Başvuru, Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) yaşlılık aylığı bağlanması işleminde sigortalı çalışmaya başlandıktan sonra yapılmış yaş tashihine ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararının dikkate alınmaması ve 18 yaşından önce sigortalı çalışılan sürelerin, sigortalılık süresinin hesabına dâhil edilmemesi üzerine emeklilik hakkının tespiti için açılan davanın reddine karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) yaşlılık aylığı bağlanması işleminde sigortalı çalışmaya başlandıktan sonra yapılmış yaş tashihine ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararının dikkate alınmaması ve 18 yaşından önce sigortalı çalışılan sürelerin, sigortalılık süresinin hesabına dâhil edilmemesi üzerine emeklilik hakkının tespiti için açılan davanın reddine karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurular 25/7/2013 tarihinde Şarköy Asliye Hukuk Mahkemesi ve 14/1/2014 tarihinde Kayseri İş Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. 2014/820 numaralı bireysel başvuru dosyasının konu yönünden hukuki irtibatı nedeniyle 2013/5961 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin bu dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 25/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 27/4/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, başvuruculara 5/5/2015 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı 14/5/2015 ve 18/5/2015 tarihlerinde beyanda bulunmuşlardır. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyaları içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Birinci başvurucu 1982 yılında Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) kapsamında bir işte çalışmaya başlamıştır. Başvurucu, Fatsa Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/10/1983 tarihli ve E.1983/529, K.1983/576 sayılı kararıyla 6/7/1967 olan doğum tarihini 6/3/1963 olarak tashih ettirmiştir. İkinci başvurucu ise 1995 yılında SSK kapsamında bir işte çalışmaya başlamıştır. Başvurucu, Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesinin 10/12/2009 tarihli ve E.2009/410, K.2009/451 sayılı kararıyla 20/8/1969 olan doğum tarihini 20/8/1955 olarak tashih ettirmiştir. Birinci başvurucu 8/3/2010 tarihinde, ikinci başvurucu ise 17/5/2012 tarihinde kendilerine yaşlılık aylığı bağlanması talebiyle SGK’ya başvurmuşlardır. SGK, aylık bağlanmasında başvurucuların ilk kez sigortalı oldukları tarihlerde nüfus kütüklerinde kayıtlı bulunan doğum tarihlerinin esas alınacağını ve Mahkemelerce verilen yaş tashihi kararlarının dikkate alınmayacağını belirterek başvurucuların yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli yaş şartını taşımadıkları gerekçesiyle başvuruları reddetmiştir. Birinci başvurucu yönünden sigortalılık süresinin 18 yaşını doldurduğu 6/7/1985 günü (mahkemece yapılmış tashih dikkate alınmaksızın) itibarıyla başladığı belirtilmiştir. Emeklilik taleplerinin reddedilmesi üzerine birinci başvurucu Tekirdağ İş Mahkemesinde, ikinci başvurucu ise Kayseri İş Mahkemesinde emeklilik şartlarının oluştuğunun tespiti için SGK Başkanlığı aleyhine dava açmıştır. Tekirdağ İş Mahkemesi ile Kayseri İş Mahkemesinde görülen davalarda Mahkemeler, SGK’nın işlemlerinde gösterdiği gerekçelere dayanarak davaların reddine karar vermiştir. Tekirdağ İş Mahkemesinin 30/12/2011 tarihli ve E.2011/84, K.2011/416 sayılı kararının gerekçesi şöyledir: “Yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının ilk kez 02/08/1982 tarihli işe giriş bildirgesi ile SSK kaydının başladığı, [s]igortanın başlamasından sonra [d]avacının 24/10/1983 tarihinde Fatsa Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/10/1983 tarihli kararı ile 06/07/1967 olan doğum tarihinin 06/03/1963 olarak değiştirildiği, [d]avacının 08/03/2010 tarihinde davalı kurumdan maaş tahsis talebinde bulunduğu, [d]avalı kurumca davacının sigorta başlangıç tarihi 06/07/1985 olarak kabul edildiğinden, [t]ahsis talep tarihine kadar 24 yıl 8 ay 2 günlük sigortalılığının bulunduğu ve 5639 gün prim ödemesinin bulunduğu, 506 sayılı [Y]asa’da öngörülen sigortalılık süresinin gerçekleşmemiş olduğu ve ayrıca sigortalılık tescilinden sonraki yaş düzenlemelerinin dikkate alınmayacağı gerekçesiyle tahsis talebinin reddedildiği, [t]araflar arasındaki uyuşmazlığın davacının SSK tescili yapıldıktan sonra doğum tarihinin tashih edilmiş olması nedeniyle sigortalılık işlemlerinde esas alınması gereken doğum tarihinin hangi tarih olduğu ve 18 yaşın altındaki sigortalı çalışmalar ile ilgili sigorta başlangıç tarihinin nasıl tespit edileceği noktasında toplanmakta olup, 506 sayılı [Y]asa’nın maddesine göre ve 5510 sayılı [Y]asa’nın maddesine göre ilk sigortalı işe girdikten sonra mahkemece düzeltilen doğum tarihi SSK'ca yaşlılık aylığı bağlanmasında nazara alınmaz hükmü mevcut olup, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalılarına ilişkin işlemlerde sigortalının ilk defa tescil edildiği tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihinin esas alındığı kabul edilmiş olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09/10/2002 tarihli 2002/21-761 esas 2002/777 karar sayılı kararı ile 23/02/2005 tarihli 2005/10-70 esas 2005/101 karar sayılı kararlarında da benzer nitelikte karar verildiği anlaşılmakta olup, davacının 02/08/1982 tarihindeki ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde doğum tarihi 06/07/1967 olarak kayıtlı olup, emeklilik işlemlerinde bu tarihin esas alınması yönündeki kurum işleminin yerinde olduğu. 506 sayılı [Y]asa’nın maddesinin G bendi gereğince de 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasına tabi olanların sigortalılık süresinin 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edileceği, [a]ncak bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin prim ödeme gün sayısına dahil edileceği, 506 sayılı [Y]asa’nın geçici maddesinde ise 01/04/1981 tarihinden önce tescil edilenlerde aynı [Y]asa’nın maddesinin G fıkrasının hükmünün uygulanmayacağı düzenlenmiş olup, buna göre davacının ilk tescil tarihindeki doğum tarihi olan 06/07/1967 tarihi esas alındığında 18 yaşını doldurduğu 06/07/1985 tarihinin sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, [d]avacının 18 yaşından önceki primi ödenmiş sigortalılık süresi ile birlikte toplam 5639 gün prim ödemesinin bulunduğu, [d]avacının 18 yaşını doldurduğu 06/07/1985 tarihi itibariyle sigortalılığı başlatıldığı takdirde yaşlılık aylığı şartlarının belirlendiği 506 sayılı [Y]asa’nın geçici maddesine göre 23/05/2002 tarihi davacının 19 yıl 9 aylık sigortalılık süresinin bulunduğu, maddenin C bendi gereğince 25 yıllık sigortalılık süresi 47 yaş ve 5150 gün prim ödeme şartlarına tabi olduğu, 06/07/1967 olan ( düzeltme dikkate alınmaksızın ) doğum tarihine göre tahsis talep tarihi olan 08/03/2010 tarihinde davacının 42 yaşında olduğu, [t]ahsis tarihinde 5150 gün prim ödeme şartını yerine getirdiği, [s]igorta başlangıç tarihinin 06/07/1985 olarak kabul edilmesi nedeniyle tahsis talep tarihi[n]de 24 yıl 8 ay 2 günlük sigortalılık süresinin bulunduğu, [d]olayısıyla 25 yıllık sigortalılık süresi şartını yerine getirmediği, [b]u nedenlerle davacının yaşlılık aylığı bağlanması için 506 sayılı [Y]asa’nın maddesinde öngörülen 47 yaş ve 25 yıllık sigortalılık süresi şartlarını yerine getirmediği anlaşıldığından, davalı kurumun davacının tahsis talebini reddetmesinde her hangi bir yasaya aykırı yön olmadığı görülmekle, davacının talebi haklı ve yerinde görülmediğinden davanın reddine karar verilmesi cihetine gidilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” Kayseri İş Mahkemesinin 5/12/2012 tarihli ve E.2012/399, K.2012/677 sayılı kararının gerekçesi şöyledir: “Tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi ile her ne kadar davacı tarafça mahkemece yapılan yaş tashihine istinaden hak kazandığı yaşlılık aylığının bağlanmasını talep etmiş ise de mahkemece verilen yaş tashihine ilişkin kararın, davacının sigortalı çalışmaya başladığı tarihten sonra verilmiş olması nedeniyle 5510 sayılı [K]anun’un 57/ maddesine göre emeklilik işlemlerinde esas alınması mümkün olmadığından kurum işlemi yasalara uygundur. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” Anılan kararlar sırasıyla Yargıtay Hukuk Dairesinin 3/5/2013 tarihli ve E.2012/5810, K.2013/9246 sayılı; Yargıtay Hukuk Dairesinin 23/12/2013 tarihli ve E.2012/24191, K.2013/24658 sayılı ilamlarıyla onanmıştır. Yargıtay onama ilamı birinci başvurucuya 28/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiş ve bireysel başvuru 25/7/2013 tarihinde yapılmıştır. İkinci başvurucu ise onama ilamını 9/1/2014 tarihinde tebellüğ etmiş ve 14/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı; sigortalının, mülga 2/6/1949 tarihli ve 5417 sayılı İhtiyarlık Sigortası Kanununa, mülga 4/2/1957 tarihli ve 6900 sayılı Malûliyet, İhtiyarlık ve Ölüm Sigortaları Hakkında Kanuna, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa ve 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıklara veya bu Kanuna tâbi olarak malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edilir. Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri hükümleri saklıdır. Bu Kanunun uygulanmasında 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.” 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı mülga Sosyal Sigortalar Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Yaşlılık aylığından yararlanma esas ve şartları aşağıda gösterilmiştir: … G) Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir. …” 506 sayılı mülga Kanun’un geçici maddesi şöyledir: “01/04/1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında 60 ıncı maddenin (G) fıkrası hükmü uygulanmaz.” 5510 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları şöyledir: “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında, sigortalıların ve hak sahibi çocuklarının, mülga 2/6/1949 tarihli ve 5417 sayılı Kanun ve mülga 4/2/1957 tarihli ve 6900 sayılı Kanun ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı ve 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlara, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine tâbi sandıklara veya bu Kanuna göre ilk defa malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olduğu tarihte, nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri, sigortalının bu Kanuna göre ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonra doğan çocuklarının ise nüfus kütüğüne ilk olarak yazılan doğum tarihleri esas alınır. İş kazası, meslek hastalığı, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından gelir ve aylık tahsisleri ile sermaye değerinin hesabında, iş kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim raporuyla ilk defa tespit edildiği veya sigortalıların bu Kanuna ve bu Kanunla yürürlükten kaldırılmış kanunlara tâbi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş düzeltmeleri dikkate alınmaz.” 506 sayılı mülga Kanun'un maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları şöyledir: “Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında, sigortalıların ve hak sahibi çocuklarının, sigortalının yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri, sigortalının sigortaya tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonra doğan çocuklarının da nüfus kütüğüne ilk olarak yazılan doğum tarihleri esas tutulur. İş kazalarıyla meslek hastalıkları, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasından gelir ve aylık tahsisleri ile sermaye değerinin hesabında, iş kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim raporuyla ilk defa tespit edildiği veya sigortalıların yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya 506 sayılı Kanun ile diğer sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş tashihleri dikkate alınmaz.” Anayasa Mahkemesinin, 506 sayılı mülga Kanun’un maddesinin üçüncü fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan bir itiraz başvurusuna ilişkin 18/1/2005 tarihli ve E.2005/4, K.2005/7 sayılı kararı şöyledir: “Devletin, personel politikasını belirlemede büyük önemi olan emeklilik düzenini, aktüeryal dengeleri gözeterek bilimsel verilere göre belirlemesi ve buna göre gerekli yasal düzenlemeleri yapması doğaldır. Devletin bilimsel verilere dayanarak kurduğu bu düzenin korunması Anayasa'nın maddesinde yer alan sosyal güvenlik hakkının güvenceye alınması için de zorunlu bir gerekliliktir. Nesnel ve sürekli kurallarla sağlam ve sağlıklı temellere oturtulmayan bir sosyal güvenlik kuruluşunun, mahkeme kararları ile alınan yaş düzeltmeleri sonucu ortaya çıkan erken emeklilik gibi nedenlerle aktüeryal dengesinin bozulması, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülemez bir duruma gelmesine sebep olabilir. Sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak çalışılmaya başlanıldığı tarihten sonraki yaş düzeltmelerinin dikkate alınmayacağını öngören itiraz konusu kuralın, sosyal güvenlik sisteminin kimi aksaklıklara yol açmadan sürdürülmesi amacına yönelik olarak düzenlendiği kuşkusuzdur. Burada yargı kararı hukuksal olarak değerini ve geçerliliğini korumakta, sadece emeklilik yönünden sonuç doğurmamaktadır. Öte yandan, yasa önünde eşitlik ilkesi, hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez. İtiraz konusu kural, herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı olarak çalışanlardan ilk defa çalışmaya başladıkları tarihten sonra yaş düzeltmesi yaptıranlar arasında farklılık yaratmadığından eşitlik ilkesine aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nın , ve maddelerine aykırı olmadığından istemin reddi gerekir.”