T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/803 KARAR NO : 2026/1020 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/12/2025 NUMARASI : 2025/1052 E - 2025/1090 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 09/04/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapıla…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/803 KARAR NO : 2026/1020 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/12/2025 NUMARASI : 2025/1052 E - 2025/1090 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 09/04/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı, dava dilekçesinde özetle:davalı ... mülkiyetinde bulunan ... plakalı aracın müvekkili şirkete ait servise getirildikten sonra gerekli bakım onarımları yapıldığı, akabinde 07.11.2024 ödeme tarihli, 238.691,29 TL bedelli fatura tanzim edildiğini,davalı ...'ın ... poliçesi kapsamında diğer davalı ... ... A.Ş. tarafından ödenmesini talep etmişse de,davalı ... şirketi tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığıın,davalı ... ile diğer davalı ... şirketi ... ... A.Ş. müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğundan bedelinin ödenmesi için müvekkil şirket tarafından her iki davalıya da ihtarname gönderildiğini,her iki davalı aleyhine Büyükçekmece İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığın, ancak itiraz edildiğini,bunun üzerine arabulucuya başvurulmuş ve olumsuz sonuçlandığını belirterek davalıların takibe itirazlarının iptali ile%20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkeme, somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığını, uyuşmazlığın davalılardan ...'ın tacir olmadığını,davanın nispi ticari dava olmayacağı, görevli mahkemenin "Asliye Hukuk Mahkemesi" olduğu gerekçesi ile; 1-HMK'nın 114 ve 115 maddeleri gereğince görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2-Mahkemenin görevsizliğine, görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık kesin süre içinde talep halinde dosyanın Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine" karar vermiştir. Kararı davacı vekili istinaf etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: davalılardan birinin ... şirketi olması sebebiyle açılacak davada görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, ... şirketine açılan davanın mutlak ticari dava olacağını, davalıların müteselsil sorumlu olmalarından dolayı görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu bildirerek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınrılı olarak yapılan inceleme sonucunda; Dava,fatura alacağından kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkindir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı ticari davalardır. Ticari davalar ise 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. Maddesinde sayılmıştır. Maddenin 1. Fıkrasında "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri.." ifadesi ile her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren hususlardan doğan davalar nispi ticari davalar olduğu belirtilmiştir. Davanın nispi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın konusunun her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğması gerekmektedir. Ticaret Mahkemelerinin görev alanı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/1 maddesinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." İfadesi ile ticari davalar ile sınırlandırılmıştır. Bir davanın nispi ticari dava sayılması için TTK 4/1. maddesi birinci fıkrasında belirtildiği gibi her iki tarafında tacir olduğu ve her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bir dava olması gerekmektedir. Somut olayda eser sözleşmesinden kaynaklanan bir alacak söz konusu olduğu için mutlak ticari dava söz konusu olmayacaktır. Bunun yanı sıra davalı gerçek kişinin tacir sıfatına haiz olmaması sebebiyle nispi ticari davadan da bahsedilemeyecektir. 6502 sayılı Kanun’un “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde; “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” hükmüne yer verilmiş, aynı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinin (d) bendinde hizmet; “Bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan ya da yapılması taahhüt edilen mal sağlama dışındaki her türlü tüketici işleminin konusunu,”, (ı) bendinde sağlayıcı; “Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,” (k) bendinde tüketici; “Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,”, (l) bendinde tüketici işlemi; “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, ..., vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi,” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Davalı ... adına kayıtlı hususi otomobilin,dava dilekçesinde ekli belgeleri de gözetildiğinde araç tamirine ilişkin eser sözleşmesi niteliğindeki akdi ilişkinin davacı şirket ile davalı gerçek kişi arasında kurulduğu, davacının "satıcı/sağlayıcı", davalının ise "tüketici" niteliği taşıdığı belirlenmiştir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 73 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.” denilmek suretiyle görevli mahkeme gösterilmiştir. Aynı davada, bir kısım davalılar hakkında genel mahkemenin, diğer davalılar hakkında ise uzman olan özel mahkemenin görevli bulunması halinde, uyuşmazlık aynı olaydan kaynaklanıyor ve zarar tek ise ya da taleplerden birisi yönünden verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirecek nitelikte bulunuyorsa; söz konusu özel mahkeme ile genel mahkeme arasında “Yargılama usûlüne” ilişkin esaslı farklılıklar bulunmaması kaydıyla, bütün taraflar ve talepler yönünden uzman olan özel yetkili mahkemece yargılama yaparak uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. Bu husus, hukukun öngörülebilir olmasının, usul ekonomisinin ve davaların makul süre içinde bitirilmesi yükümlülüğünün de gereğidir. Başka bir anlatımla, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu durumlarda, bunlar hakkında birlikte açılan davalar, birbirlerinden bağımsız olduğundan, görevli mahkeme her bir dava bakımından ayrı ayrı belirlenmeli ise de; ihtiyari dava arkadaşı durumundaki davalılardan biri (veya birkaçı) hakkındaki dava genel mahkemenin, diğeri (veya diğerleri) hakkındaki dava özel bir mahkemenin görevine giriyorsa, davaların özel mahkemede görülmesi gerekir (Yargıtay HGK'nın 05/05/2004 tarihli ve 2004/9-261 E., 2004/254 K. sayılı kararı). Bu gerekçelerle, eldeki uyuşmazlıkta zarar tek ve davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı mevcut olduğu için yukarıda açıklanan gerekçelerden dolayı davanın tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiğinden,mahkemece tüketici mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken asliye hukuk mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi usul ve hukuka uygun bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-3 maddesi uyarınca kaldırılmasına,görevsizlik kararı verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-3 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla,tüketici mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf eden davacıya isteği halinde iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/04/2026