Başvuru, toplumsal gösteriye müdahale eden kolluk görevlilerinin attığı gaz fişeği kapsülünün baş bölgesine isabet etmesi nedeniyle meydana gelen ölüm olayı ve bu olayla ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, toplumsal gösteriye müdahale eden kolluk görevlilerinin attığı gaz fişeği kapsülünün baş bölgesine isabet etmesi nedeniyle meydana gelen ölüm olayı ve bu olayla ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 12/3/2020 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Edip Cömert ve Hatice Cömert'in oğlu, diğer başvurucuların kardeşi olan A. kamuoyunda Gezi Parkı eylemleri olarak bilinen toplumsal gösteriler kapsamında 3/6/2013 tarihinde Antakya'da düzenlenen gösterilere katılmıştır (Gezi Parkı olaylarıyla ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. Özge Özgürengin, B. No: 2014/5218, 19/4/2018, § 10). Kolluk görevlilerinin gösteriye müdahalesi sırasında başına gaz fişeği kapsülü isabet eden A. kaldırıldığı hastanede 3/6/2013 günü saat 29 sıralarında vefat etmiştir. A. A.nin Ölümüyle İlgili Soruşturma ve Kovuşturma Süreci 4/6/2013 günü saat 00 sıralarında adli tıp uzmanı ve Cumhuriyet savcısının katılımıyla A.nin ölü muayenesi ve otopsi işlemi yapılmıştır. Bu işlem sonucu aynı tarihte düzenlenen Adli Ölü Muayene ve Otopsi Tutanağı'nda yer alan bulgular özetle şöyledir:i. Cesedin incelenmesine başlanmadan önce cesedin alın, yüz, boyun ve her iki elinden svap ve tırnak örnekleri alınmıştır. Ölü muayenesi ve otopsi sırasındaki tüm işlemler fotoğraflanmıştır.ii. Cesedin haricî muayenesinde; alın ortasında 5x4 cm'lik, sağ kaş üstünde 2,5x1,5 cm ve 1,5x1 cm'lik iki ekimoz, sağ kaş dış yanda 4x1,5 cm'lik sürtünme kaynaklı sıyrık şeklinde ekimoz bulunduğu, burun kökünde 1x1 cm'lik, alt kısmında yanık ile uyumlu görünümü olan, ateşli silahla oluşması muhtemel sıyrık bulunduğu, sağ temporooksipitalde açıklı dışa bakan, yarım ay şeklinde olan kemiğe kadar ulaşan 4 cm'lik yırtık, bu yarım ayın ortasına düşen bölümde 1,5 cm boyunda yüzeysel yırtık bulunduğu tespit edilmiştir. Haricî muayenede vücudun başka bir yerinde iz veya bulguya rastlanmamıştır.iii. Klasik otopside baş bölgesinin incelenmesi neticesinde saçlı deri altında sağ temporooksipitalde yoğun kanama görülmüştür. Her iki temporal adale grubu sağlam bulunmuştur. Haricen sağ temporoksipitalde tarif edilen yarım ay şeklindeki kesinin altında 3x2,5 cm'lik, içe doğru kemik kakmaları oluşturan çok parçalı çökme kırığı görülmüştür. Kafatası açılarak beyin ve beyincik incelendiğinde sağ hemisferde (beyin yarım küresi) yaygın subaraknoid kanama ve kalınlığı 0,5 cm'ye ulaşan subdural kanama görülmüştür. Oksipital lobda parçalı kemik fragmanlarının kesmesine bağlı olarak beyin doku harabiyeti vardır. Beyin dokusunun yapılan kesitlerinde ve kesitlerin ayrıntılı incelenmesinde trase oluşturmuş herhangi bir görüntü saptanmamıştır. Sağ tarafta tarif edilen beyin doku harabiyetinin 1 cm derinliğe ulaşmış olduğu, kaidede sağ ön kafa çukurunda 3,5 cm boyunda, lineer, ayrıksız seviye farkı göstermeyen fissür tarzı kırık bulunduğu görülmüştür. Sağ temporooksipitalde tarif edilen çökme kırığının 3x2,5 cm'lik açıklık oluşturduğu ve buradan çöken kemik adacığının 7-8 parçaya ayrıldığı görülmüştür.iv. Klasik otopside göğüs ve batın bölgelerinin incelenmesi neticesinde herhangi bir ekimoz veya travma bulgusuna rastlanmamıştır. Akciğer, kalp, karaciğer, dalak, batın içi ve pelvik organlar ile boyun organlarının tetkikinde özellik görülmemiştir.v. Otopsi sırasında cesetten alkol, uyutucu ve uyuşturucu madde analizi için bir tüp kan alınmıştır. Ayrıca yüz bölgesinde tarif edilen ekimozlardan ve sağ temporooksipitalde tarif edilen yaranın her iki dudağından cilt örnekleri alınarak içine formol ilave edilen ayrı ayrı kutulara konulmuştur.vi. Antakya Devlet Hastanesinin Acil Servis Takip Formu'nda A.nin hastaneye ex (ölü) vaziyette getirildiği ve yapılan CPR'ye yanıt alınamayarak saat 59'da ölü olarak kabul edildiği kayıtlıdır. Antakya Devlet Hastanesi tıbbi belgesinde ateşli silaha ait giriş ve çıkış deliklerinden bahsedilmesine karşılık otopside giriş deliği olarak tarif edilen burun kökündeki sıyrığın cilt altı seviyede kaldığı, burun ve frontal kemiklerin sağlam olduğu tespit edilmiştir. Ateşli silah çıkış deliği de saptanmamış ve beyin dokusunda trace olmuş lezyon bulunmadığı belirlenmiştir. Otopsiden sonra lezyon tarif edilen bu bölgelerden örnekler alınmış ve ayrıca kayıt altında tutulması için ölen kişinin iki yönlü kafa grafisi ile BBT çekilmiştir.vii. Adli tıp uzmanı, tespit edilen bu bulgulara göre ölümün otopsi saati olan 00'den 1-4 saat öncesinde gerçekleştiğini ancak kesin ölüm nedenini belirleyemediğini bildirmiştir. Uzman ayrıca kesin ölüm nedeninin tespiti için cesetten alınan örnekler üzerinde inceleme yapılması gerektiğini, özellikle burun bölgesi ve sağ temporoparyetal bölgeden alınan örnekler üzerinde ısı ile uyumlu değişiklikler olup olmadığı hususlarında inceleme yapılması için alınan örneklerin İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi gerektiği, inceleme sonuçları ile soruşturma dosyası birlikte değerlendirilerek kesin ölüm nedeninin belirlenebileceği kanaatlerini bildirmiştir.viii. Cesetten alınan örneklerin İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine karar verilerek saat 00'te otopsiye son verilmiştir. Otopsinin bitmesini takiben saat 30 sıralarında Cumhuriyet savcısı nezaretinde Hatay İl Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme Tim Komutanlığı görevlileri tarafından olay yeri incelemesi yapılarak olay yeri krokisi düzenlenmiş, fotoğraf ve kamera görüntüleri alınmış, muhtemel deliller tespit edilerek muhafaza altına alınmıştır. Bu işlemler sonucunda düzenlenen olay yeri inceleme raporunda; A.nin yaralandığı yerin Hatay Merkez Elektrik Mahallesi Temiz Sokak ile Yıldız Sokak kesişimi, Savaşır Apartmanı önü olduğu tespit edilmiştir. Ateş edilen yerin ise A.nin yaralandığı yere 36 m mesafede olduğu ölçülen Yıldız Sokak'ın Gündüz Caddesi'ne bağlandığı alan olduğu belirlenmiştir. Olay yerinde bulunan kan lekeleri ve izlerden karşılaştırmada kullanılmak üzere örnekler alınmıştır. Raporda ayrıca Gündüz Sokak ile Yıldız Sokak birleşme noktasında yola konularak yakılan sandalye ve birtakım malzemelerle barikat oluşturulduğu, sokağın muhtelif yerlerinde dizili şekilde kaldırım taşları, diğer taşlar, sopalar bulunduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Olay yerinde ayrıca alüminyum aksamlı biber gazı kapsülüne ait olduğu değerlendirilen, deforme olmuş, üzerinde "SIF11" yazılı metal bir parça ele geçirilmiştir. Cumhuriyet savcısının talimatıyla Gündüz Caddesi, Yıldız Sokak, Temiz Sokak ve Yenidoğan Sokak arasında kalan alan emniyet şeridiyle çevrilerek bu alanda bulunması muhtemel delillerin tespiti amacıyla belediye temizlik görevlilerinin de yardımıyla süpürme işlemi yapılmış; ele geçirilen malzemeler Hatay İl Jandarma Komutanlığı görevlileri tarafından elenerek kâğıt aksamlı iki parça, bir plastik parça ve bir metal parça muhafaza altına alınmıştır. Otopsi ve olay yeri incelemesinde elde edilen materyaller üzerinde birçok kriminal inceleme yapılmıştır. Bu kapsamda Jandarma Genel Komutanlığınca düzenlenen 21/6/2013 tarihli uzmanlık raporunda, kan izlerinin birinden DNA örneği elde edildiği ve bu örneğin A.ye ait olabileceği belirtilmiştir. Aynı Kurumun 13/6/2013 tarihli uzmanlık raporunda A.den alınan svaplarda atış artığına rastlanmadığı bildirilmiştir. Jandarma Genel Komutanlığının 20/6/2013 tarihli uzmanlık raporunda ise olay yerinde bulunan ve üzerinde "TIP 1 SIF 11" yazılı metal parçanın "Brezilya menşeli, GL-202 model, göz yaşartıcı CS imlalı, göz yaşartıcı etkili, toplumsal olaylarda kargaşa bastırmak amacıyla kullanılan, çapına uygun silahtan atılmış gaz fişeği" olduğu belirtilmiştir. Aynı uzmanlık raporunda olay yerinde bulunan ikisi keçeden, biri kartondan mamul üç malzemenin bu gaz fişeğinin tasarımında kullanılan malzemelerden olabileceği kanaati bildirilmiştir. Raporda olay yerinde bulunan gaz fişeğinin teknik özellikleri şu şekilde ifade edilmiştir: Üreten ülke Brezilya, toplam ağırlık 150 g, uzunluk 115,5 mm, çap 40 mm, ilk hız 75 m/s, yanma süresi 20 sn, azami menzil 90/150 m, gecikme zamanı 2 sn, yayılma zamanı 20 sn'dir. Otopside elde edilen verilere uygun olarak Hatay Cumhuriyet Başsavcılığınca 4/6/2013 tarihinde İstanbul Adli Tıp Kurumuna müzekkere yazılarak cesetten alınan örnekler üzerinde alkol, uyutucu, uyuşturucu madde analizi ile histopatolojik ve immünhistokimyasal incelemelerin yapılması, özellikle burun bölgesi ile sağ temporooksipital bölgeden alınan cilt örneklerinde ısı ile uyumlu değişiklikler olup olmadığı hususlarının aydınlatılması, ölüm sebebinin ve sağ temporooksipital bölgede tespit edilen çökme kırığının ne tür bir cisim ile oluşabileceği hususunda görüş bildirilmesi istenmiştir. İstanbul Adli Tıp Kurumu, gönderilen örnekler üzerinde toksikoloji incelemelerini tamamlayarak 2/7/2013 tarihli bir rapor düzenlemiş ve A.nin kanında alkol veya uyuşturucu madde bulunmadığını bildirmiştir. Anılan Kurumun 12/7/2013 tarihli histopatoloji raporunda ise şu hususlar bildirilmiştir:"...alın orta, sağ kaş dış yan, sağ kaş üstü olarak gönderilen dokular 2'şer blok, burun olarak gönderilen doku 3 blok ve sağ temporooksipital iki yara dudağı olarak gönderilen doku 4 blok halinde takibe alınıp H&E kesitler yapılarak incelenmiş olup fibronektin, laminin ve aktin ile immunohistokimyasal boyama metodu uygulandığı, tüm gönderilen örneklerde fibronektin ile hasar bölgesinde artmış boyanma paterni saptanırken, laminin ve aktin ile normal boyanma paterninde bir değişiklik görülmediği,Burun, alın orta, sağ kaş dış yan, sağ kaş üstü ve sağ temporooksipital iki yara dudağı olarak gönderilen cilt örneklerinde saptanan morfolojik ve immunohistokimyasal bulgular bu lezyonların antemortem dönem ilk 24 saat içerisinde oluşmuş olabileceğini düşündürdüğü,Gönderilen tüm örneklerde ısı etkisi ile uyumlu bulgu görülmediği..." İstanbul Adli Tıp Kurumu 15/7/2013 tarihinde Hatay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği yazıda; tanık ifadeleri, düzenlenmiş tıbbi belgeler, çekilmiş BT ve grafiler, olay yeri inceleme raporu ve görüntülerini içerir adli soruşturma dosyasının tamamı gönderilerek A.nin kesin ölüm sebebi ve sağ temporooksipital bölgede tespit edilen çökme kırığının ne tür bir cisim ile oluşabileceği hakkında Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulundan görüş alınmasının uygun olduğu kanaatini bildirmiştir. Başsavcılık bunun üzerine soruşturma kapsamında elde edilen tüm delilleri Birinci Adli Tıp İhtisas Kuruluna göndererek ölüm nedeni ve baş bölgesindeki yaralanmanın ne tür bir cisimle oluşabileceği hususlarında rapor düzenlenmesi talebini yinelemiştir. Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulu 21/8/2013 tarihli raporuyla Başsavcılığın talep ettiği hususlarda kanaatini bildirmiştir. Dört profesör, bir doçent ve iki uzman tarafından imzalanan raporun sonuç bölümünün ilgili kısmı şöyledir:"...2-... Dosya ekinde gönderilen otopsi fotoğrafların(ın) kurulumuz tarafından tetkikinde sağ parietal arka dış yan bölgede açıklığı arkaya bakan yarımay şeklinde büyük oranda düzgün kenarlı skalp laserasyonu ve bunun oluşturduğu dairesel yapının ortasına uyan bölgede düzgün halka şeklinde epidermal doku kaybı gösteren saçlı deri lezyonu görüldüğü olay yerinden elde edilerek gönderilen numunelerin jandarma genel komutanlığında yapılan tetkikinde GL 202 model gaz fişeğinin teknik özelliklerinin değerlendirmesinde toplam ağırlığının 150 gr uzunluğunun 5 çapının 40 mm, ilk hızının 75 m/sn yanma süresinin 20 sn, azami menzilinin 90/150 metre gecikme zamanının 2 sn yayılma zamanının 20 sn şekilde olduğu dikkate alındığında kişinin ölümünün gaz fişeğinin kafaya isabet etmesi ile oluşan kafatası kırıkları ile birlikte beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu meydana gelmiş olduğu,3- Kişinin 03/06/2013 tarihinde saat 23:00 sıralarında meydana gelen kafasına gaz fişeği çarpması sonucu yaralanması ile 03/06/2013 tarihinde saat 23:29'da meydana gelen ölümü arasında illiyet bağının olduğu oy birliği ile mütalaa olunur." Soruşturma kapsamında ayrıca birçok tanığın beyanı alınmıştır. Bunlardan bazıları özetle şöyledir:i. Gösterilere A. ile birlikte katılan tanık ; A. ile birlikte bulundukları sokağın başından ve bulundukları yere 25-30 metre mesafedeki bir araçtan gaz fişeği atıldığını, gaz fişeklerinden birinin önünden geçtiğini, diğerinin nereye gittiğini görmediğini, bu esnada A.nin yere düştüğünü beyan etmiştir.ii. A.yi aracıyla hastaneye götüren tanık A.K. özetle işyerinden eve doğru giderken Gündüz Caddesi'nin göstericiler tarafından kapatılması nedeniyle Elektrik Mahallesi'nin ara sokaklarına girdiğini, burada göstericilerin kendisini durdurarak polis olup olmadığını sorduğunu, bu sırada bazı kişilerin kendisini tanıyarak geçmesine izin verdiğini, sokağın başına geldiğinde bir ses duyduğunu, A.nin başından kan geldiğini ve yere düştüğünü gördüğünü, A.yi aracıyla hastaneye götürdüğünü, bu sırada 112 Acil Çağrı Merkezi hattını aradığını beyan etmiştir.iii. Tanık P özetle evinin balkonunda otururken 7-8 kişilik bir grubun Yıldız Sokak'a doğru kaçtığını gördüğünü, Gündüz Caddesi'nden 2-3 el gaz bombası atıldığını, bunlardan birinin A.ye isabet ettiğini, olay yerindeki balkona 10 metre mesafede olduğunu beyan etmiştir.iv. Tanık H.A. görevlilerce atılan gaz fişeğinin A.ye isabet ettiğini, tanık R.Y. polis aracından atılan gaz bombasının yanından geçerek A.ye isabet ettiğini, tanık H.S. beyaz renkli bir araçtan sokağa doğru 4-5 el ateş edildiğini ve A.nin yere düştüğünü, tanık S.Ş. iki sokağın birleşme noktasından atılan gaz fişeğinin A.nin başına isabet ettiğini, tanık A.B. polis aracından Yıldız Sokak'ta bulunan vatandaşlara gaz bombası atılmasının ardından sokaktaki gençlerden birinin yere yığıldığını, tanık S.S. pencereden baktığı sırada Gündüz Caddesi üzerindeki bir polis aracından bulunduğu apartmana doğru gaz fişeği atıldığını ve A.nin yere düştüğünü gördüğünü, tanık S.A. göstericilerin Yıldız Sokak'a kaçtıkları sırada polis ekiplerinin arka arkaya üç el gaz bombası attığını ve gençlerden birinin bağırarak yere yığıldığını beyan etmiştir. Soruşturma kapsamında olay tarihinde gerçekleşen gösterilere gaz fişeği kullanmak suretiyle müdahale eden görevli polis araçları ve bu araçlarda bulunan kolluk görevlileri tespit edilmiştir. Üç aracın bu şekilde görevlendirildiği, araçların içinde biri şoför, biri kamera kullanan operatör, biri de gaz fişeği atmakla görevli olan üç kişi bulunduğu belirlenmiştir. Gaz fişeği atmakla görevli olan polis memurları K., H.A. ve A.K.nın şüpheli sıfatıyla beyanları alınmıştır. K.nın ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Ben Hatay Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmaktayım. Olay tarihinde de il merkezinde izinsiz gösteri yapan gruplara müdahale için görev almıştım... Benim bildiğim kadarı ile de olaylar esnasında üç tane araçta gazcı vardı. Bunun dışında araç varsa da içerisinde gazcı yoktu... Saat 17:00 gibi olayların olduğu bölgeye gitmiş idik. Yaklaşık 22:30'da kadar müdahale etmeden Armutlu BP civarında bekledik. Burada beklediğimiz süre zarfında da zaten sürekli göstericiler üzerimize taş, sopa, şişe ve benzeri şeyler atmaktaydılar. Biz de kalabalıkların dağılması için anonslar yapmakta idik. Daha sonra bize müdahale emri gelince araçlar ile müdahaleye başladık. Gündüz Caddesi üzerinden Uğur Mumcu meydanına kadar gittik. Oradan tekrar dönüp aynı noktaya geliyorduk. Hatırladığım kadarı ile bu şekilde bir kaç tur attık. bu esnada da yoğun bir şekilde araçlar üzerine taş, sopa, evlerin damlarından kiremit, tuğla ve benzeri gibi maddeler atılmakta idi. Tur attığımız sırada ben araçtan gaz fişeği atıyordum. Gaz fişeğini zaten kalabalık olduğu noktalara kalabalığın arka kısmına düşecek şekilde atıyordum. Ben 2010 yılında bunun eğitimini almış idim. Kişiler yakın mesafede ise gaz bombası kullanmayıp mazgallardan lazer bombası kullanıyorduk. Hatırladığım kadarı ile bu müdahaleler sırasında ben 35-40 adet gaz fişeği atmışımdır. Ben bu işin eğitimini aldığım için atılması gerektiği şekilde gaz fişeğini kullandım. Herhangi bir kimseyi hedef alarak gaz fişeği kullanmadım. Atmış olduğum gaz fişeklerinden herhangi birinin birisine isabet ettiğini de ben görmedim. Daha sonra 03:00 gibi biz olay yerinden ayrıldık. Görevli olduğum şubeye geçtik. Ben oraya gittikten sonra oradaki konuşmalarda birisinin öldüğünden bahsediliyordu. Olayı bu şekilde duydum. ..." H.A.nin ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Ben Hatay Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmaktayım... Daha sonra bize olaylara müdahale edin denilince biz de müdahaleye başladık. daha öncesinde ise olaylarda görev alan diğer Şort Land ve Tomalarda olay yerinde idi. Daha sonra hep birlikte müdahale ettik. Şu an tam hatırlamıyorum ama olay yerine gittikten uzun bir süre sonra müdahalelere başladık. Bu esnada su sıkan araçlardan su sıkıldı. Gaz atılan araçlardan ise gaz atmaya başladık ... Bizim müdahalelerimiz esnasında caddede ve ara sokaklarda yoğun bir kalabalık oluşuyordu. Bu kişiler bizim araçlara taş, şişe ve benzeri şeyler atıyorlardı. Binalardan kaldırım parkeleri atılıyordu. Bende araç içerisinden ara sokaklara gaz fişeği atıyordum. Hatırladığım kadarı ile bu süreç zarfında araçtan 40-45 adet gaz fişeği attım. Ben bu işin eğitimini almıştım. Ayrıca gaz fişeği kullanma talimatları bize verilmiş idi. Bu talimatlar doğrultusunda gaz fişeklerini kullanıyorduk. Araçların gaz fişeği atmak için yaklaşık 10X15 cm ebatlarında penceresi mevcuttur. Buralarda gaz fişeklerini prosedür gereği gerekli açıyı ayarlayarak 45 derecelik açı ile grupların arka taraflarına ateş ediyordum. Ateş ettiğim esnada da zaten herhangi bir şahsı hedef almam mümkün değildir. Gaz fişeğinin bir kişiyi hedef alınması halinde öldürücü olup olmadığı konusunda benim bilgim yoktur. Ama bildiğim öldürücü olmadığı yönündedir. Ama belli bir mesafeden kişilere isabet etmesi halinde belli bir tahribat yaratır. Bildiğim kadarı ile de gaz fişekleri atıldığında 100-150 metre kadardır. Hatırladığım kadarı ile de saat 03;00 sıralarında göstericiler dağılmış idi. Bizde şubeye döndük. Ben şubeye döndükten sonra olaylarda birisinin yaralandığını ve öldüğünü duydum. Araçtan gaz fişeği attığım sıralarda bu yönde bir şey duymadım, görmedim. olayın nasıl meydana geldiğini ben bilmiyorum......" A.K.nın ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Ben Hatay Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmaktayım... Benim görevim bu tip gösterilerde gazla müdahale etmek idi. Ben bu konuda da eğitim alarak bir yıl önce bu göreve başladım. Bu görevi yaparken de yaya olarak müdahale ettiğimizde yaya olarak gaz atmakta idim. Araçla müdahale ettiğimiz zamanlarda da araçtan gaz atmakla görevli idim. Benim olay tarihinde görev aldığım araca Şort Land denilmekteydi. Söz konusu aracın plakası 6197 idi. Rengi de beyaz idi. Araçta şubemize aitti. Bu araçta ayrıca aracı kullanan bir şoför, bir operatör bulunmaktadır... Biz saat 17:00'de olaylara müdahale için hareket ettik... Gece 23:00'a kadar biz olaylara müdahale etmedik. O süre zarfında göstericiler tarafından bizim araçlara taş şişe, bilye ve benzeri eşyalar atıldı. Saat 23:00 gibi bize emir geldi. Ben içinde bulunduğum araçta gazcı olarak görev yapıyordum. Müdahaleden sonra araçta kontrollü bir şekilde gaz atmaya başladım. Gaz atılan araçlardan ise gaz atmaya başladık. Gündüz caddesinin üst kısmında bulunan BP istasyonundan başlayarak Gündüz Caddesini takiben Uğur Mumcu meydanına kadar oradan tekrar dönüp yine aynı güzergahta müdahalelerde bulunuyorduk. Hatırladığım kadarı araç ile kaç tur attığımızı bilmiyordum. Çünkü bize çok yoğun bir şekilde saldırılar oluyordu. Aracı kullanan şoförler aracı bile kullanmakta zorluk çekiyorlardı. Bizim müdahalelerimiz esnasında caddede ve ara sokaklarda yoğun bir kalabalık oluşuyordu. Bu kişiler bizim araçlara taş, şişe ve benzeri şeyler atıyorlardı. Bu süreç zarfında araçtan hatırladığım kadarı ile 20-25 adet gaz fişeği attım. Söz konusu gaz fişeklerinin ana cadde üzerinde ara sokaklarda toplanan kalabalığın arka kısımlarına atıyordum. Ayrıca bir kaç kişi olan gruplara herhangi bir gaz fişeği atmıyordum. Kabalık olan grupların arkasına dağıtılması için gaz fişeği atıyordum. Ben bu işin eğitimini almıştım. Ayrıca gaz fişeği kullanma talimatları bize verilmiş idi. Bu talimatlar doğrultusunda gaz fişeklerini kullanıyorduk. Araçların gaz fişeği atmak için yaklaşık 10X15 cm ebatlarında penceresi mevcuttur. Buralarda gaz fişeklerini prosedür gereği gerekli açıyı ayarlayarak 45 derecelik açı ile grupların arka taraflarına ateş ediyordum. Ateş ettiğim esnada da zaten herhangi bir şahsı hedef almam mümkün değildir. Gaz fişeğinin bir kişiyi hedef alınması halinde öldürücü olup olmadığı konusunda benim bilgim yoktur. Bu konuda bir olaya şahit olmadım. Bir duyumum da olmadı. Televizyonlarda izlediğim kadarı ile bazı kişilere yakın mesafeden gaz fişeği isabet ediyor, bu kişiler de gaz fişeklerini yerinden alarak atan polislerin üzerine tekrar atıyor. Gaz fişeğinin mesafesi atılan silahtan silaha değişmekle birlikte 100-150 metre gitmektedir. Hatta benim kullandığım silahta bir kaç kez tutukluluk yapmış idi. Hatırladığım kadarı ile de saat 03;00 sıralarında göstericiler dağılmış idi. Bizde şubeye döndük. Ben şubeye döndükten sonra olaylarda birisinin yaralandığını ve öldüğünü duydum. Araçtan gaz fişeği attığım sıralarda bu yönde bir şey duymadım, görmedim. olayın nasıl meydana geldiğini ben bilmiyorum, ben gaz atarken ve attıktan sonra birisine isabet ettiğini görmedim. Üzerime atılı suçlamayı da kabul etmem. ...Ben daha önce beyanda bulunduğum gibi kimseyi hedef alarak gaz fişeği atmadım. Talimatlarda belirtilen şekilde attım. Herhangi bir kimseye de isabet ettiğini görmedim ve duymadım, gaz fişeği ile de birisinin öldüğünü daha önceden hiç duymadım. Ben geçen yıl kursuna gittim. Bir yıllık gazcıyım. dedi. ..." A.nin başına isabet ederek ölümüne neden olan gaz fişeğinin atıldığı polis aracının bu üç araçtan hangisi olduğunun soruşturma kapsamında tespiti amacıyla çevredeki işyerlerinin güvenlik kameralarının görüntüleri, gösterilere müdahalede görev alan TOMA (toplumsal olaylara müdahale aracı) ve Akrep olarak tabir edilen polis araçlarının kamera görüntüleri ile MOBESE görüntüleri elde edilmiş; bunlar üzerinde yapılan incelemeler neticesinde Jandarma Kriminal Laboratuvarı tarafından raporlar düzenlenmiştir. Olay yerini gören MOBESE'lere ait görüntülerin incelenmesi sonucunda düzenlenen tutanakta "03/06/2013 - 23:09:26 tarih ve saatinde Gündüz caddesinden Uğur Mumcu meydanına doğru seyir halindeki beyaz renkteki polis akrep aracının olayın meydana geldiği yer olan Elektrik Mahallesi Yıldız Sokağa doğru aracın ön kısmını sokağa bakar şekilde durdurup iki defa araçtan gaz bombası atışının yapıldığı, daha sonra atışa müteakip aracın tekrar Gündüz Caddesine doğru yönünü çevirip Uğur Mumcu istikametine doğru gittiğinin görüldüğü, polis akrep aracının Yıldız sokaktan gitmesine müteakip Yıldız sokaktan yaklaşık 10 kişilik bu grubun Gündüz caddesine doğru çıktıklarının görüldüğü..."; "03/06/2013-23:10:24 tarih ve saatinde beyaz renkli polis akrep aracının Uğur Mumcu meydanına gaz bombası atışı yaparak yoluna devam ettiği..." ve "03/06/2013-23:10:43 sıralarında Yıldız sokaktaki bir grup göstericinin Gündüz caddesine doğru çıkarak sağa sola doğru kaçışmaya başladıkları..." hususları yer almıştır. A.nin ölümüne neden olan gaz fişeğini atan görevlinin A.K. olduğunun görev listesi, beyanlar ve kamera görüntülerinden bu şekilde tespit edilmesinin ardından A.K. hakkında Hatay Ağır Ceza Mahkemesinde 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 21/2 ve 53/1 maddeleri uyarınca olası kasıtla adam öldürme suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış; diğer şüpheliler hakkında ise ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir. 24/3/2014 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ilgili kısmı şöyledir:"...1-HATAY İL MERKEZİNDE 03/06/2013 TARİHİNDE MEYDANA GELEN TOPLUMSAL GÖSTERİLER Olay tarihi olan 03/06/2013 tarihinde Hatay İl Merkezinde Gezi Parkı olayları nedeniyle toplumsal gösterilerin yapıldığı, olay tarihinde saat 17:40 sıralarında Uğur Mumcu alanından Armutlu Bp istikametine doğru Gündüz Caddesi üzerinde yaklaşık 200 kişilik bir grubun toplanarak caddeyi trafiğe kapatıp çeşitli sloganlar attıkları, görevlilerce birkaç kez grubun dağılması yönünde anonslar yapıldığı daha sonra grubun ara sokaklara doğru dağıldıkları, saat 21:00 sıralarında ise Gündüz Caddesi Şabanoğlu Ekmek Fabrikası önünde toplanan yaklaşık 80-100 kişilik grubun tekrar toplandığı, daha sonra çevreden katılımlar ile 400 kişilik bir kalabalığın oluştuğu, kalabalığın Gündüz Caddesi üzerine barikat kurarak slogan attıkları, görevlilerce ikazlarda bulunulduğu, daha sonra grubun Uğur Mumcu alanına doğru yürüyüşe geçtikleri, bir grubun ise cadde üzerinde beklediği daha sonra Uğur Mumcu istikametinden gelen grup ile birleştikleri ve Gündüz Caddesi üzerindeki çöp konteynerlerini yola devirerek ateşe verip beklemeye başladıkları, saat 22:00 sıralarında Uğur Mumcu alanında havaya havai fişek gösterisi yapıldığı, daha sonra görevlilerce kalabalığın dağılması için müzakere ve ikazlar yapıldığı buna rağmen toplanan kişilerin dağılmadıkları ve bilahare de grubun barikat kuran güvenlik güçlerini hedef alarak taş ve sapan ile bilye atmaya başladıkları, görevlilerce ikazda bulunulduğu, buna rağmen grubun dağılmadığı ve Gündüz Caddesi üzerinde ve civarında yaklaşık on bin kişinin toplandığı, daha sonra ise bir grubun ayrılarak güvenlik güçlerine saldırdıkları bunun üzerine güvenlik güçlerince olaylara müdahale edilerek gruplara tazyikli su ve gaz ile müdahalede bulunulduğu, söz konusu gösterilerin 03:00'a kadar devam ettiği, görevlilerce de çeşitli müdahalelerde bulunulduğu, bu müdahaleler sırasında da maktül [A.nin] yaralandığı ve tedavi için götürüldüğü Antakya Devlet Hastanesi'nde öldüğü, söz konusu olaylar ile ilgili 04/06/2013 tarihli olay tutanağının düzenlendiği ve Hatay İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü'nce düzenlenen fezlekenin Başsavcılığımıza gönderildiği ve Başsavcılığımızın 2013/10621 sayılı soruşturma dosyasında kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme ve 2911 Sayılı Yasaya Muhalefet suçlarından dolayı soruşturma yürütüldüğü. 2- ŞÜPHELİLER [K.] VE [H.A.] YÖNÜNDEN SORUŞTURMA DOSYASININ İNCELENMESİ:Şüpheliler [K.] ve [H.A.]nin Hatay İl Emniyet Müdürlüğü'nde görevli oldukları ve yukarıda anlatılan 03/06/2013 tarihinde meydana gelen gösteriler nedeniyle görevli bulundukları, [K.]nin 3815 plaka sayılı araçta [H.A.]nin de 3854 plaka sayılı araçta gaz atmakta görevli personeller oldukları, söz konusu gösterilerin daha sonra yasalara aykırı bir hale gelmesi nedeniyle yetkililerce gösterilere müdahale edilmesi istenildiği, şüphelilerinde içlerinde bulundukları toma ve sortland diye tabir edilen araçların toplumsal olaya müdahalede bulundukları, bu kapsamda kalabalıkların dağılması için tazyikli su ve gaz fişekleri ile müdahalede bulundukları, bu müdahaleler sırasında şüphelilerin içerisinde bulundukları araçlardan gaz fişekleri attıkları,...Soruşturma dosyasında beyanları alınan tanıkların ölen [A.ye] gaz fişeğinin isabet ettiğini fakat tam olarak hangi araçtan gaz fişeği atıldığını görmediklerini beyan ettikleri, soruşturma dosyası kapsamına göre şüphelilerin atmış oldukları gaz fişeğinin ölen [A.ye] isabet ettiğine dair şüpheliler hakkında kamu davasının açılmasını gerektirecek yeterlilikte ve nitelikte herhangi bir delil mevcut olmadığı gibi olayın niteliği itibariyle şüphelilerin birlikte hareket etmediği gibi aralarında herhangi bir iştirak iradesinin de mevcut olmadığı.3- ŞÜPHELİLER [H.Y.A.], [B.A.Ş.] VE EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ YETKİLİLERİ AÇISINDAN SORUŞTURMA DOSYASININ İNCELENMESİ:Müştekiler vekili Hatice Cömert 09/10/2013 havale tarihli ve 17/02/2014 tarihli dilekçelerinde, 6297 plaka sayılı araçtaki gaz atmakta görevli şüpheli ile birlikte söz konusu olaylara müdahale emrini veren Emniyet Müdürlüğü görevlileri hakkında şikayetçi olmuş ise de, Yukarıda anlatıldığı şekilde 03/06/2013 tarihinde meydana gelen toplumsal gösterilerin saat 17:00 sıralarında başladığı ve 03:00'a kadar devam ettiği, söz konusu gösterilerin yasaya aykırı hale dönüşmesi üzerine saat 23:00 sıralarında söz konusu olaylara müdahale edilmesinin istenildiği ve görevlilerce müdahale edildiği, söz konusu görevlilerce verilen müdahale emrinin yasalara aykırı bir emir olmadığı söz konusu olayların engellenmesine yönelik bir emir olduğu, söz konusu gösterilere [A.] dahil binlerce kişinin katılmış olduğu verilen emrin maktül [A.ye] müdahale edilmesine yönelik bir emirde olmadığı, söz konusu müdahaleler sırasında [A.ye] gaz fişeği isabet etmesi ve bunun neticesinde yaşamını yitirmesi olayında gösterilere müdahale emri veren yetkililere [A.nin] ölümünden dolayı hukuki bir sorumluluk yüklenemeyeceği, ölümle verilen emir arasında bir illiyet bağının da bulunmadığı, ayrıca söz konusu bu soruşturma dosyasının [A.nin] ölümüne yönelik olduğu, olay tarihinde veya sonrasında meydana gelen olaylarda güvenlik güçlerinin yasaların kendilerine verdiği görev sınırlarını aşıp aşmadığına yönelik bir incelemenin soruşturma dosyasının konusunu teşkil etmediği, Şüpheliler [H.Y.A.] ve [B.A.Ş.nin] 6197 plaka sayılı sortland aracı şoförlüğünü ve operatörlüğünü yaptıkları, söz konusu aracın gaz kullanmak ile ilgili görevlisinin [A.K.] olduğu, [B.A.Ş.nin] şoför olduğu, [H.Y.A.nın] ise operatör olarak görev yaptığı, olay tarihinde araçta gaz atmakla görevli [A.K.nın] atmış olduğu gaz fişeğinin ölen [A.ye] isabet etmesinde diğer şüphelilerin herhangi bir iştirakının bulunmadığı, her şüphelinin araç içerisinde ayrı ayrı görevlerinin bulunduğu, bu şüphelilerin gaz atmakla görevli şüphelinin eylemlerine iştirak etmelerinin mümkün olmadığı gibi meydana gelen neticeden de sorumlu tutulmalarının hukuken mümkün olmadığı anlaşıldığından,Yukarıda açıklanan nedenlerle tüm şüpheliler hakkında Cumhuriyet Başsavcılığımızca KAMU ADINA KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA,..." Başvurucu vekillerinin ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yaptıkları itiraz İskenderun Ağır Ceza Mahkemesinin 13/10/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Ret kararının gerekçe kısmında şu ifadelere yer verilmiştir:"Tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesinde, Soruşturmaya konu olayda isimleri geçen şüphelilerin olaya müdahale anındaki eylem görev ve yetkileri dikkate alındığında itiraza konu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın gerekçesine göre verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından müştekilerin itirazının reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." 24/3/2014 tarihli iddianamenin ilgili kısmı şöyledir:"...Şüphelinin söz konusu eylemi hukuki açıdan değerlendirildiğinde, şüphelinin olaylar esnasında gaz fişeği atmakla görevli olduğu, dosya kapsamına göre şüphelinin maktül [A.yi] doğrudan hedef alarak onu öldürme kastı ile gaz fişeği ile ateş ettiğine dair herhangi bir delilin mevcut olmadığı, 21/08/2013 tarihli Adli Tıp Ihtisas Kurulunun raporu ve 04/06/2013 tarihli olay yeri krokisi birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin eyleminin olası kast ile insan öldürme kapsamında kaldığı, Adli Tıp Kurumunun söz konusu raporunda şüphelinin kullanmış olduğu gaz fişeğinin toplam ağırlığının 150 gram, uzunluğunun 115,5 mm, çapının 40 mm, ilk hızının 75 metre/saniye, yanma süresinin 20 saniye, azami menzilinin 90/150, gecikme zamanının 2 saniye, yayılma zamanının 20 saniye şeklinde olduğunun belirtildiği, 04/06/2013 tarihli olay yeri krokisinde de olay esnasında gaz fişeğinin ateşlendiği yer ile maktülün vurulduğu yer arasındaki mesafenin 36 metre olarak hesaplandığı, gaz fişeğinin özellikleri ve menzili ile gaz fişeğinin atıldığı mesafe birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin gaz fişeğinin birilerine isabet etmesi halinde yaralayıcı veya öldürücü zarar vereceğini öngörmesine rağmen kalabalığa doğru gaz fişeğini ateşleyerek olası kast ile maktülün ölümüne sebebiyet verdiği, soruşturma dosyasında bulunan CD izleme tutanakları ve tüm dosya kapsamına göre tespit edildiğinden,Şüphelinin yargılanmasının mahkemenizce yapılarak delillerin takdiri mahkemenize ait olmak üzere; Eylemi Gereği: Şüphelinin eylemine uyan yukarıda gösterilen sevk maddeleri uyarınca cezalandırılmasına,..." İddianamenin kabul edilmesiyle Hatay Ağır Ceza Mahkemesinin E. 2017/158 sayılı dosyası üzerinden A.K.nın yargılanmasına başlanmıştır. Yargılama sürecinde A.K.nın müdafii, dosyanın güvenlik gerekçesiyle naklini talep etmiş; Yargıtay Ceza Dairesinin 18/7/2014 tarihli ilamı ile A.K. hakkındaki kamu davasının Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesine nakline karar verilmiştir. Hatay Ağır Ceza Mahkemesinin dava nakline ilişkin 13/8/2014 tarihli kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Hatay Başsavcılığının 24/03/2014 tarih ve 2014/2069 esas sayılı iddianamesiyle sanık A.K. hakkında 'Olası Kast İle Öldürme' suçundan sanığın eylemine uyan TCK'nun 81/1,21/2,53/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle mahkememize kamu davası açılmış ise de, Sanık müdafinin CMK 19/2 maddesi uyarınca güvenlik nedeniyle davanın nakli yönünde Hatay Başsavcılığına talepte bulunduğu, Hatay Başsavcılığınca bu talebin Adalet Bakanlığına iletildiği, Adalet Bakanlığınca dosyamızın incelenmek üzere istendiği ve yapılan inceleme sonucu nakil konusunda karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza dairesine gönderildiği, Yargıtay Ceza Dairesinin 18/07/2014 tarih ve 2014/8242 esas, 2014/7639 karar sayılı ilamı ile kamu güvenliği gerekçesiyle CMK'nın 19/2 maddesi uyarınca Hatay Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/158 Esasına kayıtlı kamu davasının Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesine nakline karar verildiği anlaşılmakla mahkememiz dosyasının Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesine nakline dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıdaki açıklanan nedenlerle;1- Sanık [A.K.] hakkında 'Olası Kastla Öldürme' suçundan açılan kamu davasına ilişkin dosyamızın CMK'nun 19/2 maddesi ve Yargıtay Ceza Dairesinin 18/07/2014 tarih ve 2014/8242 esas, 2014/7639 karar sayılı ilamı ile davanın BALIKESİR AĞIR CEZA MAHKEMESİNE NAKLİNE,2- Katılan vekili Av. [A.B.] 23/07/2014 tarihli dilekçesiyle Yargıtay Ceza Dairesinin nakil kararına karşı direnme talebinde bulunmuş ise de, mahkememizce nakil konusunda herhangi bir karar verilmediği, Adalet Bakanlığının talebi doğrultusunda Yargıtay Ceza Dairesince dava dosyasının nakline karar verildiği anlaşılmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,..." Bu karar üzerine davanın nakledildiği Balıkesir'de Ağır Ceza Mahkemesinin E. 2014/250 sayılı dosyası üzerinden A.K. hakkındaki ceza yargılamasına devam edilmiştir. Başvurucuların katılan sıfatıyla yer aldıkları ve 164 avukat tarafından temsil edildikleri bu yargılamada toplam on beş duruşma yapılmıştır. Süreçte A.K.nın gaz fişeği atmakla görevli olduğu araçta bulunan diğer kolluk görevlileri dâhil 22 tanığın ve başvurucuların ifadeleri alınmış, olay yerine ait görüntüler duruşmalarda izlenmiş, ölüme neden olan gaz fişeği ve fişeğin atıldığı silah konusunda inceleme raporları temin edilmiştir. 4/3/2016 tarihinde tamamlanan yargılama sonucunda oyçokluğuyla A.K.nın A.ye karşı kamu görevi gereği elinde bulundurduğu araçla kastı aşan öldürme suçunu işlediği kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 87/4-ikinci cümle ve 266/1 maddeleri uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:Aralarında yaklaşık olarak 35 metre mesafede bulunan guruba doğru görevli olduğu [...] plaka sayılı araçtan gaztüfeğiyle ateş eden sanığın maktülün yaralanma şekli dikkate alındığında kurallara uygun olarak atış yapmadığı bu şekilde yapmış olduğu atış sonucunda gaz fişeğinin, birisine çarparak onun ölümüne neden olabileceğini öngörmüş olmasına rağmen öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalarak atış eylemini kurallara uygun olmayarak yapmış bu bağlamda atış kurallarına uymamıştır. Bu nedenle, meydana gelen ölüm olayında olası kastla hareket ettiğinin kabul edilmesi gerektiğinden sanığın eylemine uyan; TCK'nun 81/1, 21/2, 53 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, ... karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunmuştur....Tüm delillerin birlikte değerlendirilmesinde; [A.], 03/06/2013 tarihinde saat 00'ten sonra gösteri yapanların dağılması sırasında başına almış olduğu sert bir cisim sonucu yaralanmış ve akabinde vefat etmiştir.... [A.nin] vurulmuş olduğu sokağın başına shortland aracın geldiği, durduğu ve bu sırada ateş edildiği, akabinde normalden fazla bir sesle dışarıdan bağırma sesi duyulduğu, Abdocan vuruldu şeklinde bir ses duyulduğu görülmekle, sanığın içerisinde bulunduğu aracın sokak başında durduğu ve ateş ettiği sırada, [A.nin] vurulduğu anlaşılmıştır. [A.nin] başından vurulmuş olduğu yaranın niteliğine göre, öldürmeye elverişli bir silah olan tabanca, tüfek veya av tüfeğinden çıkan bir mermi veya domdom kurşunundan yaralanmadığı anlaşılmıştır.Adli Tıp Kurumu raporuna göre de almış olduğu yaranın, gaz tüfeğinden çıkan parça ile oluştuğu anlaşılmıştır. Bu nedenle savunmanın aksine, vurulma olayını gerçekleştiren kişinin sanık [A.K.] olduğu kanaatine varılmıştır.EYLEMİN VASIFLANDIRILMASIİddianamede sanığın TCK'nun 81/1, 21/2 maddeleri uyarınca olası kasıtla cezalandırılması talep edilmiştir.Cumhuriyet Savcısı mütalaasında, sanığın aynı sevk maddeleri uyarınca cezalandırılmasını talep etmiştir.Katılan taraf ise sanığın kasten öldürme suçundan TCK'nun 81/1 maddesi uyarınca ve ayrıca görevi gereği elinde bulunan araçla suç işlediğinden, TCK'nun maddesi uyarınca cezalandırılmasını talep etmiştir....Eylemin vasıflandırılmasına gelince; sanığın olayda kullanmış olduğu gaz tüfeğinin ve gaz tüfeğinden çıkan gaz fişeğinin doğrudan insan öldürme sonucunu doğuran bir silah olmadığı, olay sırasında sanık ile maktul arasında 30 metre kadar mesafe olduğu anlaşıldığından, eylem kasten öldürme suçu olarak vasıflandırılmamış, yine aynı düşünceyle olası kasıtla öldürme suçu olarak vasıflandırma yapılmamıştır.Ancak sanığın, öldürmeye elverişli silah olmayan gaz tüfeğiyle ateş edip, gaz fişeğini kafaya isabet sonucu kafatası kırığı oluşturup, buna bağlı olarak beyin kanaması ve beyin doku harabiyetini doğuracak şekilde ölüm sonucunu doğuran eylemi TCK'nun 87/4 maddesinde belirtildiği şekilde kastı aşan öldürme suçu olarak değerlendirilmiştir....Suçun vasıflandırılması yönünden Hakim [T.G] karşı oy kullanmıştır....