Başvurucu, tutukluluğun kanuni ve makul süreyi aşması ve yargılamanın makul sürede bitirilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, tutukluluğun kanuni ve makul süreyi aşması ve yargılamanın makul sürede bitirilmemesi nedeniyle Anayasa’nın maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 12/2/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 19/06/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği 19/6/2014 tarihinde görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 23/7/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Muş Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 19/4/2007 tarihinde gözaltına alınmış, 20/4/2007 tarihinde ise tutuklanmıştır. Muş Cumhuriyet Başsavcılığınca 28/8/2007 tarihinde düzenlenen iddianame ile başvurucu dâhil 18 şüpheli hakkında "töre saiki ile adam öldürme, sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermileri satın alınması, taşınması ve bulundurulması” suçlarından kamu davası açılmıştır. Davanın görüldüğü Muş Ağır Ceza Mahkemesi, 28/7/2008 tarih ve E.2007/234, K.2008/240 sayılı kararla başvurucunun mahkûmiyetine karar vermiştir. Anılan kararın temyiz incelemesi sonucu Yargıtay Ceza Dairesinin 12/4/2010 tarihli kararı ile bozulması sonrası yeniden başlayan yargılamada Mahkeme, 22/12/2010 tarih ve E.2010/171, K.2010/294 sayılı kararla başvurucunun mahkûmiyetine ve tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Söz konusu kararın temyizi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 14/11/2011 tarihli kararla hükmün bozulmasına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir: “ a) Dairemizin 12/04/2010 tarih ve 2961/2210 sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, bozma ilamı uyarınca aynı maktullere yönelik kan gütme saikiyle tasarlayarak öldürme suçunun failleri olarak yargılanan ve aralarında menfaat çatışması bulunan sanıklar … 'nın ayrı ayrı müdafiiler tarafından temsil edilmeleri sağlanmaksızın, aynı müdafii tarafından temsil edilmeleri suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 38 ve 5271 sayılı CMK.nun 152 maddelerine aykırı davranılması, b) Sanıklar … ve Şükrü Kaya hakkındaki kamu davasına konu kan gütme saikiyle tasarlayarak öldürme suçlarının kanundaki cezasına göre; CMK.nun 188/1 maddesi uyarınca duruşmaya gelmeyen sanıklar müdafilerinin duruşmada hazır bulunarak görevlerini yapmaya zorlanmaları, katılmadıkları oturumlardaki bilgi, belge ve işlemlere karşı savunma yapmaya davet edilmeleri, gerektiğinde CMK.nun 150/3 maddesi uyarınca zorunlu müdafii görevlendirilmesi yoluna gidilerek savunmada oluşan boşluk ve kısıtlılığın giderilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, c) Kolluk tarafından düzenlenen 13/07/2009 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağı ile sanıklardan A.K.'nın yakalandığında üzerinde seri numarası bulunmayan 9 mm çaplı tabanca ile aracında 62 mm çaplı 75 DT 1783 seri nolu kaleşnikof marka tüfeğin elde edildiği anlaşılmakla; olay yerinde bulunan boş kovanlar ve mermi çekirdeklerinin sanık yakalandığında elde edilen silahlardan atılıp atılmadığına dair ekspertiz raporu aldırılması gerektiği düşünülmeden eksik incelemeyle hüküm kurulması, … bu nedenlerle ve irtibat nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin … BOZULMASINA …” Bozma ilamı sonrası tekrar başlayan yargılamada Muş Ağır Ceza Mahkemesi 30/1/2013 tarih ve E.2011/337, K.2013/71 sayılı kararla başvurucunun toplam 4 kez müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Karar, başvurucunun yüzüne karşı tefhim etmiştir. Başvurucu tutukluluğun devamı kararına karşı kanuni süresi içerisinde itiraz kanun yoluna başvurduğuna dair her hangi bir bilgi ve belge sunmamış, buna karşın 2/7/2013 tarihinde Yargıtay Ceza Dairesinden tahliye talebinde bulunulmasına karşın cevap verilmediğini belirtmiştir. Mahkeme kararı temyiz edilmekle Yargıtay Ceza Dairesi 25/6/2014 tarihli kararla başvurucunun maktul Y.’a yönelik tasarlayarak ve kan gütme saikiyle öldürme suçundan kurulan hükmün onanmasına, diğer hükümlerin ise bozulmasına karar vermiştir. Yargıtay kararının bozmaya yönelik kısmın gerekçesi özetle şu şekildedir: Başvurucunun da dahil olduğu bir kısım sanıklar ile ilgili kurulan kasten insan öldürme suçuna ilişkin hükümde suçun vasfının doğru tayin edilmemesi, bir sanık hakkında kurulan hükümde yeterli gerekçe gösterilmemesi ile bir sanık hakkında isnat edilen suçla ilgili olarak beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyetine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Bozulan hükümler yönünden tekrar başlayan yargılamada Mahkeme, 8/1/2015 tarih ve E.2014/333, K. 2015/6 sayılı kararla başvurucunun kasten insan öldürme suçlarından toplam 75 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş, söz konusu karara karşı başvurucu haricindeki bir kısım sanıklar tarafından temyiz talebinde bulunulmuştur. Başvurucu, 12/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Kasten öldürme (Madde 81, 82, 83), …” Aynı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.” 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddenin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“1) Kasten öldürmesuçunun; ... j) Kan gütme saikiyle, k) Töre saikiyle, İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmışmüebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”