3. Ceza Dairesi 2022/7530 E. , 2023/962 K. İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/790 E., 2021/1210 K. MÜŞTEKİ : ... SUÇ : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, 2911 sayılı Kanun'un 32/1 ve 333/1 inci maddelerine muhalefet etme HÜKÜM : Mahkumiyet, İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin sanık müdafii tarafından temyiz edildiği görülmekle; sanık hakkında 2…
**3. Ceza Dairesi 2022/7530 E. , 2023/962 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/790 E., 2021/1210 K. MÜŞTEKİ : ... SUÇ : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, 2911 sayılı Kanun'un 32/1 ve 333/1 inci maddelerine muhalefet etme HÜKÜM : Mahkumiyet, İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin sanık müdafii tarafından temyiz edildiği görülmekle; sanık hakkında 2911 sayılı Kanun'un 33/1 inci maddesine aykırılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin bölge adliye mahkemesince verilen karara yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin, müsnet suçun 24.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunla değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlardan olmadığı da gözetilerek, verilen cezanın tür ve süresine göre 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan aynı Kanun'un 298 inci maddesi gereğince REDDİNE, Bozma üzerine Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs ve 2911 sayılı Kanun'un 32/1 inci maddesine aykırılık suçlarından verilen kararların ise; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Van 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.02.2018 tarihli ve 2017/48 Esas, 2018/72 sayılı Kararı ile; a) Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) beşinci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası delaletiyle aynı Kanun'un altıncı fıkrası ve 63 nci maddesi uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, b) Müşteki ...'a karşı tasarlayarak öldürmeye teşebbüs suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 3713 sayılı Kanun'un beşinci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası delaletiyle aynı Kanun'un altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, c) 2911 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan; 2911 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesinin (a) fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası delaletiyle aynı Kanun'un altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarını, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, d) Terör örgütünün propagandasını yapma suçundan; 3713 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının birici ve ikinci cümleleri, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası delaletiyle aynı Kanun'un altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, e) Görevi yaptırmamak için direnme suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci, dördüncü ve üçüncü fıkraları, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası delaletiyle aynı Kanun'un altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, karar verilmiştir. 2. İlk derece mahkemesi kararının sanık müdafii tarafından istinafı üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 24.05.2017 tarihli, 2018/213 Esas 2018/124 sayılı Kararı ile; sanık hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, tasarlayarak öldürmeye teşebbüs ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan hükümlere karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine, terör örgütünün propagandasını yapma ve 2911 sayılı Kanun'a aykırılık suçlarından kurulan hükümlerin ise bozulmasına karar verilmiştir. 3. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin sanık hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, tasarlayarak öldürmeye teşebbüs ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 07.02.2019 tarihli, 2018/3969 Esas 2019/678 Karar sayılı ilamı ile; görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen karar kesin nitelikte olduğundan temyiz isteminin reddine, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ve tasarlayarak öldürmeye teşebbüs suçlarından verilen kararların ise Yargıtay ilamda belirtilen sebeplerle eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile karar verildiğinden bozulmasına karar verilmiştir. 4. Yargıtay bozma ilamı sonrasında, dosyanın gittiği Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 18.04.2019 tarihli 2019/845 Esas 2019/609 sayılı Kararı ile; sanık hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ve tasarlayarak öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümlerin bozulmasına ve İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, Van 4. Ağır Caza Mahkemesinin 2019/305 Esas sayılı dosyasında bozma kararına uyularak yargılamaya devam edilmiştir. 5. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararı ile bozulan sanık hakkındaki terör örgütünün propagandasını yapma ve 2911 sayılı Kanun'a aykırılık suçları yönünden ise Van 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/359 Esas sayılı dosyasında yargılamaya devam edilirken mahkemenin 03.07.2019 tarihli 2018/359 Esas 2019/320 sayılı Kararı ile dosyanın Van 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/305 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. 6. Van 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.05.2020 tarihli 2019/305 Esas 2020/133 sayılı Kararı ile; a) Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un beşinci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, b) Müşteki ...'a karşı tasarlayarak öldürmeye teşebbüs suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 3713 sayılı Kanun'un beşinci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, c) 2911 sayılı Kanun'un 33/1. maddesine aykırılık suçundan; 2911 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesinin birinci fıkrası (6638 sayılı yasanın 8 inci maddesi ile değiştirilmeden önceki), 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, d) 2911 sayılı Kanun'un 32/1 inci maddesine aykırılık suçundan; 2911 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, e) Terör örgütünün propagandasını yapma suçundan, usulüne uygun açılmış bir kamu davası bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, f) 27.10.2013 tarihli eylemde, sanık hakkında propaganda suçu yönünden Van Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiştir. 7. Van 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.05.2020 tarihli 2019/305 Esas 2020/133 sayılı Kararına karşı sanık müdafii tarafından kanun yoluna başvurulması üzerine; dosyanın gönderildiği Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 15.09.2020 tarihli 2020/517 Esas 2020/1708 sayılı Kararı ile; daha önce Yargıtay tarafından verilen bozma kararına uyularak dosyada yeniden karar verilmiş olduğundan sadece temyiz yoluna başvurulabileceği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesin Kanunu'nun 307 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca dosyanın Yargıtaya gönderilmek üzere incelenmeksizin ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmiştir. 8. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin iade kararı üzerine dosyanın temyiz incelemesi için gönderildiği Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin, 27.05.2021 tarihli 2020/6816 Esas 2020/3460 Karar sayılı kararı ile; 2911 sayılı Kanun'un 32/1 inci ve 33/1 inci maddelerine aykırılık suçlardan sanığın mahkumiyetine dair Van 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 2017/48 Esas 2018/72 sayılı Kararının istinaf incelemesi neticesinde bozulmasına karar verilmesi üzerine bozma sonrası yapılan yargılamada iş bu dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiğinden, sanık müdafiince kanun yoluna başvurulan 2911 sayılı Kanun'un 32/1 inci ve 33/1 inci maddelerine ayrılık hükümlerinin de öncelikle 5271 sayılı Kanun'un 272 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında bölge adliye mahkemesince incelenip bir karar verilmesi, akabinde istemde bulunulması halinde temyiz isteminin değerlendirilmesi gerektiğinden dosyanın mahalline iadesi için tevdii kararı verilmiştir. 9. Yargıtayın tevdi kararı sonrası, dosyanın istinaf incelemesi için gönderildiği Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 26.10.2021 tarihli, 2021/790 Esas 2021/1210 sayılı Kararı ile; sanık hakkındaki 2911 sayılı Kanun'un 32/1 inci ve 33/1 inci maddelerine aykırılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine karşı sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2911 sayılı Kanun'un 33/1 inci maddesine aykırılık suçu yönünden kesin olmak üzere karar verilmiştir. 10. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 26.10.2021 tarihli 2021/790 Esas, 2021/1210 sayılı Kararının da sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, sanık hakkındaki devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, tasarlayarak öldürmeye teşebbüs ve 2911 sayılı Kanun'un 32/1 inci ve 33/1 inci maddelerine aykırılık suçlarından temyiz incelemesi için dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.02.2022 tarihli ret ve onama görüşlerini içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanığın mahkumiyetine karar verilirken eksik gerekçe ile hüküm verildiği, müştekinin çelişkili ve suçlayıcı beyanlarından ve de olayın oluş şeklinden görüleceği üzere müşteki tarafından yalan söylendiği, bu nedenle sanık tarafından müştekiyi öldürmeye teşebbüs suçunun işlenmediği, yine sanığın mahkeme huzurundaki beyanında kendisine ateş eden kişinin sanık ... olmadığını tespit ettiğini, ...'dan şikayetçi olmadığını beyan ettiği, bu nedenlerle devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından mevcut delillere göre açılan kamu davasından beraatine karar verilmesinin gerektiği, yine sanığın hakkında birçok gizli tanık beyanının olduğu ve ihbarlar nedeniyle YDG-H üyesi olduğu kabul edilmiş ise de gizli tanık beyanlarının duyuma dayalı olduğu, sanık hakkında savcılık tarafından 2013 yılından beri yürütülen soruşturma olduğu ve dava açmaya yeterli bir delil bulunamadığı, son olarak müştekinin silahla vurulması ve müştekinin adını vermesi nedeniyle tutuklandığı, sanığın örgüt üyesi olduğuna dair bir bağlantının kurulamadığı, Van Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturmada TAPE değerlendirme tutanağından görüleceği üzere 27.10.2013 tarihinde Hacıbekir Mahallesinde gerçekleşen eylemlerde iki şüphelinin kolluğa karşı silah kullanmakla suçlandığı, aynı olayda sanık ...'ya da aynı suçlamanın yönlendirildiği, böylece farklı dosyalarda birden çok kişiye isnat edildiği, sanığa ait fotoğraftaki silahın kime ait olduğunun sanık tarafından savunmasında açıklanmış olduğu, silah ve kıyafetlerin bir akrabasına ait olduğu, sanığın heveslendiği için söz konusu fotoğraf çektirdiği, sanığın cezaevine girdikten sonra koğuşunda örgüt üyeleri ile kavga etmesi nedeniyle itirafçılarla aynı koğuşa konulduğu, intihar girişiminde bulunduğu, bütün bunların bile sanığın atılı suçları işlemediğini gösterdiği, duruşmalı olarak yapılan inceleme ile sanığın beraatine ve tahliyesine karar verilmesi talebinden ibarettir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İddianame ve İlk Derece Mahkemesinin kabulüne göre; Müşteki ...'in AK Parti üyesi olduğu, 10.09.2014 tarihinde saat 08:45-09:00 arasında evinden yaya olarak şehir merkezine doğru yola çıktığı ve evinin yakınındaki sağlık ocağı civarında silahlı saldırıya uğradığı, müştekinin ifadesine göre 25-30 yaşlarında, sarışın, 1.65-1.70 cm boylarında, spor giyimli ve elinde çanta bulunan erkek şahsın arkadan kendisine bir el silahla ateş ettikten sonra “AK Partiyi siz mi kurtaracaksınız” şeklinde konuştuğunu, silahla vurulduktan sonra geriye döndüğünde kendisini vuran şahsı gördüğünü, tedavisi akabinde olayı aşireti ile yakın dostları aracılığıyla araştırdığında kendisini vuran şahsın YDG-H Karşıya-Bostaniçi-Yenimahalle ve Hacıbekir sorumlusu Simko Gever kod isimli ... lakaplı ... olduğunu öğrendiğini, kendi imkanları ile şahsın fotoğraflarını temin ettikten sonra resimleri incelediğinde kendisini vuran şahsın ... olduğunu net olarak teşhis ettiğini Van İl Emniyet Müdürlüğü'nde alınan ifadesinde beyan ettiği ve usulüne uygun olarak yaptırılan canlı teşhiste de sanığı iki kez teşhis ettiği, aynı beyanlarını Van Cumhuriyet Başsavcılığı'nda alınan ifadesinde de tekrarlayarak sanık ...'yı teşhis ettiği, ancak müştekinin 12.05.2017 günü mahkeme huzurunda alınan beyanında kendisini vuran kişinin ... olmadığını beyan ettiğinin anlaşıldığı, Müştekinin uğradığı silahlı saldırı sonucunda Van Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü'nden alınan rapora göre; yaşamını tehlikeye sokacak şekilde, basit tıbbi müdahale ile giderilmeyecek ölçüde, vücudunda kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi Hafif (1), Orta (2-3) ve Ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında tarif edilen C1 vertabra ve orbita duvarı kemik kırıklarının müşterek hayat fonksiyonlarını AĞIR (4) derecede etkileyecek nitelikte yaralandığı anlaşılmıştır. 22.12.2014 günü yakalanarak gözaltına alının sanık ... hakkında yapılan suçlamaları kabul etmemiştir. Dosya kapsamında beyanları bulunan şahıslardan: H.A. isimli tanığın mahkemedeki beyanlarında; "Ben yaklaşık 7-8 yıldır bir nakliye firmasında şoför olarak çalışıyorum. Genelde Hakkari merkeze kargo götürüyorum. Daha yüklü miktarda eşya olursa Yüksekova'ya da götürdüğüm oluyor. Bu işimde hiç ara vermedim. Sürekli aynı aracı kullandım. Kullandığım aracın plakası 65 (..) (...)'tir. Yaklaşık 3 yıl önceki aynı aracın plakası 65 (..) (...)'di. ...'in vurulduğu günün gecesinde yeğenim olan sanık bana Hakkari'ye gideceğini söyledi. Evlerimiz yakın olduğu için yüzyüze konuştuk. Sabaha karşı saat 03:00 civarında sanık ile birlikte Hakkari'ye yola çıktık. Aynı günde tekrar döndük. ... yanında mukavva içerisinde kuş götürmüştü. Bu kuşun cinsini kutu içerisinde olduğu için göremedim. Bu kuşları satmak için Hakkari'ye gitmek istediğini söylemişti. Van iline döndüğümüzde Burhan isimli kişinin vurulduğunu duyduk. O ... ... benim ile beraberdi. ... bu olay haricinde benimle Hakkari'ye gelmedi. ...'in telefon kullanıp kullanmadığını hatırlamıyorum. Hiç görmedim. Hakkari'ye gittiğimiz bugün aracımda 65 (..) (...) sayılı plaka mevcuttu. Ben 0537 (...) (..) (..) numaralı hattı kulanıyorum. Ben yıllardır bu numarayı kullanırım. Hiç değiştirmedim. Telefonumun HTS kayıtlarının getirtilmesine mahkemece gerek görülür ise rızam vardır, dedi. Sanık müdafiinin talebi üzerine tanıktan soruldu: ...'ı tanıyorum. Uzaktan akrabamız olur. Biz Hacıbekir mahallesinde oturuyoruz, Burhan ise Karşıyaka mahallesinde oturuyor. Bu mahalleler birbirlerine çok yakın değildirler. Tahminimce aralarında 3 km mesafe vardır dedi." şeklinde beyanda bulunduğu, M.E. isimli şahsın soruşturma aşamasındaki fotoğraftan teşhis işleminde; “ İsmini ... Abi olarak bilirim. Gevdan aşiretindendir. Güvercin besler. Feraşin okey salonuna takılır. Burda 3 salon vardır. İkisi isimsizdir. Birinin adı Feraşin Okey Salonudur. Sürmeli’dedir. Hakkari internet kafenin arkasında müstakil bir binanın yanında bulunan iki katlı binanın zemin katındadır. Arkasındaki bahçeden girilir. Herkes ona ... diye hitap eder. Kendisi YDG-H içerisindedir. Mitinglerde o ne derse o olur. Ben eyleme gittiğimde o ne derse onu yaparım” şeklinde beyanda bulunduğu, İ.T. isimli şahsın soruşturma aşamasındaki fotoğraftan teşhis işleminde; “ ... Abi olarak tanıdığım şahıstır. Kendisi çevrede ... olarak tanınır. Aynı zamanda YDG-H başındadır” şeklinde beyanda bulunduğu, mahkemedeki tanık ifadesinde; önceki beyanlarını kabul etmediği, M.C.İ. isimli şahsın soruşturma aşamasındaki fotoğraftan teşhis işleminde; “ Şahsın lakabı reistir. Adını bilmiyorum. Ancak eylemlere şalvarlı ve yüzü kapalı olarak katılır. İ.T.’ninyanında gördüm. Büyük yaşta şahıslarla irtibatlıdır. Eylemlerde aktif rol oynar. Mahalledeki arkadaşlarımız YDG-H nin reisi yakalandı dediler. Bu şahıs YDG-H Haşort un eylem sorumlularındandır.” şeklinde beyanda bulunduğu, mahkemedeki tanık ifadesinde; önceki beyanlarını kabul etmediği, (1981 BMV 3865) Kod isimli gizli tanığın soruşturma aşamasındaki fotoğraftan teşhis işleminde; “İsmini ... Abi olarak bildiğim, açık kimlik bilgilerini sizden ... Abi (Şırnak ili nüfusuna kayıtlı, Kasım-Meryem oğlu, 1989 Van doğumlu (TC:.......) olarak öğrendiğim şahıstır. Bu şahıs YDG-H içinde aktif olarak çoğu sokak eylemine katılır. Güvenlik güçlerine molotof kokteyli, havai fişek ve taşlı saldırılarda bulunduğunu biliyorum.” şeklinde beyanda bulunduğu, M.D. isimli şahsın soruşturma aşamasındaki fotoğraftan teşhisinde; “Bu şahıs ... isimli şahıstır, herkes bu şahsı ... olarak bilir, bizden yaşça büyük olduğu için yaşı küçük olanlar ondan çekinir, xacortta meydana gelen eylemleri organize eder ve eylemlere katılır, eylemlerde polislere karşı taş atarken gördüm genelde grubu yönlendirir” şeklinde beyanda bulunduğu, S.A isimli şahsın soruşturma aşamasındaki ifadesinde; "uzaktan akrabası olan ...'nın kendisine ve ... isimli arkadaşına sürekli olarak örgüt propagandası yaptığını, daha önceden örgütün dağ kadrosuna katılan amcasının oğlu ... Abı'yı kastederek ...’in kendisine sürekli olarak “amcanın oğlu dağda savaşıyor sen burada yatıyorsun” şeklinde konuştuğunu ve ...’in etkisinde kalarak örgüte katılmaya karar verdiğini, bunun üzerine 08.08.2014 tarihinde ...’in kendisini ve arkadaşı ...'ı Van merkezden araçla alarak Şemdinli kırsalına getirdiğini, kendilerini 6-7 kişilik silahlı örgüt üyelerinin karşıladığını" beyan ettiği, mahkemedeki tanık ifadesinde; önceki beyanlarını kabul etmediği, (X15Q6Z) Kod isimli gizli tanığın soruşturma aşamasındaki fotoğraftan teşhis işleminde; “Bu şahıs ... Abi isimli şahıstır. Herkes bu şahsı ... olarak bilir. İfademde de bahsettiğim üzere 27.10.2013 tarihinde meydana gelen eylem esnasında bu şahsın polislere karşı av tüfeğiyle ateş ettiğini gördüm ve yine 03.11.2013 tarihindeki olaylarda bu şahsın elinde tüfek vardı, ancak o ... tüfeği kullanıp kullanmadığını bilmiyorum. Yukarıdaki görüntü ise ... Abi’nin elinde av tüfeğiyle ateş ederken ki görüntüsüdür, ateş eden şahıs ... Abi’dir. Ayrıca 09.10.2013 tarihinde meydana gelen eylemi organize eden şahıslardandır. Olaylarda genellikle arka planda durur ve eylemlerin organizesini bu şahıs yapar.” şeklinde beyanda bulunduğu, mahkemedeki tanık ifadesinde; önceki beyanlarını kabul ederek aynen tekrar ettiğini söylediği, 27.10.2013 tarihli olay görüntülerinden elde edilen ve ateş eden şahsın ... Abi olduğuna dair yapılan tespit tutanağı ekindeki video görüntülerinin incelenmesinde, eylemi gerçekleştiren yüzü kapalı şahsın tüfeği solak olarak kullandığının tespit edildiği; sanığın ... isimli facebook profilinde, üzerinde örgütün silahlı askeri yapılanması olan HPG’nin rozeti ve leşker olarak tabir edilen kıyafetle fotoğraf çektirdiği ve tüfeği solak olarak kullanarak bu şekilde poz verdiğinin tespit edildiği; İletişimin tespiti tutanaklarının incelenmesinde, 27-28.10.2013 tarihlerinde yaptığı görüşmelerde havai fişek temini, silah kabzesi getirilmesine ilişkin konuşmalarının olduğu, 27.10.2013 tarihindeki olayların başladığı saat 15:00 sıralarında sanığın telefonuna bakamadığı, bundan dolayı Zozan isimli şahsın 14:59’da sanığa “neden cevap vermiyon” şeklinde mesaj attığı; olay günü yapılan ihbarlarda, güvenlik güçlerine silahla ateş eden şahısların içinde ... Abi olduğuna dair ihbarların yapıldığı, (XQPRN) kod isimli gizli tanığın soruşturma aşamasındaki ifadesinde; “....Van YDG-H sorumluluğuna ... (K) sonra 2014 yılı bşalarında Fuat (K) adlı bir şahıs getirildi.... 2013 yılı sonu ya da 2014 yılı başlarında eski Van Devlet Hastanesi karşısındaki bir pastaneye Fuat (K) molotof ve ses bombası attırmıştı. Fuat’ın da bizzat eyleme katıldığını biliyorum. Ancak yanındaki şahısların kimler olduklarını bilmiyorum. Fuat (K) zamanında da yukarıda isimleri saydığım şahıslarda YDG-H içinde aktif olarak faaliyet yürütümekteydi bunlara ... (K) ... Abi .... şu an ismini hatırlamadığım ablası,.... bu şahıslardan ... (K) ... Abi Hacıbekir mahallesinde akrep tipi polis araçlarına pompalı tüfekle ateş etti, yine karşıyaka beşyolda bulunan mobeseye de pompalı ile ateş etti. Bu eylemler esnasında ...(K) ... Abi üzerine etek giymişti. Başını da komple sarmalayarak kapatmıştı. Yine Fuat(K) ve grubu karşıyaka beşyolda bulunan ... isimli şahsa ait tekel bayiine pompalı molotoflu ve havai fişekli saldırı yaptılar....” şeklinde beyanda bulunduğu ayrıca fotoğraf teşhisinde “11 nolu şahsı ... olarak bilirim, bu şahsın 2 kez polis araçlarına ve mobeseye silahlı ateş ettiğini bahsetmiştim YDGH içinde aktif olarak faaliyet yürütürdü. Bu şahıs geçtiğimiz aylarda polis tarafından yakalandı ve tutuklandı” şeklinde beyanda bulunduğu, İlk derece mahkemece toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda; -Yaptırılan kolluk araştırmasına ve müştekinin aşamalarda ve bozma ilamından sonra mahkemedeki beyanına göre, olaydan önce müşteki ve sanığın birbirlerini tanımamakta olduğu, alınan beyanlara göre sanık ile müştekinin aynı aşiret içerisinde fakat farklı kabilelerden olduğu anlaşıldığı, müşteki de sanığı daha öncesinden tanımadığını, aynı aşiretten olduklarını da daha sonradan öğrendiğini beyan ettiği, bu nedenle müştekinin olaydan hemen sonra oğlu E.İ.'ye kendisini vuran kişiyi bilmediğini söylemesi mahkemece olağan kabul edildiği, müşteki ayrıca kendisinin kullanmış olduğu telefon numarasının HTS kayıtlarının getirtilmesine rıza gösterdiğini beyan ettiği, -Sanık aşamalardaki savunmasında olayın olduğu ... dayısı H.A ile birlikte Hakkari iline gittiğini, 13.02.2020 günlü mahkeme oturumunda da dayısı ile Hakkari'ye gidip döndükleri günün akşamında kendi aşiretinden birisinin vurulduğunu öğrendiğini savunmuştur. Mahkemede tanık olarak dinlenen H.A. beyanında özetle, olayın olduğu ... sanığın kendisi ile birlikte Hakkari ilinde olduğunu, Van'a döndüklerinde müştekinin vurulduğunu öğrendiklerini beyan etmiş, bundan başka sanığın kendisi ile Hakkari'ye gitmediğini ifade etmiş olup tanık ayrıca olay tarihinde kullanmış olduğu telefon numarasının HTS kayıtlarının getirtilmesine rızasının bulunduğunu beyan ettiği, -Mahkemece sanık adına kayıtlı telefon hatlarının araştırılması için ilgili GSM şirketlerine müzekkere yazılmış, UYAP'ta sanık adına kayıtlı telefonlar sorgulanmış, ayrıca sanığın kollukta alınan ifadesinde belirttiği telefon numarasının HTS kayıtlarının getirtilmiş olduğu, -UYAP kayıtlarından yapılan sorgulamalara göre sanık adına kayıtlı (05...) (...) 6165 ve (05...) (...) 4575 numaralı hatların olduğu (GSM şirketlerinden herhangi bir kayda rastlanılmadığı şeklinde cevaplar gelmiştir.), ayrıca sanığın kollukta (05..) (....) 4600 numaralı hattı kullandığını beyan ettiği, sanığın kullanmış olabileceği değerlendirilen bu üç farklı telefon hattının olay günü olan 10.09.2014 tarihine ait HTS kayıtlarına göre herhangi bir kayda rastlanılmadığının görüldüğü, -Müşteki ...'in (05..) (...) 8609 numaralı hattının olay günü olan 10.09.2014 tarihi saat 09:00 sıralarında Karşıyaka Mahallesi Kevenli Toki civarlarında baz verdiğinin tespit edildiği, -Sanık savunması ve tanık H.A.'nın beyanına göre tanığın olay günü nerede olduğunun tespiti bakımından tanığa ait HTS baz verileri incelendiği ve dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre tanığın bahsetmiş olduğu Hakkari seyahatinin olaydan bir ... öncesine ait olduğu, tanığın 09.09.2014 tarihi saat 03:00 sıralarında Van ilinden Hakkari iline gittiği ve yine aynı ... saat 17:00 sıralarında Van iline geldiği; olay günü olan 10.09.2014 tarihinde ise yalnızca Van ilinden telefonun baz verdiğinın tespit edildiği, bu nedenle sanığın 10.09.2014 günü dayısı tanık H.A. ile birlikte Hakkari'ye gittiğine yönelik savunmasına itibar edilmediği, -Mahkemece 10.09.2014 tarihinde müştekinin vurulmasından sonra kaldırıldığı Özel İstanbul Hastanesinde ve Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde alınmış ifadesi olup olmadığı sorulmuş, Özel İstanbul Hastanesinin kapandığı, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde de ifade alındığına dair bir kayda ulaşılamadığının bildirildiği, dosya içerisinde bulunan (Ek Klasör-1) 10.09.2014 tarihli kolluk tutanağına göre de müştekinin Van ilinde ifadesinin alınamadığının anlaşıldığı, -Mahkemece 04.09.2019 tarihli oturumda yapılan gözlemde, sanığın 1.65-1.70 boylarında, kumral, kısa saçlı, bıyıklı, 65-70 kg ağırlığında, yeşil gözlü olduğu, ayrıca gözlem tarihi itibariyle 35-40 yaşlarında gösterdiğinin değerlendirildiği, Tanıklardan M.C.İ.'nin 21.12.2014 tarihinde yapmış olduğu Cumhuriyet savcısının da bulunduğu fotoğraf teşhisinde sanık ... hakkında; "Şahsın lakabı ...'tir. Adını bilmiyorum. Ancak eylemlere şalvarlı ve yüzü kapalı olarak katılır. İ.T.'nin yanında gördüm. Büyük yaşta şahıslarla irtibatlıdır. Eylemlerde aktif rol alır. Mahalledeki arkadaşlarımız ''YDG-H'nin reisi yakalandı'' dediler. Bu şahıs YDG-H Haşort'un eylem sorumlularındandır. Haşortta YDG-H'ın toplandığı bir ev var" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşıldığından, tanığın mahkeme huzurundaki beyanının sanığı suçtan kurtarmaya yönelik olduğunun değerlendirildiği, Tanıklardan S.A.'nın Silopi Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifadesinde sanık hakkında ''Van merkezde uzaktan akrabam olan ... isimli şahıs bana ve F. isimli arkadaşıma sürekli olarak örgüt propagandası yapıyordu. Ailemden amcamın oğlu olan F.A isimli akrabam daha önceden örgütün dağ kadrosuna katılmıştı. ... isimli şahıs bana sürekli olarak amcanın oğlu dağda savaşıyor sen burada yatıyorsun şeklinde propaganda yapıyordu. Bu şahsın etkisinde kalarak ben ve mahalleden arkadaşım soy adını bilmediğim F. isimli arkadaşım örgüte katılmaya karar verdik. 08.08.2014 tarihinde ... isimli şahıs Van Merkezden araçla alarak Şemdinli kırsalına getirdi. Adını bilmediğim bir yerde bizi altı yedi kadar silahlı örgüt mensubu karşıladı. '' şeklinde beyanda bulunduğu, bu beyanın savcı ve müdafii huzurunda alınması karşısında tanığın mahkeme huzurundaki beyanının sanığı suçtan kurtarmaya yönelik olduğunun değerlendirildiği, Tanık İ.T., Van Cumhuriyet Başsavcılığında 25.10.2014 günü Cumhuriyet savcısı huzurunda yaptığı teşhiste “... Abi olarak tanıdığım şahıstır. Kendisi çevrede ... olarak tanınır. Aynı zamanda YDG-H başındadır” şeklinde beyanda bulunduğunun anlaşıldığı, tanığın Cumhuriyet Savcısı huzurunda fotoğraf teşhisinde bulunması karşısında ilk beyanına itibar edilip daha sonra mahkeme huzurundaki beyanına itibar edilmediği, Tanıkların soruşturma aşamasında vermiş oldukları ve mahkemece itibar edilen beyanları ile sanığın YDG-H isimli oluşumun kendi bölgesinde başında olduğu ve ... lakabını kullandığının kabul edildiği, Müşteki soruşturma aşamasında istikrarlı bir şekilde kendisini vuran kişiyi gördüğünü, kendi imkanları ile bu kişinin fotoğraflarına ulaştığını, 21.10.2014 tarihli ifadesinde kendisini vuran kişinin sanık ... olduğunu, 23.12.2014 tarihinde kolluk tarafından yaptırılan canlı teşhiste sanığı teşhis ettiği, 17.06.2015 tarihinde de Cumhuriyet savcısı huzurunda net bir şekilde kendisini vuran kişinin ... olduğunu beyan ettiği, müştekinin değişik zamanlarda alınan ifadelerinde kendisini vuran kişinin sanık olduğunu söylediği, mahkemede alınan 12.05.2017 tarihli ifadesinde ise bu kez kendisini vuran kişinin sanık olmadığını beyan ettiğinin anlaşıldığı, müştekinin sanığı daha öncesinden tanımadığına yönelik beyanı, sanık ile müştekinin arasında olaydan öncesine ait bir husumetin bulunmaması ve sanığa iftira atmasını gerektirir bir nedenin olmaması, sanığın dayısı ... ile birlikte olay günü Hakkari ilinde olduğuna yönelik savunmasına karşın olay tarihinde ...'in Van ilinde olduğuna dair HTS kaydı ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, müşteki her ne kadar mahkemedeki beyanında kendisini sanığın vurmadığını beyan etmiş ise de, PKK terör örgütünün bölge üzerinde yarattığı korku, müştekinin daha önceden de tehdit aldığına yönelik beyanları dikkate alındığında yaşamış olduğu baskı ve korku nedeniyle soruşturma aşamasındaki beyanlarından dönmüş olabileceği, zira değişik tarihlerde sanığı teşhis ettiği, 12.05.2017 tarihli duruşmaya kadar yaklaşık iki buçuk yıl içerisinde kendiliğinden ilgili makamlara gelip hatalı teşhiste bulunduğunu belirtme imkanı varken duruşma gününe kadar beklemesinin mahkemece sanığı suçtan kurtarmaya yönelik olduğunun değerlendirildiği, müştekinin soruşturma aşamasında verdiği istikrarlı beyanlara itibar edilip sanığın 10.09.2014 tarihinde müştekiyi silahla vurduğu kanaatine varıldığı, sanığın kast ve iradesinin, kullanılan suç aleti, suçun işleniş biçimi ve müştekideki yaralanma dikkate alındığında öldürmeye yönelik olduğu kanaatine varıldığı, müştekinin daha önce de AK parti üyesi olması nedeniyle PKK terör örgütü tarafından tehdit edildiğini beyan etmesi karşısında sanığın eylemi terör örgütünün talimatı ile gerçekleştiği ancak sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı, sanığın eyleminin soğukkanlılıkla, öldürme kast ve iradesinden vazgeçmeyerek örgütün talimatı doğrultusunda gerçekleştirdiği, müştekiyi evinden çıkmasına müteakip takip ederek eylemini gerçekleştirmesi karşısında öldürmeye teşebbüs suçunu tasarlayarak gerçekleştirdiği vicdani kanaatine varıldığı, Müştekinin AK Parti üyesi olarak faaliyet göstermesi nedeniyle daha önceden de örgüt tarafından tehdit edildiği, dolayısıyla sanığın örgüt talimatı ile Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik olarak müştekiyi tasarlayarak öldürmeye teşebbüs ettiği ve vehamet eden eylemi gözönüne alındığında sanığın Devletin birliği ve bütünlüğünü bozma suçunu işlediğinin kabul edildiği, Bu açıklamalar ışığında; sanık ...’nın üzerine atılı Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu işlediği sabit olduğu kabul edilerek eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 302/1 inci maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanık ...’nın müşteki ...’i tasarlayarak öldürme suçunu işlediği sabit olduğu kabul edilerek, eylemine uyan 5237 TCK’nın 82/1-a maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir. 27.10.2013 suç tarihli 2911 sayılı Kanuna muhalefet suçu yönünden ise; Olay ve Muhafaza Altına Alma Tutanağı'nda özetle, 27.10.2013 tarihinde saat 15:00 sularında Haber merkezine ''Ş. Fehim Arvasi Mah. ... Cad. üzerinde içlerinde yüzleri maskeli şahısların da bulunduğu yaklaşık 100-150 kişilik yaşı küçük çocuk grubunun ... Caddesi Mor Sümbül Sokağı üzerinde bulunan Mobese kamerasının altında lastik yaktıkları, ... Caddesi üzerinde taşlarla barikatlar kurarak yolu trafiğe kapattıkları'' ihbarı üzerine bölgeye ekiplerin intikal ettiği, ... Cadesi üzerine gelindiğinde yüzleri renkli maskelerle ( YDG-H) ve puşi olarak tabir edilen bez parçaları ile kapalı şahısların ellerinde PKK/KCK terör örgütüne ait sözde bayraklar bulunduğu, sayıları yaklaşık 150 kişi olan grubun ekiplere havai fişek, molotof kokteyli, el yapımı bomba, boya ve taşlarla saldırdıkları...Panzer-3ün yanına yardım etmek için gidilmek istendiğinde Doğu Caddesinin Fatih Cami istikameti ve Karşıyaka Beşyol istikametinin yine taşlarla bariyer kurularak kapatılmasından dolayı zırhlı araçlarla Panzer-3'e yardıma gidilmek için 24-220 ve 25-18 kod nolu ekipler olarak aynı araç içerisinde Doğu Caddesi Fatih Cami önüne gelindiğinde Yıldız Market önünde bulunan gruptan 2-3 şahsın elinde tek kırma tabir edilen av tüfeği olduğunun görüldüğü, bu şahıslardan bir tanesi yaklaşık 16-17 yaşlarında, 1.60 boyunda 55-60 kg ağırlındaki şahıs elinde bulunan av tüfeği ile araca doğru yönelerek yaklaşık 20-25 metre mesafeden zırhlı araca doğru bir el ateş ettiği, açılan ateşin araca isabet ettiği, bölgede yaşı küçük çocukların da bulunmasından dolayı ateş açan şahsa müdahalede bulunulamadığı.... belirtilmiştir. Ateş eden kişinin üstünün kırmızı giyili olan bir şahıs olduğu resimlerden anlaşılmış, gizli tanık X15Q6Z'in fotoğraftaki kişinin ... olduğunu teşhis etmiş ve XQPRN kod isimli gizli tanık da sanık ...'nın pompalı tüfekle polis aracına ateş açtığını beyan ettiğinden gizli tanık beyanlarından av tüfeği ile ateş eden kişinin sanık olduğunun kabul edildiği, Van İl Emniyet Müdürlüğü'nün 24.12.2014 tarihli tespit tutanağında; ... isimli kullanıcı tarafından Facebookta paylaşılan elinde kaleşnikof silah olan leşker kıyafetli bir resim paylaşım yapıldığı, sanığın bu resmi beğendiği, 27.10.2013 tarihinde yukarıda anlatılan olayda üstü kırmızı, kafası siyah bir şeyle kapalı şahsın elinde silahla polis aracının arkasından koştuğu anın videosunun paylaşıldığı, yine aynı olaya ilişkin kırmızı giyili şahsın ateş etmek için nişan aldığı videonun paylaşıldığı, yine sanığın sol eliyle ateş etttiği anı gösterir videolar paylaşıldığı, emniyet tespitinde elinde ilk paylaşılan kaleşnikof silah olan kişinin ... olduğunun tespit edildiği ve elindeki silahı sol el ile tuttuğu, atış yapan yüzü kapalı kişinin de sol elde silah tuttuğu ve her iki şahsın solak olduğunun tespit edildiğinin anlaşıldığı, tanık beyanlarından da sanığın YDG-H militanı olduğu, sokak eylemlerinde bulunduğu, molotoflu, havai fişekli ve taşlı eylemlere katıldığı bu haliyle olay tarihinde güvenlik güçlerinin aracına tüfekle ateş eden ve eyleme katılan kişinin sanık olduğu vicdani kanaatine varıldığı, suç tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükümlerinin sanık lehine olduğu değerlendirilerek sanık ...’nın üzerine atılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet etmek suçunu işlediğinden eylemine uyan ve lehine olan 2911 sayılı Kanunun 6638 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki 33/a maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir. Olay tutanağının incelenmesinde, sanığın da aralarında bulunduğu gruba kolluk kuvvetlerince dağılmaları yönünde anonslar yapıldığı ancak grubun dağılmayarak taş, havai fişek, molotof benzeri silahlarla eylemlerine devam ettikleri, yukarıda ayrıntısı açıklandığı üzere güvenlik güçlerinin aracına tüfekle ateş eden ve eyleme katılan kişinin de sanık olduğu vicdani kanaatine varılmış olup sanığın 27.10.2013 tarihinde katılmış olduğu toplantı ve yürüyüşte ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar etmesi sebebiyle üzerine atılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet etmek suçunu işlediği sabit kabul edilerek eylemine uyan ve lehine olan 2911 sayılı Kanunun 32/1-1 inci cümlesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği görülmüştür. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; A. Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ile nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarından kurulan hükümler yönünden: Maddi gerçeğin hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde ortaya konması bakımından, ayrıntısına ilgili bölümde yer verilen bozma ilamına uyulduğu halde: 1. 10.09.2014 tarihinde gerçekleşen olaya ilgili olarak müştekinin önce Özel İstanbul Hastanesine, ardından ambulans uçakla Ankara ilinde Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılarak yatarak tedavi gördüğü ve dosya kapsamındaki belgelerden Özel İstanbul Hastanesine yazılan müzekkerenin bu hastanenin kapanmış olduğu ve yerinde Van Bölge Hastanesinin faaliyet gösterdiği için iade edildiği anlaşıldığından, Van Bölge Hastanesi ve Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesinde müştekinin alınmış ifadesinin bulunup bulunmadığının sorularak tespiti, 2. Sanık ...'nın resmi kurumlara bildirdiği bir telefon numarası bulunup bulunmadığının emniyet aracılığıyla araştırılarak tespiti yapılacak olan bu numaraların ve 23.12.2014 tarihli ifadesinde kullandığını söylediği 0543 (...) (..) (..) numaralı telefon hattı ile müşteki ... ve tanık H.A.'nın olay tarihinde kullandığı telefon numaralarıyla birlikte BTK’dan suç tarihi itibariyle görüşme ve sinyal bilgilerini içeren kayıt ve raporların temin edilmesi, bu suretle özellikle sanığın kullanımında olan telefon hattı ile mağdur ve tanığın telefonlarının olay saatlerinde sinyal verdiği baz istasyonlarının gerekirse bilirkişiden rapor aldırılarak tespiti, anılan kişiler arasında telefon görüşmesi yapılıp yapılmadığının belirlenmesi, 3. Sanık ve müştekinin aralarında husumet olup olmadığı, önceye dayalı bir tanışıklıkları ya da aralarında akrabalık bağının bulunup bulunmadığı, varsa yakınlık derecesinin resmi kayıtlardan ve kolluk tarafında çevreden de sorularak titizlikle yapılacak araştırma ile saptanması ve sübutu kabul edilen eylemin örgütsel faaliyet kapsamında işlendiğine dair somut olay ve olguların da gerekçeye yansıtılması gerekirken, bozma ilamının gerekleri de tamamen yerine getirilmeden eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırıdır. B) 2911 sayılı Kanun'un 32/1 inci maddesine muhalefet etme suçundan kurulan hüküm yönünden: 2911 sayılı Kanun'un "direnme" kenar başlıklı 32/1 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşabilmesi için; kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katılanların, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar etmeleri gerekmekle, somut olayda 27.10.2013 tarihinde saat 15.00 sularında yüzleri maskeli şahısların bulunduğu bir grubun ... Caddesi Mor Sümbül Sokak üzerinde bulunan MOBESE kamerası altında lastik yaktıkları, ... Caddesi üzerinde taşlarla barikatlar kurarak yolu trafiğe kapattıkları haberini alıp olay yerine giden güvenlik güçlerine yaklaşık 150 kişiden oluşan grup içerisinden havai fişek, molotof kokteyli, el yapımı patlayıcı, boya ve taşlarla saldırı yapılması üzerine gruba yönelik olarak aralıklarla iki kez, yaptıkları eylemin yasa dışı olduğu bildirilip dağılmaları yönünde megafonla ihtarda bulunulduğu ancak grubun çağrılara uymayıp eylemlerine devam etmeleri üzerine müdahale edilerek dağıtıldığının anlaşılması ve sanığın ilk dağıtılan grup içinde de bulunduğunun yeterli ve kesin delille ortaya konamaması karşısında, unsurları itibariyle oluşmayan müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken delil ve olguların hatalı değerlendirilmesi neticesinde, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünün (A ve B) maddelerinde açıklanan nedenlerle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 26.10.2021 tarihli 2021/790 Esas, 2021/1210 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Başkan Vekili ...'in (A) bendinde belirtilen suçların sübutuna yönelik karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA, Suçların vasfı, mevcut delil durumu ve sanığın tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Van 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.03.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY: Sayın çoğunluğun “sanığın devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ile nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarından kurulan hükümlere ilişkin eksik araştırmaya yönelik bozma düşüncesine aşağıdaki gerekçelerle iştirak edilmemiştir. Somut uyuşmazlığı oluşturan tartışmanın konusunu; “bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda elde edilen delillerden sanığın devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ile nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarını işlediğine dair dosya içerisinde mahkumiyetine yeterli kesin kanaat verici delil bulunup bulunmadığı, eksik araştırmaya gerek olup olmadığı” hususu oluşturmaktadır. İncelenen dosya kapsamından; Tanıkların soruşturma aşamasında vermiş oldukları ve ilk derece mahkemesi ile Dairece de kabul gören beyanları ile sanığın YDG-H isimli oluşumun kendi bölgesinde başında olduğu ve ... lakabını kullandığı anlaşılmaktadır. Müşteki soruşturma aşamasında istikrarlı bir şekilde kendisini vuran kişiyi gördüğünü, kendi imkanları ile bu kişinin fotoğraflarına ulaştığını, 21.10.2014 tarihli ifadesinde kendisini vuran kişinin sanık ... olduğunu, 23.12.2014 tarihinde kolluk tarafından yaptırılan canlı teşhiste sanığı teşhis ettiği, 17.06.2015 tarihinde de Cumhuriyet savcısı huzurunda net bir şekilde kendisini vuran kişinin ... olduğunu beyan etmiştir. Müştekinin değişik zamanlarda alınan ifadelerinde de kendisini vuran kişinin sanık olduğunu söylemiştir. Her ne kadar sanık kovuşturma aşamasında alınan 12.05.2017 tarihli ifadesinde önceki beyanlarından dönerek "kendisini vuran kişinin sanık olmadığını " söylemişse de; müştekinin sanığı daha öncesinden tanımadığına yönelik beyanı, sanık ile müştekinin arasında olaydan öncesine ait bir husumetin bulunmaması ve sanığa iftira atmasını gerektirir bir nedenin olmaması, bozma sonrası bozma kararı doğrultusunda ilk derece mahkemesince yapılan işlemler sonucunda elde edilen deliller de dikkate alındığında; sanığın, dayısı ... ile birlikte olay günü Hakkari ilinde olduğuna yönelik savunmasına karşın olay tarihinde ...'in Van ilinde olduğuna dair HTS kaydı ve bilirkişi raporu, müştekinin PKK Terör örgütünün bölge üzerinde yarattığı korku, müştekinin daha önceden de tehdit aldığına yönelik beyanları dikkate alındığında yaşamış olduğu baskı ve korku nedeniyle soruşturma aşamasındaki beyanlarından dönmüş olduğunun değerlendirilmesi gerektiği, zira müştekinin değişik tarihlerde sanığı teşhis ettiği, 12.05.2017 tarihli oturuma kadar yaklaşık iki buçuk yıl içerisinde yapmış olduğu teşhisin hatalı olduğuna yönelik ilgili makamlara bildirimde bulunmadığı, bu nedenle kovuşturma aşamasında beyanından dönmüş olmasının "sanığı suçtan kurtarmaya yönelik olduğu anlaşılmakla; müştekinin soruşturma aşamasında verdiği istikrarlı beyanları gözetilerek sanığın 10.09.2014 tarihinde müştekiyi silahla vurduğu yönündeki ilk derece mahkemesinin kanaatinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Sanığın kast ve iradesinin, kullanılan suç aleti, suçun işleniş biçimi ve müştekideki yaralanma dikkate alındığında öldürmeye yönelik olduğu açıktır. Müştekinin daha önce de Ak Parti üyesi olması nedeniyle PKK terör örgütü tarafından tehdit edildiğini beyan etmesi karşısında sanığın eylemi terör örgütünün talimatı ile gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Müştekinin Ak Parti üyesi olarak faaliyet göstermesi nedeniyle daha önceden de örgüt tarafından tehdit edildiği, dolayısıyla sanığın örgüt talimatı ile Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik olarak müştekiyi tasarlayarak öldürmeye teşebbüs ettiği ve vehamet eden eylemi gözününe alındığında sanığın Devletin Birliği ve bütünlüğünü bozma suçunu işlediği hukuken şüpheye yol açmayacak şekilde ortadadır. Bu kapsamda; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı belirlenmekle; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmeyerek hükümlerin ONANMASINA karar verilmesi gerekmektedir. Bu cihetlerle; Sanığın üzerine atılı devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ile nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarını işlediği anlaşılmakla, sayın çoğunluğun “eksik araştırmaya yönelik” bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.