8. Hukuk Dairesi 2019/4105 E. , 2021/4828 K. "İçtihat Metni" DAVA TÜRÜ : Tazminat MAHKEMESİ : Boğazlıyan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Boğazlıyan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.05.2017 tarihli ve 2014/33 Esas, 20117/230 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince ist
**8. Hukuk Dairesi 2019/4105 E. , 2021/4828 K.** **"İçtihat Metni"** DAVA TÜRÜ : Tazminat MAHKEMESİ : Boğazlıyan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Boğazlıyan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.05.2017 tarihli ve 2014/33 Esas, 20117/230 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili, 94 ada 62 parsel sayılı taşınmazın 16.277,42 m2'lik kısmının Boğazlıyan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.01.2004 tarih ve 2004/15 Karar sayılı kararı ile kamulaştırılmasına ve bu kısmın idare adına tesciline karar verildiğini, kamulaştırma bedelinin ödendiğini ancak taşınmaza kamulaştırmadan önce 29.08.2000 tarihinde davalı idarece okul yapılmak suretiyle el atılmış olduğunu belirterek, el atma tarihi ile kamulaştırma bedelinin ödendiği tarih arasında geçen ve mülkiyetten yoksun bırakılan süre için uğranılan zarar olarak şimdilik 245.000,00 TL bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı İdare vekili, taşınmaz hakkında kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davası açıldığını, verilen kararın kesinleştiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 35.942,00 TL'nin davalı taraftan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine, her iki taraf istinaf talebinde bulunmuş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2017/2094 Esas, 2017/1908 Karar sayılı kararı ile, davalı İdare vekilinin istinaf talebinin kabulüne, davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf istemiyle önüne gelen dosya ve karar bir bütün olarak değerlendirilerek, HMK’nin 353/(1)-b maddesinde yer alan “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir” düzenlemesi davanın hangi kısmı ile ilgili olursa olsun, ilk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrasının düzeltilmesi de dahil istinaf isteminin kısmen bile kabulüne karar verilecek olsa dahi, şayet yeniden hüküm kurulacak ise, İlk Derece Mahkemesi kararının tamamen kaldırılması ve tüm hükümlerin yeniden kurulması gerekir. Bölge Adliye Mahkemeleri, bir yandan hukuki denetim yapan mahkemeler iken diğer yandan vakıa incelemesi de yapan mahkemelerdir. İlk Derece Mahkemelerince yapılan vakıa incelemesi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yerinde bulunmadığı takdirde İlk Derece Mahkemesi kararı bütünüyle ortadan kaldırılmalı ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde yeniden bir hüküm kurulmalıdır. Aksi halde, aynı dosyada infazı kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve HMK’nin 297. ile 359. maddelerine aykırı olarak infazda tereddüte sebebiyet verilebilecektir. Yine, aynı Kanunun 359/2 maddesi ise; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmünü içermektedir. Somut olayda, Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 35.942,00 TL'nin davalı taraftan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine, her iki taraf istinaf talebinde bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesi’nce, gerekçede, davalı vekilinin istinaf taleplerinin kabulünden bahsedilmiş ise de, hüküm kısmında davacı ve davalı vekilinin istinaf talepleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmeden, yasal düzenlemelere aykırı olarak ve HMK'nin 359/2 gereğince infazda tereddüte yol açacak şekilde ‘davacıların reddine’ şeklinde hüküm kurulması yanlış olmuştur. O halde, Mahkemece yapılacak iş, az yukarıda bahsi geçen yasal düzenlemelere, usule ve infaza elverişli bir karar vermek olmalıdır. Bu hususlar düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.