14. Hukuk Dairesi 2013/6918 E. , 2013/12393 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.04.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın feragat nedeniyle reddine dair verilen 17.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 01.10.2013 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. ... geldi…
**14. Hukuk Dairesi 2013/6918 E. , 2013/12393 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.04.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın feragat nedeniyle reddine dair verilen 17.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 01.10.2013 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. ... geldi, başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafın sözlü açıklaması dinlendi duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, dava konusu taşınmazı satın aldığını, gerçek hak sahibinin kendisi olduğunu, davalı oğlu adına oluşan kaydın yolsuz tescil niteliği taşıdığını ileri sürerek tapu kaydın iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuş, diğer davalı ...Ş. de davanın husumet yönünden reddini istemiştir. Mahkemece, tapu iptal tescil isteminin reddine, davacının tescile dayanak belediye encümen kararın iptali için idari yargı yerinde dava açmakta muhtariyetine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 25.01.2012 tarihli ve 2011/12410 E. 2012/825 K. sayılı bozma ilamı ile ve bozma ilamında yazılı gerekçe ile bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 17.12.2012 tarihli oturumda davacı asilin davadan feragati üzerine davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 307. maddesinde feragatin, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olduğu belirtilmiştir. Aynı Yasanın “Feragat ve kabulün şekli” başlıklı 309. maddesi hükmüne göre de feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Yine feragat, kati bir hükmün hukuki neticelerine hasıl olup, karşı tarafın muvafakatine bağlı olmadığından, etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğurur. Kural olarak davacı, davanın asıl sahibi olduğundan (vekili olduğu halde) bizzat kendisi de davadan feragat edebilir. Feragat davayı sona erdiren bir taraf işlemi olduğundan feragat eden davacının feragat tarihinde fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Fiil ehliyeti, bir kimsenin kendi fiili ile haklar kurabilmesi ve mükellefiyetler altına girebilmesidir. Ayırtetme gücü bulunmayanlar, küçükler ve kısıtlıların fiil ehliyeti bulunmamaktadır. Somut olayda, davacı 17.12.2012 tarihli oturumda davasından feragat etmiş ise de Bakırköy Prof. Dr ... Ruh ve Sinir Hastalıkları E. A. Hastanesi Başhekimliğinin 27.12.2012 tarihli sağlık kurulu raporunda “…davacıda parkinson hastalığı ve demans (bunama) tespit edildiği, bu hali ile vekaletname işlemi yapmasının mümkün olmadığı…” belirtilmiştir. Bu nedenle mahkemece sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarihten 10 gün önce davasından feragat eden davacının feragat tarihinde fiil ehliyetini ortadan kaldırır bir hastalığının olup olmadığı hususu re’sen dikkate alınmalı, Adli Tıp Kurumundan bu konuda rapor istenerek davacının 17.12.2012 tarihinde fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı dolayısıyla bu tarihteki feragatinin geçerli olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 990 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalı ...’den alınarak davacıya verilmesine, 01.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.