3. Ceza Dairesi 2022/1390 E. , 2022/3200 K. "" I- TALEP: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.12.2021 tarih ve 2021/144817 sayılı yazısı ile; silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/02/2020 tarihli ve 2018/10273 soruşturma, 2020/1362 esas, 2020/212 sayılı iddianamenin iadesine dair Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/03/2020 tarihli ve 2020/35 iddi…
**3. Ceza Dairesi 2022/1390 E. , 2022/3200 K.** **"İçtihat Metni"** I- TALEP: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.12.2021 tarih ve 2021/144817 sayılı yazısı ile; silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/02/2020 tarihli ve 2018/10273 soruşturma, 2020/1362 esas, 2020/212 sayılı iddianamenin iadesine dair Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/03/2020 tarihli ve 2020/35 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/03/2020 tarihli ve 2020/45 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 31/10/2016 tarihli ve 2016/15416 esas, 2016/16813 karar sayılı ilâmında, "... 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 170/2. maddesine göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı bir iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Aynı yasa maddesinin 3. fıkrasında ise iddianamede gösterilmesi ve bulunması gereken unsurlar sayılmıştır. Şüphelinin ifadesinin veya savunmasının alınmasında belirtilen madde açısından bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Hukukunun temel amacı olan maddî gerçeğe ulaşılmasıdır. İddianamede belirtilen suç vasfı değerlendirildiğinde, suçun takibinin şikâyete bağlı olmadığı ve uzlaşma ile önödeme hükümlerinin uygulanma imkânının bulunmadığı, dosya kapsamında müşteki beyanlarını doğrular nitelikte iki tanığın ifadesine yer verildiği, bu kanıtların kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu tartışmasızdır. Şüphelinin ifadesi veya savunması dosya içerisindeki bu deliller karşısında suçun sübutuna mutlak etki eden bir kanıt niteliği de taşımamaktadır. Dolayısıyla şüphelinin ifadesinin alınmasında bu fıkra açısından da bir zorunluluk bulunmamaktadır. Sonuç olarak, şüphelinin ifadesinin alınmaması sebebiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, bu hususun ikmali amacıyla yapıldığı anlaşılan iddianamenin iadesi ve bu karara yapılan itiraz üzerine verilen kabul kararı yerinde görülmekle, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir..." şeklinde açıklandığı üzere,