4. Hukuk Dairesi 2022/13372 E. , 2023/6793 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/114 E., 2022/88 K. DAVA TARİHİ : 14.11.2016 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen trafik kazası sonucunda yaralanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının boz
**4. Hukuk Dairesi 2022/13372 E. , 2023/6793 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/114 E., 2022/88 K. DAVA TARİHİ : 14.11.2016 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen trafik kazası sonucunda yaralanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının sevk ve idaresindeki araç ile 06.11.2014 tarihinde müvekkilinin elektrikli bisikletine çarptığını, meydana gelen kazada müvekkilinin sürekli maluliyet oluşacak şekilde yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 2.000,00 TL maddi tazminat ve 10.000,00 TL manevi tazminatın talep tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, 09.02.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 79.463,00 TL’ye, 20.12.2021 tarihli dilekçesi ile ise 93.136,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.11.2018 tarihli ve 2016/399 Esas, 2018/344 Karar sayılı kararıyla; alınan bilirkişi raporlarına itibar edilerek ve davacı vekilinin 09.02.2018 tarihli ıslah dilekçesi dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile 79.463,00 TL maddi ve 8.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 19.02.2021 tarihli ve 2019/1826 Esas, 2021/286 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairece 24.06.2021 tarihli 2021/16757 esas ve 2021/3691 karar sayılı ilam ile; "...Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup mahkemece, maddi tazminat bakımından alınan aktüerya bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesis edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda PMF 1931 yaşam tablosu verilerinin kullanıldığı anlaşılmaktadır. Gerçek zarar miktarı; hak sahiplerinin ve desteğin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Buna göre, kazanılmış haklar gözetilerek (tazminata esas alınan gelir, esas alınan asgari ücret yılı, işlemiş/işleyecek dönem tarihleri gibi) davacılar murisinin muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi suretiyle tazminat miktarının hesaplanması için bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozma ilamına uygun şekilde bilirkişiden alınan ek raporda, TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant formülü esas alınarak yapılan hesaplamada davacının 5.589,00 TL geçici ve 87.547,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 93.136,00 TL tazminat belirlendiği, davacı tarafından 20.12.2021 tarihli dilekçe ile dava değerinin bu bedele yükseltildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 93.136,00 TL maddi ve 8.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının kaza tarihi itibarıyla herhangi bir işte çalışmadığı, hükmedilen miktarların davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacak şekilde fahiş olduğu, bilirkişi raporuna aykırı şekilde hüküm kurulduğu, bu nedenlerle kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalının sevk ve idaresindeki araç ile davacının yönetimindeki elektrikli bisikletin karıştığı 06.11.2014 tarihli trafik kazası sonucu davacının yaralanmasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 176 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 51, 54 ve 56 ncı maddeleri, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas 1960/9 Karar sayılı, 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas 1959/5 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararları. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Bilindiği üzere bir davada, mahkemenin veya tarafların yaptıkları bir usul işlemi sebebiyle taraflardan biri lehine doğan ve göz önüne alınması zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denir. Bu müessesenin kanuni bir dayanağı bulunmayıp 1960’dan günümüze Yargıtay uygulamaları ile benimsenmiş ve akademik çalışmalarla da kabul görmüş bir ilkedir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı yine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı içtihatları). Usuli kazanılmış hak müessesesi, Yargıtayın bozma ilamına mahkemece uyulduktan sonra bozma ilamının bağlayıcı etkisinin kapsamını belirlemek amacıyla Türk hukuk sistemine girmiştir. Usuli kazanılmış hak; usul ve esasa yani hukuka uygun karar verilmesinin, yargı kararlarında istikrarın, yargılamanın hızlı sonuçlandırılmasının ve kamu düzeninin sağlanması amaçlarına hizmet eden müessesedir. Yukarıda tarih ve sayıları verilen içtihadı birleştirme kararlarında bu husus şöyle açıklanmıştır: “Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; Usul Kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir.” Usuli kazanılmış hak, esasen Yargıtayın bozma ilamı sonrası karar veren ilk derece mahkemesinin yapacağı yargılamanın sınırlarını belirlemek amacı ile gündeme gelmiştir. Böylece, Yargıtay içtihatlarında sıklıkla tekrarlandığı üzere, bozma ilamı ile davanın, usul ve kanuna uygun bir yola sokulması amaçlanmıştır. İlk derece mahkemesince artık Yargıtay tarafından gösterilen ve doğru olduğu kabul edilen usul ve esaslar dairesinde yargılama yapılması zorunlu hâle gelmiştir. İlk derece mahkemesinin bozma ilamına uyması hâlinde artık Yargıtay tarafından gösterilen yolda ilerlemesi beklenir. Böylece; hem yargılamanın, Yargıtayca bozma ilamıyla çizilen esaslar dâhilinde devam ettirilerek doğru, adil ve hızlı bir biçimde sonuçlanması amacına ulaşılır, hem de mahkemeler arasındaki hiyerarşi, uyum, kararlardaki istikrar ve dolayısıyla da kamu düzeni sağlanmış olur. Dosyanın incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararda davacının 09.02.2018 tarihli ıslah dilekçesi dikkate alınarak maddi tazminat isteminin kabulü ile 79.463,00 TL maddi tazminata hükmedildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu ve Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine ise Dairenin yukarıda anılan bozma ilamı ile davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek davacının zararının TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemine göre belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince verilen ilk karara karşı davacı vekili tarafından istinaf ve temyiz yoluna başvurulmadığından hükmedilen maddi tazminat miktarı yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu ve ilk hükmedilen maddi tazminat miktarından fazlasına hükmedilemeyeceği anlaşılmaktadır. Ancak İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uygun şekilde alınan hesap raporunda davacının toplam maddi zararı 93.136,00 TL olarak belirlenmiştir ve davacı vekili de 20.12.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini bu miktara yükseltmiştir. İlk Derece Mahkemesince de davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklara aykırı şekilde maddi tazminat yönünden 93.136,00 TL'ye hükmedilmiştir. Ayrıca 6100 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin ikinci fıkrasında “Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Davacı vekilinin dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle kısmi dava açtığı, dilekçede açıkça 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesi gereğince belirsiz alacak davası açıldığının bildirilmediği, davacı vekili tarafından davanın 09.02.2018 tarihli dilekçe ile ıslah edildiği, ardından Dairenin yukarıda anılan bozma ilamı üzerine alınan ek rapor sonrasında davacı vekili tarafından ikinci kez 20.12.2021 tarihli ıslah dilekçesinin verildiği, İlk Derece Mahkemesince de davacının ikinci ıslah dilekçesi dikkate alınarak maddi tazminat isteminin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda; davacı tarafından ilk karara karşı kanun yoluna başvurulmaması nedeniyle hükmedilen maddi tazminat miktarı yönünden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar ile davanın kısmi dava şeklinde açıldığı ve kısmi davada ikinci kez ıslah yapılamayacağı gözetilerek İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin 09.02.2018 tarihli ıslah dilekçesi dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde ikinci ıslah dilekçesi doğrultusunda hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. VII. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendin açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine22.05.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.