10. Hukuk Dairesi 2011/6141 E. , 2012/10177 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No :558-68 Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerden oluşan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... taraf…
**10. Hukuk Dairesi 2011/6141 E. , 2012/10177 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :558-68 Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerden oluşan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı Kurum, 18.08.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda %12,90 oranında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalı ...’ya bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesi uyarınca rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı işverene ait ... İşletmesi kömür ocağında hazırlık servis ustası olarak çalışan sigortalının, eskimiş kama ve fırçaları yenilemek ve bir yerdeki tavan boşluğunun doldurularak güvenliğinin sağlanması çalışması yaptığı, yedeği ile birlikte üzerine çıkıp çalışabilecekleri bir iskele yaptıkları, sigortalının iskele üzerine çıktığı yedeğinin verdiği malzemelerle önce tavanda derinlemesine oluşmuş olan boşluğun ağzını bağların üzerinden doldurduğu, sonra da onun yan taraflarındaki çürük, kırık fırça ve kamaları yenilemeye devam ettiği, bu sırada tavandaki boşluğun göçtüğü ve düşen parçalardan birinin sigortalının sol koluna çarparak yaraladığı iddia edilmektedir. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda alınan 13.01.2011 tarihli bilirkişi kusur raporunda; “Kazanın meydana gelmesinde işverence, nezaretçiler tarafından veya işçilerce alınması gerekli olup da alınmamış bir önlem bulunmadığı...” gerekçesiyle olayın oluşumunda %100 kaçınılmazlık bulunduğunu belirtilmesi üzerine, davanın reddine karar verilmiştir. 506 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesinde düzenlenen işveren sorumluluğu, “kusur sorumluluğu” niteliğinde olup, anılan maddede işveren sayılan sınırlı durumlardan; yani kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veya suç sayılabilir bir hareketinden sorumlu tutulmuştur. İş kazası ve meslek hastalıklarının büyük bölümü işverenler tarafından iş sağlığı ve iş güvenliği konusundaki mevzuat hükümlerine uyulması ile önlenebilecek niteliktedir. Ancak kaçınılmaz dış etkenler ve kötü rastlantılar nedeniyle işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda hukuki ve teknik tüm gerekler yerine getirildiği halde iş kazası veya meslek hastalığı gerçekleşebilmektedir ki; bunlar “kaçınılmazlık” olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda; kaçınılmazlık, olayın meydana geldiği tarihte bilimsel ve teknik kurallar ve olanaklar gereğince alınacak tüm önlemlere rağmen zararın kısmen veya tamamen meydana gelmesi durumu olarak tanımlanabilir. Bu gerçekten hareketle 506 sayılı Kanun’un 26/1’inci maddesine 06.08.2003 tarih ve 4958 sayılı Kanun’un 28’inci maddesi ile; “İşçi ve işveren sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır” hükmü eklenmiştir. Bu düzenleme gereği; kaçınılmazlığın varlığı durumunda işverenin rücu tazminatı sorumluluğunu aynı oranda sınırlandırması gerekecektir. İş kazalarında kaçınılmazlıktan bahsedebilmek için işverenin kazanın oluşmaması için alabileceği tüm önlemleri almasından sonra işin doğası gereği kendiliğinden veya doğa güçleri gibi beklenmeyen etkiler nedeniyle ortaya çıkan bir kısım olumsuz etkenler bulunması gerekir. Başka bir deyişle; kaçınılmazlık işin doğasında kaynaklanan, önlenemez ve beklenmedik bir durumdur. Önlem alınarak önüne geçilebilecek olaylarda kaçınılmazlıktan söz edilemez. Somut olayda; kazadan sonra İş Müfettişi ... ... tarafından düzenlenen raporda, “tahkimat bakımının vakitli yapılmadığı, tavan boşluğunun yeterli seviyede doldurulması imkanı sağlanmadığı” belirtildiğinden, anılan tedbirlerin alınmasının olayın oluşumundaki etkisi nazara alınarak belirleme yapılmalıdır. Öte yandan işverenin ne tür bir denetim mekanizması kurduğu ve çalışanları karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirip, gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verip vermediği yeterince araştırılmış değildir. Zira Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca, bu eğitimler belgelendirilir ve bu belgeler çalışanların özlük dosyalarında saklanır. Eğitim sonrası düzenlenecek belgede, eğitime katılan kişinin adı, soyadı, görev unvanı, eğitim konusu, süresi, eğitimi verenin adı, soyadı, görev unvanı, imzası ve eğitimin tarihi yer alır. Oysa, dosya kapsamında zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalıya verilen eğitime ilişkin herhangi bir bilgi ve belge yer almamaktadır. Bu nedenle; Mahkemece; yeniden kazanın meydana geldiği iş kolunda, iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında uzman bilirkişilerden oluşacak kuruldan, 506 sayılı Kanunun 26, 4857 sayılı Kanunun 77, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 ve devamı maddelerine uygun olarak düzenlenmiş kusur raporu alınarak, sigortalı ve işverenin kusur oran ve aidiyetlerinin yukarıda açıklanan esaslar dâhilinde gerçeğe uygun olarak tespiti gerekirken, eksik araştırma, inceleme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 31.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.