(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/1359 E. , 2008/2817 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı-karşı davalı vekili tarafından, davalılar-karşı davacılar aleyhine 06.02.2006 - 19.02.2007 ve 04.05.2006 gününde verilen dilekçeler ile elatmanın önlenmesi ve kal, karşı dava ile de temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; elatmanın öenlenmesi ve kal isteminin kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 12.07.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar-karş
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/1359 E. , 2008/2817 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı-karşı davalı vekili tarafından, davalılar-karşı davacılar aleyhine 06.02.2006 - 19.02.2007 ve 04.05.2006 gününde verilen dilekçeler ile elatmanın önlenmesi ve kal, karşı dava ile de temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; elatmanın öenlenmesi ve kal isteminin kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 12.07.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar-karşı davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, maliki olduğu 9 parsel sayılı taşınmaza, komşu 8 parsel sayılı taşınmaz paydaşları ... ve ... Yörükoğlu tarafından yapılan binanın taşkın bulunduğundan, el atmanın önlenmesi ile binanın kal’ini istemiştir. Davalılar da açtıkları karşı dava ile taşınmazın imar uygulaması nedeni ile taşkın hale geldiğini, iyi niyetli olduklarından TMK.725. maddesi uyarınca muhik bedel karşılığı taşan kısmın adlarına tescilini istemişler, Mahkemece, el atmanın önlenmesi ve kal isteminin kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş, hükmü davalılar-karşı davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, çaplı taşınmaza taşkın yapı nedeniyle el atmanın önlenmesi ve kal; karşı dava taşkın yapı nedeniyle temliken tescil istemlerine ilişkindir. Yasal ayrıcalıklar dışında, TMK.684/1 ve 718/2 maddelerine göre arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşulu ile yapılan şeyleri de kapsar. Bunun ayrıcalıklarından birisi de 3194 sayılı imar yasasının 18/9 maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde “....Tamamı veya bir kısmının plan veya mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülmeyen yapılar ise, birden fazla parsele rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe, bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur.” biçimindedir. Getirilen bu özel hüküm ile, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile zemin arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlamış, zemin malikinin tasarruf gücü kısıtlanmıştır. 2981 sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik 10/c maddesine de aynı doğrultuda hüküm getirilmiştir. Yukarıda açıklanan ayrıcalıklar ile, bir kimse kendi taşınmazı üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşa etmiş, imar uygulaması sonucu bu yer üçüncü kişiye ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan, kusurlu sayılmamış ve imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğu duyulmuştur. Somut olayda; tarafların taşınmazları 3194 sayılı yasanın 18.maddesi ile çapa bağlanıp, tapuya tescil edilmişlerdir. Yapılan imar uygulamasının iptalinin istendiğine dair dosya içine kanıt sunulmamıştır. Yine dosyada bulunan kanıtlar ve özellikle davalı ...’nın 30.05.2007 gününde dosyaya alındığı anlaşılan imara ilişkin açıklayıcı yazısından kısmen 9 parsele taşkın vaziyette büyük kesimi 8 parseldeki yapının imar uygulamasından önce de mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Büyük bir bölümü davalılar adına kayıtlı taşınmaz içinde bulunan ve davacıya ait parsele taşkın vaziyetteki binanın 1990 yılında yapılan imarda korunmasında zorunluluk görülmeyen yapılardan olduğu kabul edildiğinden müstakil bir parsel içinde gösterilmemiştir. Şu hale göre, ana yapının az bir bölümü 9 parsele taşkın olarak daha önceden beri mevcut olduğundan 3194 sayılı yasanın 18/9 maddesinin ikinci cümlesi uyarınca taşkın olan bölümün bedeli bina sahiplerine ödenmediği veya taraflar herhangi bir şekilde anlaşmadığı sürece el atmanın önlenmesi ve kal kararı verilmez. Dava açılmakla, bedel ödeme koşullu el atmanın önlenmesi ve yıkım istenmiş kabul edilmeli ve davacı tarafa hesap edilecek bedeli ödeme koşulu ile davayı devam ettirip ettirmeyeceği sorulup sonucuna göre karar verilmelidir. Bundan ayrı, el atmanın önlenmesi isteminin sadece bina taşırılmış yerle ilgili olmayıp, taşırılan bina bölümünün kuzeyini teşkil eden ve pembe ile boyalı 9 parsel kısmada ilişkin olduğu açıktır. El çektirmeye ilişkin kararın bu bölüme yönelik olarak hukuka uygun olduğunu kabul etmek gerekir. Ne var ki, 29,64m² geldiği anlaşılan bu bölüm hakkında müstakil bir hüküm fıkrası oluşturulmadığından, mevcut hali ile infazında sıkıntı yaratacağından, hükmün bu bölümünün HUMK.nun 388.maddesine uygun olduğunuda kabul etmek mümkün değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar-karşı davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 06.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.