8. Hukuk Dairesi 2023/1969 E. , 2024/8037 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1817 E., 2022/1632 K. DAVA TARİHİ : 04.04.2016 KARAR : Davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurularının HMK'nin 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Serik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/209 E., 2019/585 K. Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapıl…
**8. Hukuk Dairesi 2023/1969 E. , 2024/8037 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1817 E., 2022/1632 K. DAVA TARİHİ : 04.04.2016 KARAR : Davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurularının HMK'nin 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Serik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/209 E., 2019/585 K. Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 1953 yılında yapılan arazi kadastrosu ve 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre 2016 yılında yapılan orman kadastrosu bulunmakta olup, tesis kadastrosu çalışmasında dava konusu yerin tescil harici bırakılmış olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili Serik ilçesi Nebiler köyü Dorumburnu mevkiinde bulunan 1952 yılında yapılan kadastro çalışması sırasında sehven tapulama dışında kalmış takribi 6.500 m2 miktarlı taşınmaz davacı müvekkilinin zilyetliğinde bulunduğunu, esasen söz konusu taşınmaz ... Dere’nin zilyetliğinde iken vefatı ile varisleri Muharrem Dere-Ramazan dere-... dere-... Dere-Ahmet Dere zilyetliğine geçtiğini, bölgede 1952 yılında yapılan tapulama tespiti ve kadastro işlemleri sırasında tapulama dışında kaldığını, ancak taşınmazın baştan beri özel mülke konu olan bir yer olduğunu, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan veya olması gereken bir yer olmadığını, tarım arazisi olduğunu, söz konusu kişilerin zilyetliği 1900 yıllarının başlarından itibaren devam ettiğini, bu şahısların kendi hüküm ve tasarrufları altına da olan ve tapulama dışında kalmış olan bu taşınmazı 22.12.1970 yılında Antalya noterliğinin (Antalya 1. Noteri) 805 yev. no’lu satış senedi ile ... Fural’a sattıklarını, ... Fural taşınmazda zilyetliği sürdürmekte iken 11.03.1977 tarihinde adına tescil için dava açtığını, dava tarihinde olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülkiyet edinilebilecek taşınmaz miktarı 20.000 m2 ile sınırlı olduğundan taşınmazın 20.000 m2’lik kısmı Serik Asliye Hukuk Mahkemesinin (Yargıtay bozmasından sonra) 1986/80 Esas 1986/444 Karar sayılı 22.10.1986 tarihli ilamı ile davacısı adına tescil olunduğunu, taşınmazın 6.500 m2 kısmı tescil dışı olarak kaldığını, açıklanan nedenlerle Antalya ili Serik ilçesi Nebiler köyü Dorumburnu mevkiinde bulunan takriben 6.500 m2 miktarlı taşınmazın olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı nedeni ile zilyedi bulunan davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu yerlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olup zilyetliğe dayalı olarak iktisap edilmesi ve özel mülkiyete konu olmasının mümkün olmadığını, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, bu nedenlerle haksız ve hukuksuz açılan iş bu davanın reddine, taşınmazın ... üzerine tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Başkanlığı ve ... vekilleri davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olmadığı, dava tarihi itibariyle imar planı içinde kalmadığı, bölgede yapılan orman kadastrosunda tarım alanı olarak gösterildiği, hava fotoğraflarına göre 1973 yıllarından itibaren taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyetlerin yapıldığı, davacı adına daha önce senetsiz zilyetlikten dolayı tapu kaydının bulunmadığı, dava konusu taşınmazın orman bilirkişisine orman sayılmayan yerlerden olduğu, fen bilirkişisine göre, taşınmazın neden tescil harici bırakıldığının tespit edilemediği, bu hususun Tapu Müdürlüğünce de belirlenemediği, taşınmazın öncesinin orman veya mera olmadığı, taşınmaz hakkında herhangi bir tahsis kararının bulunmadığı nazara alındığında keşif mahallinde dinlenen tanık beyanlarının da mahkemece aldırılan bilirkişi raporu ile örtüştüğü, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesinde belirtilen ilanların yapıldığı, itiraz edenin de olmadığı gerekçesi ile; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 22.10.2018 tarihli bilirkişi raporuna ekli fen bilirkişisince hazırlanan krokide (A) harfi ile gösterilen Antalya ili Serik ilçesi Nebiler Mah. Dorum Burnu Sırtı mevkiinde bulunan batısında yol, ötesinde 513 parsel, doğusunda 22 ve 23 nolu parsel, kuzeyinde 342 ve 343 parseller ve güneyinde 344 parsel bulunan toplam yüzölçümü 5259,97 m2 olan taşınmazın davacı ... adına tam hisse şeklinde bu alandaki son parsel numarasından sonraki parsel numarası verilmek suretiyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükme karşı davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davanın kabulüne karar verilen fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümün 1953 yılında çalılık niteliği ile tescil harici bırakıldığı, davacı tarafından imar ihya bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak dava açıldığı, hava foto ve keşif beyanlarına göre öncesi çalılık olup 50-55 yıldan fazla zaman öncesinde önce babası sonra da hibe sebebiyle davacı tarafından imar ihya edilerek zilyetliğine başlandığı, davacının babasının aynı yer için açtığı ve o dönemki zilyetlikle edinim koşullarına göre 20 dönümden fazla yer edinilememesi sebebiyle reddedilen tescil davasının kesinleşme tarihi ile eldeki davanın açılma tarihi arasında 20 yıldan fazla sürenin olduğu, komşularda tescile engel bir durumun bulunmadığı, davacı adına tescil edilen taşınmaz miktarının 40-100 dönüm sınırını aşmadığı, yasal ilanların yapıldığı, kesinleşen orman tahdidine göre orman sınırları dışında kaldığı, uygulama imar planı kapsamı dışında bulunduğu, 2017 tarihli nazım imar planında tarım alanı kapsamında olduğu, bu tarihin dava tarihinden sonrasına denk geldiği, incelenen hava fotoğraflarına, tanık beyanlarına, teknik bilirkişi raporlarına ve kadastro paftası ile doğrulanan duruma göre öncesi çalılık olan çekişmeli taşınmaz üzerinde tescil harici bırakılma tarihinden dava tarihine kadar imar ihya ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının davacı lehine gerçekleştiğinin anlaşıldığı, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir husus olmadığı gerekçesiyle, davalı Hazine vekili ve davalı ... idaresi vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Davalı ... İdaresi vekili temyiz başvuru dilekçesi ile; yerel mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davacının zilyetlik koşulları tam olarak incelenmeden dava konusu taşınmazın davacı adına tesciline karar verildiğini, yerel mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak verildiğini, ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. Davalı Hazine vekili temyiz başvuru dilekçesi ile; dava konusu taşınmazın, kanuni şartları haiz imar ve ihyasının oluşmadığını, dava ve keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarının maddi gerçeği yansıtmadığını, bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmaz üzerinde imar ve ihya suretiyle istikrarlı bir tarım faaliyeti (kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği) tespit edilemediğini, öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsünün kaldırılmış olmasının toprağın orman olan niteliğini değiştirmediğini, tapulama harici bırakılmış olan bu taşınmazın bir bütünlük arz ettiğinden, tamamen “orman” vasfında olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesi gereğince, Hazine adına tespit edilmesi gereken dava konusu taşınmazın, neden tescil harici bırakıldığı hususunun Kadastro Müdürlüğüne dahi sorulmadan, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,7139 sayılı Kanun'un 33. Maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Harçtan muaf olduğundan Hazine'den harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.