10. Hukuk Dairesi 2024/5784 E. , 2025/4151 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı d…
**10. Hukuk Dairesi 2024/5784 E. , 2025/4151 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirketin ... adresindeki Isıcam'da işçi olarak çalışmakta iken, 17.08.2013 tarihinde iş kazası geçirdiğini, sağ kolunda çok derin kesikler oluştuğunu, iş kazası nedeniyle eski sağlığına kavuşamadığını, malul duruma düştüğünü, maluliyet raporu için SGK'ya başvuru yapıldığını, iş kazasının meydana gelmesinde kusurun tamamen davalı şirkete ait olduğunu, davalı şirketin işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ...'in iş kazası nedeniyle oluşan maddi-manevi zararının davalı şirketten tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı ...'in, 17.08.2013 tarihinde davalı şirketin .../...'nda bulunan işyerinde saat 14:00 sıralarında işlemi tamamlanmış olan ... mamullerinin ahşap sandıklaması yapılırken ... plakasının kırılması ile kırılan ... kısmının davacının üstüne düşerek yaralanmasına sebebiyet verdiği, bu yaralanma esnasında davalı işveren tarafından davacıya verilmesi lazım gelen tüm iş güvenliği malzemelerinin (eldiven-... tutma ...) kullanmasına rağmen davacının yaralanmış olduğunu, kazaya sebebiyet veren olayın, ... üründe oluşmuş hata veya çatlağın çalışanlardan ... ve ...'ın gözünden kaçmasından ötürü kaynakladığını, davacı ...'e davalı firma nezdinde çalıştığı süre boyunca iş sağlığı ve güvenliği temel eğitimi, ilkyardım eğitimi verildiğini, davacı ...'in kaza sonrası 3 ay raporlu olarak rehabilitasyonu tamamlandıktan sonra tekrar işbaşı yaptığını, ve 6 ay boyunca da davalı şirkette çalışmaya devam ettiğini, iş kazasının meydana gelmesinde davacının tamamen kusurlu olup, davalı şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, dosyaya ibraz edilen %30,2 oranındaki sağlık kurulu raporundaki orana itiraz ettiklerini, gerçek maluliyetin tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, davacının talep etmiş olduğu maddi-manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kazada davalı şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, kaza tamamen davacı işçinin ağır kusurundan kaynaklanmış olduğunu, kazada tüm kusurun davalı olan işverene ait olduğuna dair kusur raporunda görüş bildirmiş iseler de; kazanın davacının dikkatsiz davranışlarından kaynaklanmış olduğunu, kazanın, ... plakasının kazalı işçi ... ve ... tarafından kasalanması sırasında, işçilerin camı dengesiz tutmaları nedeni ile camın patlamasından kaynaklanmış olduğunu, davalı işyeri ... fabrikası olup, fabrikanın tüm iştigal faaliyetinin ... üzerine olduğunu, dolayısıyla çalışanların da ..., camın taşınması, kasalanması ve işlenmesi konusunda uzman olduklarını, davacının kaza sırasında üç yıllık tecrübeli çalışan olduğunu, kaza geçiren işçilerden birisinin de ... olduğunu, ... adlı işçinin gerçekleşen bu kazadan hiç yara almadığını, kaza, tamamen davalı firmanın kusurundan kaynaklanmış olsa idi, davacı ... gibi diğer işçi ...'ın da yaralanmasının gerektiğini, davacı işçinin, aynı işyerinde usta olarak da çalışmış mesleki bilgisi ve tecrübesi nedeniyle işe alınmış, işe alındıktan sonra da davacıya gerekli eğitimler verilmiş, iş güvenliği kapsamında gerekli denetim ve gözetimler yapılmış, herhangi bir iş kazası gerçekleşmemesi için tüm önlemlerin alınmış olduğunu, dosya içerisinde bulunan beyan ve tutanaklardan da görüleceği üzere davacının üzerinde baret ve diğer ekipmanların bulunduğunu, gerekli iş güvenliği eğitimlerinin verilmiş olduğunu, şirketin taşınması nedeniyle bazı evraklar kaybolduğundan, kaza tarihi öncesine ait evrakların dosyaya ibraz edilemediğini, sadece evraklar ibraz edilemedi diye ... olmadığını iddia etmenin hakkaniyete de aykırı olduğunu, kazanın ve yaralanmanın gerçekleşmesinin temel nedeninin, ... plakayı taşıyan işçilerin, zaten bildikleri ve hep uyguladıkları taşıma kurallarına riayet etmemeleri, ... plakayı dengesiz taşımaları ve kaza gerçekleştikten sonra davacının kendisini korumaya yönelik gerekli hamleleri yapmamasından kaynaklanmış olduğunu, davalı şirketin iş güvenliği ve bu anlamda güvenli organizasyonun sağlanması yönünde tüm çalışmaları yapmış, tedbirleri almış ancak buna rağmen elim kazanın gerçekleşmiş olduğunu, tüm bu nedenlerle itirazları doğrultusunda kusur yönünden ek rapor tanzim edilerek hüküm verilmesi gerekirken hatalı, eksik ve hükme elverişsiz bilirkişi raporu esas alınarak ve itirazları değerlendirilmeden hatalı karar verilmiş olduğunu, davacının kaza nedeniyle malul kalmadığını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, davacı işçinin 3 ay istirahatten sonra işine dönmüş, davalı firmada aynı konumda 6 ay daha çalışmış olduğunu, sonrasında bisiklet sürerken bisikletten düşmüş ve omzundan yaralanmış olduğunu, bu nedenle malul kalmış olduğunu, Adli Tıp Kurumu ve SGK Sağlık Kurulundan aldırılan raporlarda bu hususlar hiç değerlendirilmemiş olup, raporların hatalı ve eksik olduğunu, raporlarda davacıdaki maluliyetin, kesiden mi, yoksa düşmeden mi olduğu; ne kadarının kesi ne kadarının düşme kaynaklı olduğunun tespit edilmemiş olduğunu, bu nedenle davacı için tespit edilen maluliyetindavalı firma ile bir ilgisi olmadığını, hatalı raporlara istinaden kurulan hükmün de hatalı olduğunu, davacının ücreti noktasında ihtilaf bulunmamakta olup, aktüerya bilirkişisinin fahiş ücret tespiti ile tazminat hesabının hukuka aykırı olduğunu, davacının kaza tarihinde asgari ücretin 1,06 katı kadar fazla ücret aldığı sabit olup, davacı taraf, davacının maaş bordrolarına itiraz etmezken bilirkişinin dava tarihinden sonra kasıtlı olarak oluşturulan gerçek dışı verileri dikkate alarak itirazlarına rağmen kasıtlı bir şekilde yanlış hesaplama yaptığı bilirkişi raporunun kabul edilemez olduğunu, Bilirkişinin talebi aşarak, son asgari ücret verilerine göre tekrar aktüerya hesabı da yapmış olduğunu, bilirkişinin kendisine verilen görev dışında hazırlamış olduğu ve güncel asgari ücret tutarının iki katı üzerinden yapılan hesaplamaları da kabul etmediklerini, iş kazasından kaynaklanan tazminat hesaplarında davacının kaza tarihindeki ispatlanan ücretine göre hesaplama yapılması gerektiğini, davacının kaza sırasında ve hemen sonraki ücreti belli olup, elden maaş ödeme iddiası da olmadığını, davacı işçinin güncel SGK hizmet dökümü incelendiğinde, hayatının hiçbir döneminde asgari ücretin iki katı tutarında gelirinin olmadığının görüleceğini, davacının kaza tarihinde vasıfsız işçi olduğunu, bu nedenle; maaşının asgari ücretin biraz üstünde bir rakam olmasının da hayatın olağan akışına son derece uygun olduğunu, davacının kaza tarihinde asgari ücretin 1,06 katı ücret aldığını, davacı vekili dava dilekçesinde davacının kaza tarihinde 1.250,00 TL net geliri olduğunu iddia etmiş ise de; bunu hiçbir şekilde kanıtlayamadığını, bilirkişinin davacı tarafın gerçek dışı ve dava tarihinden sonra kasıtlı bir şekilde hatalı oluşturulan verilere göre hesaplama yaptığını ve olması gerekenden iki kat fazla meblağlar çıkarmış olduğunu, davacının, davalı firmadan almış olduğu 2015 yılındaki brüt ücretinin 1.498,09 TL (2015 yılı Nisan), net ücreti 1.166,00 TL olduğunu, 2015 yılı ilk yarısında asgari ücret brüt 1.202 TL, net 949 TL olduğunu, davacının 2015 yılında asgari ücretten 1,22 kat ücret almakta olduğunu, davacının kaza tarihindeki ücreti belli olup, davlı tarafın dava dilekçesinde ücretinin aylık 1250 TL olduğu iddiasını ispatlayamamış olduğunu, elden ödemeye dair de bir beyan, iddia olmadığını, bu durumda davacının kaza tarihindeki geliri sabit ve ihtilafsız iken; kaza tarihinden sonra oluşturulan verilerle davacı için asgari ücretin iki katı tutarında gelir hesabına göre işlemiş dönem tazminatı hesaplamanın izah edilebilir bir yönü olmadığını, davacının malul kaldıktan sonra mağduriyeti olmadığı gibi, asgri ücretin iki katı maaş ile yeni biri işe girmiş olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların hatalı olduğunu, aktüerya bilirkişi raporunda hesaplama hatası yapılmış olduğunu, ancak ilk derece mahkemesinin itirazlarını göz ardı ederek hatalı miktarlar üzerinden karar vermiş olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının işleyecek aktif dönem kazancı; 22.804,00 x 1.1000 x 0.9090 x 12 x 22 yıl = 6.020.256,00 TL olarak hesaplanmış ise de; aynı matematik işlemi taraflarınca yapıldığında, sonucu 6.019.653,97 TL olarak bulduklarını, bilirkişi raporunda davacının pasif dönem kazancı; 11.402,00x 1.1000 x 0.9090 x 12 x 14 = 1.915.536,00 TL olarak hesaplanmış ise de; aynı matematik işlemi taraflarınca yapıldığında sonucu 1.915.344,44 TL olarak bulduklarını, İDM kararının bu yönüyle de hatalı olduğunu, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi hukuka aykırı olduğu gibi, hükmedilen tazminat tutarı fahiş olup, hakkaniyete aykırı olduğunu, istinafa konu kararda davacı lehine 30.000,00 manevi tazminata hükmedilmiş olduğunu, mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminat tutarının, olay tarihi itibarıyla paranın alım gücü düşünüldüğünde fahiş olduğunu, mevcut ATK 2. Üst Kurulu Raporunda, davacının sürekli bakıma muhtaç durumda olmadığı ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının %6 olduğunun tespit edilmiş olduğunu, tüm bu sebeplerle davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, fahiş miktarda manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 30.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; davacı vekilince dava dilekçesinde davacının aylık 1.250,00 TL net ücretle çalıştığının beyan edildiği , Mahkemece emsal ücretin tespitine dair araştırma yapılmasına gerek duyulmadan dosyanın hesap bilirkişisine tevdi edildiği, 04.08.2023 tarihli hesap bilirkişi raporunda davacı kazalının ücretinin dosya içerisinde mevcut hizmet döküm cetveline göre 2015 yılı için net 1.456,00 TL, 2016 yılı için net 2.355,00 TL olduğu, bildirilen ücretin 2016 yılı net asgari ücretin 2 katı olduğu tespiti ile hesaplama yapıldığı, davacının 516.833,63 TL maddi zararın bulunduğu yönünde kanaat bildirildiği, davacı vekilince anılan raporda belirtilen miktar üzerinden talebini arttırdığı ve mahkemece iş bu raporun hükme esas alındığı anlaşılmaktadır. İş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararılarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda, davacının ücret iddiası yönünden davalı işverenden ücret bordroları getirtilmeksizin ve emsal ücretin tespitine dair araştırma yapılmaksızın Kuruma bildirilen ücretlerin 2015 ve 2016 yılı içerisinde ay be ay farklılık arz ettiği de gözetilmeden Kuruma bildirilen ücretler ile yetinilerek davacı kazalının ücretinin tespiti ve maddi zarar hesaplanması hatalı olmuştur. Ayrıca hükme esas alınan 04.08.2023 tarihli raporda 2016 yılı için brüt ücretin 3.294,00 TL net karşılığının ise 2.355,00 TL olduğu tespiti yapılmış ise de 2016 yılı içerisinde işverence kuruma bildirilen 6 günlük ücret brüt 329,40 TL olup (30 gün karşılığının 2016 yılı brüt asgari ücret miktarına karşılık geldiği anlaşılmaktadır.) bilirkişi tarafından bu ücretin 3.294,00 TL olarak esas alınması da hatalıdır. Yine davacı vekilince dava dilekçesinde belirtilen kaza tarihi itibariyle aylık net 1.250,00 TL ücret, dönemin asgari ücretinin (1.250,00 TL / 699,61 TL) 1.7867 katına denk gelmekte olup Mahkemece davacı kazalının asgari ücretin 2 katı ücreti ile çalıştığının kabulü davacı talebini aşar mahiyette olduğundan bu hususun değerlendirilmemesi de hatalıdır. Ancak Mahkemece bu husus değerlendirilirken davacının kazadan sonra iş yerinde çalışmaya devam ettiği de gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği de açıktır. Mahkemece yapılacak iş; var ise davalı işverenden davacıya ait kaza öncesi ve sonrası dönemleri kapsar mahiyette ücret bordrolarının ve eğer değişmiş ise davacının kazadan önce ve kazadan sonraki görev tanımına ilişkin tüm bilgi ve belgelerin getirtilmesi ile işçinin yaşı, işi, iş yerindeki kıdemi, mesleki kıdemi belirtilmek suretiyle meslek odalarından, ..., Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ... İşleri Kurulundan sigortalının alabileceği ücretleri araştırmak ve bu suretle kazalının ücretini yukarıda açıklanan hususları da gözeterek tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlemek, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde davacının temyiz istemi bulunmadığı gözetilerek hükme esas alınan 04.08.2023 tarihli bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden hesaplama yapılması gerektiğini göz önünde bulundurmak, taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.