlikteliklerin rıza dışında gerçekleştiğine dair herhangi bir delil elde edilmemesi nedeniyle tarafların rızaları dâhilinde gerçekleştiğinin kabulünün gerektiği, dolayısıyla başvurucunun oluşmayan bir suça iştirakının da düşünülemeyeceği ifade edilmiştir. Kararda ayrıca, başvurucunun astsubayları ve astsubay öğrencilerini söz konusu cinsel birlikteliğin devamı için tehdit ettiğine dair kamu davası açmaya yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediği de belirtilmiştir.B. Olaya İlişkin İdari Yargı Süreci Başvurucu, disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle TSK'dan ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle 3/9/2012 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır. AYİM Birinci Dairesi (Mahkeme) 9/10/2013 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde öncelikle başvurucu hakkındaki adli ve idari soruşturma süreçlerinden bahsedilmiş, bu kapsamda idari tahkikat raporu ile Askerî Savcılığın 7/12/2012 tarihli görevsizlik kararında geçen ve yukarıda da yer verilen hususlar(bkz. §§ 7, 10) aynı şekilde karara alıntılanmıştır.Kararın gerekçesinin diğer ilgili kısmı ise şöyledir:"...dava konusu ayırma işlemi değerlendirildiğinde; aynı zamanda ceza yargılamasına da konu olan yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen eylemleri nazara alındığında; davacının TSK'nın itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunduğu, bu mevcut durumu itibarıyla TSK'daki kamu hizmetini devam ettirmesine olanak kalmadığı, bu itibarla; tesis edilen ayırma işleminde idarece takdir yetkisinin objektif kıstaslara bağlı kalınarak, kişi yararı ile kamu yararı arasında denge gözetilerek kullanıldığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır." Anılan karara karşı karar düzeltme yoluna müracaat eden başvurucu 16/12/2013 tarihli karar düzeltme talep dilekçesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 31/10/2013 tarihli takipsizlik kararını dayanak göstererek ve dava konusu işlemin diğer hukuka aykırılık unsurlarından da bahsederek usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle incelemeye konu kararın kaldırılmasını istemiştir. Başvurucu söz konusu dilekçesinde ayrıca, dava dosyasına sunulan gizli belgeleri incelemesine imkân sağlanması ve buna göre savunma yapması için süre verilmesi ile Mahkeme heyetindeki üyelerden biri hakkında hâkimin reddi taleplerinde de bulunmuştur. Başvurucu; hâkimin reddi talebine gerekçe olarak üye hâkimin somut davaya dayanak soruşturma kapsamındaki maddi olaylardan biriyle ilgili olarak H.A. isimli şahıs hakkında askerî ceza mahkemesinde görülen davada da görev aldığı, bu dava dosyasında 2007 yılında verdiği ve kesin hüküm teşkil eden kararındaki kabul ve değerlendirmelerinin mevcut davadaki kabul ve değerlendirmeleriyle çeliştiği, bu durumun hâkimin tarafsız olmadığını ortaya koyduğu hususlarını göstermiştir. Mahkeme 4/3/2014 tarihli ara kararıyla hâkimin reddi talebini reddetmiştir. Mahkeme aynı tarihte verdiği diğer bir ara kararla ise daha önce davalı idareye iade ettiği gizli belgeleri geri istemiştir. Hâkimin reddi talebinin reddine dair kararın gerekçesinde; reddi istenen hâkimin H.A. hakkında yürütülen ceza yargılaması heyetinde başkan olarak yer aldığı belirtilmiş, söz konusu davanın başvurucu hakkında olmayıp başvurucunun sadece tanık olarak dinlendiğine, kararda başvurucu hakkında lehte veya aleyhte herhangi bir tespite yer verilmediğine dikkat çekilmiş, bu durumun tek başına hâkimin tarafsızlığından şüphe duyulmasını gerektiren bir sebep olarak kabul edilemeyeceği ifade edilmiştir. Davalı idare 4/3/2014 tarihli ara karar gereğince gizli belgeleri Mahkemeye tekrar göndermiştir. Mahkeme 1/4/2014 tarihinde, davalı idarece gönderilen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar içerdiğini; bu bilgi ve belgelerin başvurucuya incelettirilmemesi hâlinde savunma hakkının kısıtlanacağının değerlendirildiğini belirterek suret almamak ve şahısların isim-rütbe-makam bilgileri karartılmak kaydıyla gizli belgelerin başvurucu vekiline incelettirilmesine ve inceleme üzerine yapılacak savunma için yirmi gün süre verilmesine dair ara karar vermiştir. Başvurucu vekilinin söz konusu ara karara istinaden gizli belgeler dâhil tüm dava dosyasını incelediği hususu 17/4/2014 tarihli dava dosyası inceleme tutanağı ile kayıt altına alınmıştır. Başvurucu vekili söz konusu tutanağa, gerekçeli kararda yer alan ayrılış sicil belgesi, MİT belgesi ile Hv. Kuv. K.lığı İstihbarat Başkanlığı kayıtlarında eş cinsel şahıslar ile ilişki içinde olduğuna yönelik ibarenin dayanağı olan belgenin incelettirilmediği yönünde şerh düşmüştür. Başvurucu5/5/2014 tarihinde Mahkemeye ek bir karar düzeltme dilekçesi daha vermiş ve 17/4/2014 tarihinde dava dosyası kapsamında incelediği bilgi belgelere (istihbarat raporları/idari tahkikat raporu/ifade tutanakları/ihbar ve şikâyet dilekçeleri) yönelik savunmalarını dile getirmiştir. Mahkeme 12/5/2014 tarihli kararıyla başvurucunun karar düzeltme istemini reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"...[Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 31/10/2013 tarihli kararı incelendiğinde]; önce dosya sürecinin anlatıldığı, idari ve istihbari soruşturmalardan bahsedildiği, davacının ifadesinin ayrıntılı olarak yazıldığı, kararın değerlendirme bölümünde ise H.A., Y.Ö. ve A. dışında cinsel ilişkinin olmadığının belirtildiği, dolayısıyla bu kişiler arasındaki cinsel ilişkinin kararda da kabul edildiği, diğer yandan Genelkurmay Askeri Mahkemesinin kararından bahsedilerek cinsel ilişkinin rızaya dayalı olduğunun kabul edildiği...ayrıca davacı vekili tarafından eklenen kararda; davacı inkar etse de davacının A.ya ait telefondan aranarak görüşme yapıldığının tespit edildiğinin belirtildiği, dolayısıyla davacı ile A. arasında bir bağlantının olduğunun kabul edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca söz konusu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda "sonuç olarak" yapılan değerlendirme bölümünde; cinsel birlikteliklerin rıza dışında olduğuna dair delil bulunmadığı belirtilerek rızaya dayalı cinsel birlikteliklerin olduğunun vakıa olarak kabul edildiği, tehdit suçuna ilişkin delil olmadığının belirtildiği görülmektedir. Kısaca [söz konusu kararın] isnat edilen cinsel saldırı suçunun rıza dışında yapıldığına ilişkin delil elde edilememesi nedeniyle ve tehdit suçuyla ilgili olarak da davacının "astsubay öğrencilerini söz konusu cinsel birlikteliklerin devamı için tehdit ettiğine dair kamu davası açmaya yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediği" gerekçesiyle verildiği anlaşılmaktadır.Sonuç olarak; ayırma işlemi tarihi itibarıyla ayırma kararına dayanak teşkil eden vakıalarda bir değişiklik olmadığı, özellikle davacı ile birbirleriyle cinsel ilişkide bulunan personel arasındaki bağlantı ve bu bağlantıların hayatın olağan akışı dışında olması hususları birlikte dikkate alındığında; kararın düzeltilmesini gerektirecek bir neden olmadığı..." Nihai karar 23/6/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 21/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.