12. Ceza Dairesi 2024/2947 E. , 2025/3016 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2240 E., 2021/173 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile; 5271 sayılı Kanunun 280/1.maddesi uyarınca kararın kaldırılması sonucu verilen mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması, ret Mağdurlar vekilinin temyiz istemi yönünden yapılan incelemede; Suçtan doğrudan zarar gören, 26.01.2004 doğumlu ... ile 14.07.2004 doğumlu ...'…
**12. Ceza Dairesi 2024/2947 E. , 2025/3016 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2240 E., 2021/173 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile; 5271 sayılı Kanunun 280/1.maddesi uyarınca kararın kaldırılması sonucu verilen mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması, ret Mağdurlar vekilinin temyiz istemi yönünden yapılan incelemede; Suçtan doğrudan zarar gören, 26.01.2004 doğumlu ... ile 14.07.2004 doğumlu ...'a yargılama aşamasında vekil tayin edilmediği, temyiz inceleme tarihinde de 18 yaşını doldurdukları, CMK'nın 234/2 maddesi uyarınca zorunlu vekil tayinini gerektirecek durumun ortadan kalktığı, Dairemizin 12.04.2023 tarihli tevdii kararı sonrasında kendilerine yapılan tebligata rağmen hükmü temyiz etmedikleri, tevdii kararı sonrasında yasal olarak gerekmediği halde atanan vekilin hükmü temyiz etme hak ve yetkisine sahip olmadığı anlaşılmıştır. Sanıklar müdafinin ve katılanlar vekilinin temyiz istekleri yönünden yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanıklar müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında taksirle yaralama suçundan, CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince katılanlar vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanıklar hakkında taksirle yaralama suçundan TCK'nın 89/4, 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 6000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafiinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması, kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiş, Dairemizin 12.04.2023 tarihli kararı ile tevdii kararı verilmiş, tevdii kararı sonrasında mağdurlar vekilinin temyiz isteğiyle ilgili ret kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiş, Dairemizin 30.04.2024 tarihli kararı ile ... ve ... vekilinin temyizi ile ilgili görüş bildirilmediği için ek tebliğname düzenlenmesi için tevdii kararı verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren ek tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar müdafinin temyiz sebepleri; sanıklara verilen cezanın haksız olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine, otomatik klorlama sisteminde arıza olduğuna dair varsayım değerlendirmeden yola çıkılarak sanıkların kusurlu sayılmasının hukuka aykırı olduğuna, havuz suyunun normalin dışında klorlu olduğunun kanıtlanamadığına, sanıklar aleyhine herhangi bir ispat durumu yok iken ve olay günü yapılan ölçümlerde havuz suyundaki klor miktarı olması gereken değerler içerisinde çıkmasına karşın tek bir bilirkişinin bu değerlerde sorun olduğu şeklinde bir sonuca ulaştığı şüphesiyle ceza verilmesinin kabul edilemeyeceğine, yapılan tetkiklerin alanında yetkili kişilerce yapılmış olduğu ölçüm sonuçlarının normal seviyelerde olmasına rağmen ceza verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğuna, müştekilere yapılan müdahalelerin kendilerinin havuzdan zehirlendiğini ispatlayacak nitelikte olmadığına, doktorların da müştekilere ilişkin kesin bir saptamada bulunmadığına, sanıkların halk sağlığına aykırı ihmali bir durum oluşturduklarının yüzde yüz ispatlanmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesince sanıkların üzerlerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı dikkate alınarak müsnet suçtan beraatlarına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanıklar hakkında verilen cezalarda takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine ilişkindir. Mağdurlar vekilinin temyiz sebepleri; sanıklar hakkında verilen cezalarda takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık ...'nın teknik şef, sanık ...'un havuz sorumlusu olduğu otelde konaklayan katılanlar ..., ..., ..., ... ve ...'nın oteldeki havuza girdikten sonra rahatsızlanarak ambulansla hastaneye kaldırıldıkları olay ile ilgili olarak, 29/05/2013 tarihli tutanakta olay yerinde yapılan incelemede havuz başında yapılan klor ölçümünde havuzda 1,5 ppm değerinde klor olduğunun tespit edildiği, yetişkinler için olan havuzun derinliğinin 1,40cm olduğu, havuz kimyasallarının Sağlık Bakanlığı'ndan izinli bir kimya şirketinden alındığı, havuzun otomatik dozajlama pompasının olduğu ve arızasız çalıştığı, havuz defterlerinin yapılan incelemesinde kayıtların düzenli tutulduğu ve günlük ölçümlerin yasal sınırlar içerinde olduğunun kayıt edildiği, havuzdan saat 20.00'da birtakım havuz suyu numunesinin alınarak gerekli tahlillerin yapılabilmesi için mühürlenerek Antalya Halk Sağlığı Laboratuvarı'na götürülüp teslim edildiğinin belirtildiği, Antalya Halk Sağlığı Laboratuvarının 06/06/2013 tarihli raporuna göre, havuzda bulunan minarellerin kimyasal yönden ve mikrobiyolojik yönden yönetmeliğe uygun olduğunun belirtildiği, soruşturma aşamasında makina mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda havuz suyu numunesi ile ilgili analiz raporunun dosyada bulunmadığı, 29/05/2013 tarih ve saat 20.00'deki olay yeri inceleme raporunun dosyada olduğu, tutanak ekinde 29/05/2013 günü saat 12.00'ye kadar yapılan havuz suyu numune örneği analizinde ph 7.4-7.6 serbest klor 1-1.53.0 mg olduğunun belirtildiği, otel yüzme havuzunda devamlı olarak bulunması gereken havuz sorumlusunun havuz başında olmadığı, havuzdan olay anında test için numune alınmadığı, olaydan 7 saat sonra numune alınarak incelemeye gönderildiği, açık yüzme havuzlarında klor seviyesinin ph 6.8-7.6 aralığında olması gerektiği, otomatik klorlama sisteminde meydana gelen arıza sonucunda havuz suyuna yüksek miktarda klor verildiği kanaatinin hasıl olduğu belirtilerek ...'nın asli kusurlu, ...'un ise asli tam kusurlu olduğu kanaatinin belirtildiği, bu raporda otel yüzme havuzunda devamlı olarak bulunması gereken havuz sorumlusunun havuz başında olmadığı, otomatik klorlama sisteminde meydana gelen arıza sonucunda havuz suyuna yüksek miktarda klor verildiği yönündeki tespitlerin dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı, belirtilen hususlarda bir tespitin bulunmadığı, bu nedenle bu bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı; Adli Tıp Kurumu Beşinci İhtisas Dairesinin 27/06/2016 tarihli raporunun dosya kapsamında bulunan hastane raporları ve soruşturma aşamasında düzenlenen bilirkişi raporundaki bilgilere dayanılarak hazırlandığı, soruşturma aşamasındaki bilirkişi raporuna (raporda otel yüzme havuzunda devamlı olarak bulunması gereken havuz sorumlusunun havuz başında olmadığı, otomatik klorlama sisteminde meydana gelen arıza sonucunda havuz suyuna yüksek miktarda klor verildiği yönündeki tespitlerin dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı, belirtilen hususlarda bir tespitin bulunmadığı) nedeniyle itibar edilemeyeceğinden ve hastane raporlarında da katılanların yaralanmalarının neden kaynaklandığı açık ve kesin şekilde tespit edilmediği, katılanların beyanları dikkate alınarak klor zehirlenmesi ve ARDS(?) olarak tespit yapıldığından bu raporlara itibar edilemeyeceğinden Adli Tıp Kurumu raporunun da hükme esas alınamayacağı; olay günü olayın meydana geldiği otelde tespit yapılmamış ise de olaydan bir yıl sonra aynı gün yapılan araştırmada otelde 1131 yetişkin, 151 çocuğun konakladığı, olay günü katılanlardan başka kimsenin aynı nedenle sağlık sorunu yaşamadığı, bu yönde adli ve idari makamlara yansıyan bir olay olmadığı, anlatılan nedenlerle sanıkların atılı suçu işledikleri yönünde her türlü şüpheden uzak, yeterli ve inandırıcı delil edilemediğinden sanıkların beraatine karar verildiği anlaşılmıştır. 2.Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde, olay tarihinde sanık ...'nın teknik şef, sanık ...'un havuz sorumlusu olduğu otelde konaklayan katılanlardan Tatyana Bozpınar 'ın çocukları ..., ... ile katılan ...'un kızı ..., katılan ...'un kızı ...'un otele ait yüzme havuzunda yüzerlerken havuzun alt kısmından suya verilen klordan etkilenerek rahatsızlandıkları ve tedavileri sonrası alınan kati adli raporlarına göre dört mağdurun da basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandıkları, klor zehirlenmesi şeklinde gelişen yaralanma olayının otomatik klorlama sisteminde meydana gelen arıza sonucunda havuz suyuna olması gereken miktarın çok üzerindeki bir oranda ve yüksek miktarda klorun aniden verilmesi nedeni ile meydana geldiği, olayın meydana gelmesinde havuzdan sorumlu teknik şef olan sanık ... ile havuz sorumlusu sanık ...'un sorumlu oldukları, otomatik klorlama sistemindeki arızanın giderilmesi ve havuz suyuna normal ölçüde klor verilmesi için alınması gereken önleyici tedbirleri almayarak asli kusurlu bir şekilde mağdurların yaralanmalarına neden olan her iki sanığın üzerlerine atılı taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçunu işledikleri kabul edilerek TCK'nın 89/4. maddesi uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR A- Mağdurlar Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Yapılan İncelemede; Suçtan doğrudan zarar gören, 26.01.2004 doğumlu ... ile 14.07.2004 doğumlu ...'a yargılama aşamasında vekil tayin edilmediği, temyiz inceleme tarihinde de 18 yaşını doldurdukları, CMK'nın 234/2 maddesi uyarınca zorunlu vekil tayinini gerektirecek durumun ortadan kalktığı, Dairemizin 12.04.2023 tarihli tevdii kararı sonrasında kendilerine yapılan tebligata rağmen hükmü temyiz etmedikleri, tevdii kararı sonrasında yasal olarak gerekmediği halde atanan vekilin hükmü temyiz etme hak ve yetkisine sahip olmadığı anlaşıldığından mağdurlar vekilinin temyiz isteminin tebliğnameye uygun olarak 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi gereğince REDDİNE, B-Sanıklar Müdafii ve Katılanlar Vekilinin Temyiz İsteği yönünden Yapılan İncelemede; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin kararında sanıklar müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Kemer 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.03.2025 tarihinde karar verildi.