Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2023/1101 E. , 2024/2365 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2023/1101 Karar No : 2024/2365 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): ... mirasçıları; 1)...'a vesayeten, kendisine asaleten ... 2) ... 3) ... 4) ... Ve ...'a velayeten, kendisine asaleten ... VEKİLLERİ: Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Müdürlüğü / ... VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine ilişkin kısmının temyi
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2023/1101 E. , 2024/2365 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2023/1101 Karar No : 2024/2365 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): ... mirasçıları; 1)...'a vesayeten, kendisine asaleten ... 2) ... 3) ... 4) ... Ve ...'a velayeten, kendisine asaleten ... VEKİLLERİ: Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Müdürlüğü / ... VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacıların murisi ... tarafından; maliki olduğu Şanlıurfa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde bulunan taşınmazın ve üzerindeki meyve ağaçlarının, idarenin gölet yapımı sırasında taşınmazdan akan suyun akış yönünü değiştirmesi nedeniyle kuruduğu ileri sürülerek, 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 111.100,51 TL) maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince, Mahkemelerinin davanın kabulü yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Danıştay Onuncu Dairesinin 30/09/2021 tarih ve E:2016/9390, K:2021/4482 sayılı kararıyla 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca bozulması üzerine, bozma kararına uyularak dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesinden, davacıların murisinin parselinde bulunan meyve ağaçlarının yine davacıların murisinin parselinden geçen dereden akan su ile sulandığı, davalı idarenin gölet yapımı nedeniyle söz konusu sulama suyunun yönünü değiştirdiği ve artık parselde sulama yapılamadığı, bu haliyle davacının ürünlerinde ve taşınmazında oluşan zararda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, davacıların murisinin 19/08/2021 tarihinde vefat ettiği, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla mirası 8 pay kabul edilerek miras paylarının belirlendiği, mirasçı ... hariç diğer mirasçıların paylarının 7/8 olarak tespit edildiği, 97.212,95 TL maddi zararın miras payları (7/8) oranına göre belirlenen 875,00 TL'lik kısmı için dava tarihi olan 27/11/2014 tarihinden itibaren, 96.337,95 TL'lik kısmı için ise miktar artırım tarihi olan 16/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, davacılardan ...'ın ise işlemiş olduğu bir suç nedeniyle yargılandığı ceza davası sonucunda hapis cezasına mahkûm edilmesi nedeniyle kısıtlandığı, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:...., K:... sayılı kararıyla hapis hali sona erinceye kadar vesayet altına alınmasına karar verildiği, 13/06/2022 tarihli Ek Karar ile vasi değişikliğine karar verilerek...'nın vasi olarak atandığı, söz konusu kararın 08/07/2022 tarihinde kesinleştiği, Mahkemelerinin ara kararıyla, davacıya vasi olarak tayin edilen ...'nın görülmekte olan davayı kendisinin veya tayin edeceği vekilin takip edip etmeyeceği, davaya devam edilecekse, 4721 sayılı Kanun'un 462. maddesi uyarınca vasi olarak atandığı davacı adına dava açabileceğini gösteren sulh hukuk mahkemesinden alınmış izin belgesinin ve dava vekille takip edilecek ise vasi tarafından verilmiş vekâletnamenin aslı veya baro pulu yapıştırılmak suretiyle harçlandırılmış onaylı bir örneğinin istenilmesine, ara kararı gereğinin yerine getirilmesi için kararın tebliğinden itibaren otuz gün süre verilmesine, aksi halde dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre karar verilebileceğinin vasiye tebliğine karar verildiği, bu kararın vasi ...'ya 20/09/2022 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, ...'ın vasisi olarak 06/12/2022 tarihinde avukata vekalet verildiği ancak verilen süre içerisinde vasi tarafından Sulh Hukuk Mahkemesinden izin alınarak davanın takip edileceği yönünde bir başvuruda bulunulup bulunulmadığı yönünde herhangi bir belge ve/veya beyan sunulmadığı ve ara kararda belirtilen sürenin çok sonrasında dahi Sulh Hukuk Mahkemesinden alınmış bir kararın Mahkemelerine sunulmadığından davacının yasal vasisi konumunda bulunan ...'nın bu uyuşmazlığı vasisi olduğu kişi yönünden takip iradesinin bulunmadığı gerekçesiyle ... (vasisi ...)'ın 13.887,56 TL tazminat istemi yönünden 2577 sayılı Kanun'un 14/3-c ve 15/1-b maddeleri hükmü uyarınca davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, ... için vasisince Sulh Hukuk Mahkemesine izin başvurusuna bulunulduğu, durumun İdare Mahkemesine de bildirildiği halde Sulh Hukuk Mahkemesi kararı beklenilmeksizin ... yönünden ehliyet ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, Mezra Göleti inşaat çalışmalarında sıyırma kazısı yapıldığından suyun akışını ve yönünü engelleyecek herhangi bir inşaat çalışması yapılmadığı, 2014 yılında mevsim koşulları, yağış oranı, ani ısı değişiklikleri nedeniyle bir çok ürünün zarar gördüğü, bahçe zararlıları, ilaçlama gibi bahçe bakımına dair etkenler araştırılmasızın verilen kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ :İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacıların murisi ... tarafından; maliki olduğu Şanlıurfa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde bulunan taşınmazın ve üzerindeki meyve ağaçlarının, idarenin gölet yapımı sırasında taşınmazdan akan suyun akış yönünü değiştirmesi nedeniyle kuruduğu ileri sürülerek, 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 111.100,51 TL) maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. Davacılar murisinin talebi üzerine ... Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan delil tespiti davasında hazırlanan ziraat bilirkişisi raporunda; davacıların murisinin parseline 29/08/2014 tarihinde gidildiği, fen bilirkişi raporunda gösterilmiş olan taşınmazlar üzerinde yapılan inceleme ve gözlem neticesinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından suni gölet yapımı amacıyla mevcut dereden akan sulama suyunun yönünü değiştirmek suretiyle bu sulama kanalı üzerinde kalan ve bu suyla sulanan bahçelerin sulama suyunun kesilmesinden kaynaklı meyve bahçelerinde kurumaların meydana geldiği, davacıların murisinin taşınmazının da bu kapsamda olduğu, taşınmazın karışık meyve bahçesi vasfında olduğu, üzerinde 20-25 yaşlarında zeytin, 20-25 yaşlarında nar, 30-35 yaşlarında ceviz, 30-35 yaşlarında kayısı ağaçlarının dikili olduğu, bahçe sulaması yapılamadığından dolayı ağaçların dallarında ve yapraklarında %20 ile %30 arasında kurumaların meydana geldiği ve ilerleyen süreç içerisinde susuzluktan dolayı kurumaların devam edeceğinin belirtildiği ancak zararın ne kadar olduğuna yönelik herhangi bir hesaplama yapılmamıştır. Dava konusu taşınmazda kurumaya bağlı olarak oluşan zararın miktarının hesaplanmasına yönelik İdare Mahkemesince mahallinde 21/04/2016 tarihinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda; dava konusu parselin 3.731,00 m² alana sahip kapama karışık meyve bahçesi vasfında olduğu, meyve ağaçlarının yeteri kadar sulanamamasından dolayı yapraklarında sararmalar, yaprak dökümü, sürgün ve dal kurumalarının olduğu, 30 ceviz, 11 zeytin, 20 nar ağacının ise tamamen kuruduğu, keşif günü itibari ile parsel üzerindeki ağaçların %40'a yakın bir kısmının kuruduğu belirtilerek 99.537,16 TL ağaç bedeli ve 11.563,35 TL taşınmaz değer kaybı olmak üzere toplam 111.100,51 TL maddi zararın olduğu belirlenmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin ve nedensellik bağının açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralına yer verilmiştir. Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, özel ve teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıklarda, İdare Mahkemelerince bilirkişilik kurumuna başvurulması veya mevcut bilirkişi raporunun değerlendirilmesi zorunlu ise de; bilirkişilerce düzenlenen rapora her durumda uyulması zorunluluğu bulunmamaktadır. Diğer bir anlatımla, Mahkemece, raporun yetersiz ya da çelişkili görülmesi üzerine, aynı bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya başka bilirkişilere yeni bir inceleme yaptırılabileceği gibi; teknik bilgiye sahip bilirkişilerce ortaya konulan tespit ve veriler doğrultusunda (bu tespitler esas alınmak ve bu tespitlerle uyumlu olmak kaydıyla) re’sen bir sonuca varılabileceğinin de kabulü gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu olayda Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen tespit davasında ve İdare Mahkemesince mahallinde gerçekleştirilen keşif neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda taşınmaza gelen su akışının idarenin müdahalesi neticesinde kesildiği belirlenmiş olup davacıların uğradığı zararın, hizmet kusuru ilkesi uyarınca davalı idarece tazmini gerektiği açıktır. Ancak dava konusu taşınmaza ilişkin olarak düzenlenen ve karara esas alınan bilirkişi raporunda 30 ceviz, 11 zeytin, 20 nar ağacının kuruduğu belirtildiği halde hesaplamada taşınmazın yüz ölçümü belirtilerek ağaçların %40'ının kurduğundan bahisle ağaç sayısı belirtilmeksizin dekarda elde edilebileceği varsayılan ürün gelirinin %40'ı kuruyan ağaç zararı olarak belirlenmiş, taşınmaz değer kaybı ise %50 olarak belirtilip herhangi bir objektif kriter konmaksızın taşınmazın ne şekilde ve niçin değer kaybına uğradığı belirtilmeden düzenlenen raporun hesaplama yöntemi bakımından hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı sonucuna varılmaktadır. İdare Mahkemesince, zarar miktarının tespiti amacıyla yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekmektedir. Buna göre, yaptırılacak bilirkişi incelemesinde, davacıların zararının; 1-Kuruyan ağaçların sayısı, yaşı, verimi tespit edilerek değerlerinin hesaplanması, 2-Kuruyan ağaçların tekrar fidan dikilmesi halinde, bunların kuruyan ağaçların seviyesine ulaşmasına kadar geçecek zaman diliminin dikkate alınması, 3-Söz konusu fidanların ürün vermeye başlayacağı tarih ile kuruyan ağaçların seviyesine ulaşmasına kadar geçen süreçte, aradaki ürün miktarı farkı nedeniyle oluşacak zararın hesaplanması, 4-2015 yılındaki ürün kaybının hesaplanması, 5-Ağaçların sökülerek bahçenin yeniden ihyası amacıyla yapılan giderlerin tespit edilmesi, (söküm giderleri, fidan bedeli ve yetiştirme giderleri), 6-Yeniden oluşturulan bahçeden ürün alınamayan ilk yılların zararlarının tespit edilmesi, 7-Davacılar tarafından aynı taşınmazlara ilişkin olarak açılmış davalar var ise kuruyan ağaçların sayısının, yapılacak giderlere ilişkin hesaplamaların mükerrer ödemeye sebebiyet vermeyecek şekilde yapılması gerekmektedir. Bu şekilde tespit edilecek zarardan düşülmesi gereken yararlar ise, arazinin boş kaldığı dönemde buğday gibi hububatın ekilmesi halinde elde edilebilecek gelir ile kuruyan ağaçların satılması suretiyle elde edilebilecek kereste/odun geliridir. Bu durumda, yukarıda belirtilen şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın, zarar hesabı yönünden hükme esas alınamayacak nitelikteki rapora dayanılarak davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan; davacılardan ... için dosyaya sunulan Sulh Hukuk Mahkemesince ek karar ile verilmiş olan izin ve yetki gözetilerek Dairemiz bozma kararı sonrasında verilecek kararda ... yönünden vasisinin davayı takip iradesinin bulunduğu da göz önünde bulundurularak bir karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Davacıların ve davalı idarenin temyiz istemlerinin KABULÜNE, 2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen ehliyet yönünden reddine ilişkin temyize konu .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/06/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.