8. Hukuk Dairesi 2012/12639 E. , 2013/15300 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ:Men'i Müdahale-kal Hazine ile ... aralarındaki men'i müdahale ve kal davasının kabulüne dair ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 02.05.2012 gün ve 629/340 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı Hazine vekili, dava dilekçesiyle...İlçesi ...Köyünde bulunan ... Sitesi'nin ön tarafında ki
**8. Hukuk Dairesi 2012/12639 E. , 2013/15300 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ:Men'i Müdahale-kal Hazine ile ... aralarındaki men'i müdahale ve kal davasının kabulüne dair ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 02.05.2012 gün ve 629/340 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı Hazine vekili, dava dilekçesiyle...İlçesi ...Köyünde bulunan ... Sitesi'nin ön tarafında ki Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan deniz kenarının 250 m2 yüzölçümünde beton dolgu alan ve iskelenin, ... sitesi maliklerinin almış olduğu ortak kararla site yönetimi tarafından 2008 yılında yapılarak ortak kullanımlarına açıldığını, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 6. maddesi ve Kıyı Kanunu'nun uygulanmasına dair yönetmeliğin 13. maddesine ve İmar Kanunu'na aykırı olarak izinsiz yapılan iskelenin yıkılması gerektiğini açıklayarak uyuşmazlık konusu taşınmaza davalı ... yönetiminin müdahalesinin önlenmesine, beton dolgu ve iskelenin kal’ine, eski hale getirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, cevap dilekçesinde davaya konu iskele ve beton dolgu alanının yeni bir yapılaşma olmadığını, beton dolgunun 30 yıl önce inşa edilmiş olduğunu, sahilin temizliği ve denize girmede emniyeti sağlamak amacıyla yapıldığını, o tarihte kıyı kenar çizgisiyle ilgili bir Kanun bulunmadığını, dava konusu beton dolgu alanının dışındaki iskele görünümündeki küçük çıkıntının kanalizasyon borusunu korumak için 5-6 yıl evvel inşa edildiğini, davanın tüm kat maliklerine yöneltilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, davanın kabulüne ... beldesi, ... Sitesi'nin önünde bulunan ve bilirkişi ...’a ait raporda krokisi, Bilirkişi ...’e ait raporda ise resmi gösterilen beton alanı kaplı alan ile iskeleye davalı sitenin müdahalesinin men’ine, iskelenin kal’ine, beton dolgu alanı ile iskelenin yapıldığı yerin eski hale getirilmesine” karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, el atmanın önlenmesi, kal ve eski hale getirme istemlerine ilişkindir.Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme, hüküm vermeye ve taşınmazın niteliğini belirlemeye, dolayısıyla da uyuşmazlığı çözmeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, dosya içeriğine ve bilirkişi raporları ve paftaya göre uyuşmazlık konusu taşınmaz ... Denizi'ne bitişik durumdadır. Bu saptamaya rağmen, nitelik yönünden 3621 sayılı Kıyı Kanunu gereğince araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Hal böyle olunca; öncelikle,dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde idarece oluşturulmuş kıyı kenar çizgisinin bulunup bulunmadığı Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden sorularak belirlenmelidir. İdarece oluşturulmuş ve kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi var ise buna ilişkin karar ve dayanağı olan belgeleri ile kroki ve haritasının birlikte getirtilip dosya arasına konulması, mahallinde yerel ve teknik bilirkişi ile harita mühendisi aracılığıyla yapılacak keşifte araziye uygulanması, çekişme konusu taşınmazın yeri belirlenip harita üzerine işaretletilmesi gerekir.İdarece oluşturulmuş kıyı kenar çizgisinin bulunmaması yahut idari yargı yerinde iptal edilmiş veya oluşturulan harita 28.11.1997 gün 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda kabul edilen ilkeye göre ilgililerine tebliğ edilerek kesinleştirilmemiş ve davalının itirazına uğramışsa; Adli Yargı Mahkemesi'nce, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesindeki tanımlamalar dikkate alınarak, aynı Kanunun 5 ve 9. maddeleri ile 13.03.1972 gün ve 7/4 sayılı, 28.11.1997 gün ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları göz önünde tutularak, Kanunun 9/2. maddesinde belirtilen bilirkişi kurulu aracılığıyla, açıklanan kural ve yöntemler doğrultusunda kıyı kenar çizgisi oluşturulmalıdır. Ancak, Mahkeme aracılığıyla bu çalışma yapılırken, varsa idarenin önceden kıyı kenar çizgisi oluşturmak için yaptığı saptamalar ve bu konuda kurulan komisyonun çalışmalarının ortaya çıkardıkları bilimsel değerlerin bulunduğu da göz ardı edilmemelidir. İdarenin söz konusu çalışmalarını yok saymakta doğru olmaz. Açıklanan nedenlerle, adli yargı yerine kıyı kenar çizgisi çalışmalarında, o yere ilişkin kamu görevlilerince önceden oluşturulmuş komisyon çalışmalarını içerir kayıt ve belgeler getirtilmeli, bunlardaki verilerle, Mahkemece kıyı kenar çizgisi oluşturmak için bilirkişilerce yapılan çalışmalarda elde edilen veri ve bulguların örtüşmemesi durumunda, bunun nedenleri hakkında bilirkişilerden bilimsel gerekçelere ve maddi bulgulara dayalı, doyurucu ve denetime açık ek rapor alınmalıdır. Başka bir anlatımla, eldeki uyuşmazlıkta idari saptamalardan takdiri delil olarak yararlanılması zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.06.2003 gün 97/110 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Yapılacak bu araştırmalarla, dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalıp kalmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra, oluşacak durum, dosya içeriği, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan diğer tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek, uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olmasında isabet bulunmamaktadır. Kabule göre de; dava konusu taşınmazın bulunduğu belde ya da köyün ... ya da ... olduğunun belirlenmeden, dosya kapsamına göre bu husustaki çelişki giderilmeden taşınmazın ... köyünde bulunduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş olması da doğru olmamıştır.Davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 28.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.