6. Hukuk Dairesi 2025/472 E. , 2025/1331 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/870 E., 2024/1482 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/1061 E., 2021/49 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik …
**6. Hukuk Dairesi 2025/472 E. , 2025/1331 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/870 E., 2024/1482 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/1061 E., 2021/49 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; kooperatif ortaklarına ortaklık senedi/cüzdanının düzenlenmediği, toplantı tutanağında hazirun listesinin ortaklar/pay defterine uygun hazırlandığı kaydı bulunsa dahi gerçeği yansıtmadığı, sahte oy kullanımına yönelik tespitin yapılması gerektiği tüm kararların mutlak butlanla sakat olduğunu, Genel Kurul Toplantısına ilişkin duyurunun 01.04.2015 tarihinde tüm (170 ) ortağa taahhütlü mektupla gönderildiği kaydı bulunsa da teslim mazbatalarının PTT talep edildiğinde bu durumunda gerçeği yansıtmadığını, bakanlığın resmi sitesinde davetin "iadeli taahhütlü" şartının yerine getirilmediğini, dava konusu genel kurulda yönetim kurul üyelerinin ve kooperatif vekili tarafından yakında kat mülkiyetine geçileceği şeklindeki açıklamalarla mahkemeler aracılığıyla alacaklı çıkarılan yüklenici firmaya ödeme yapılması yönünde karar alınmasını sağladığı, ancak yüklenicinin onaylı bir inşaat projesinin dahi bulunmadığı projeye aykırı olarak yapıların inşasının yapıldığını, alınan kararların mutlan butlanla sakat olduğunu, 7. maddedeki 15 daire satış kararının geçeriz olduğunu beyan ederek genel kurul kararının iptaline, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Ana Sözleşmenin 26. maddesi gereğince kooperatif merkezinin bulunduğu yerde toplandığı, yine ana sözleşmenin 28. maddesi gereğince "taahhütlü mektupla ve imza karşılığı toplantı tutanağı teslimi" suretiyle toplantıdan 30 gün önceden çağrı yapıldığı, sözleşmede iadeli taahhütlü çağrı şartının olmadığını, davacının davetiyenin usulüne, toplantı nisabına, karar nisabına uyulmadığı yolundaki iddialarının asılsız olduğunu, sahte oy kullanılmasının söz konusu olmadığını, davacının bu yoldaki usulsüz iddiasının reddi gerektiğini, genel kurulda satış olarak ifade edilse bile burada satış değil ortaklık pay bedelini belirlenmek suretiyle üye kaydının söz konusu olduğunu, davacının yaptığı tüm iddialarının asılsız ve usulsüz olduğunu, davacının iddia ettiği gibi dairenin tüm bedelinin üyelerin girişinde tahsil edilmediği, kooperatife ortaklık pay bedeli ödeyerek üye olanların ana sözleşme gereği kalan edimlerini yerine getirmek zorunda olduğunu, imzaladığı sözleşme gereği kooperatif üyesi olan ve ana sözleşme gereği kalan edimleri yerine getirmek durumunda bulunan davacının bu edimleri ödememek için açtığı davanın usulsüz olduğunu, davacının kooperatife yüklü miktarda borçlu olması nedeniyle kötü niyetle ve haksız dava açılması nedeniyle ...329 maddesi gereğince 5.000,00 TL disiplin para cezasının davacıdan tahsilini, vekalet ücretinin üç katının davacıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda genel kurul toplantısının 5. maddesinin oylamasında yönetim kurulunun, oylamaya katılanlar üzerinden 44 evet oyuna karşılık 46 hayır oyu ve 3 çekimser oy ile ibra edilmediği, yine denetim kurulunun da oylamaya katılanlar üzerinden 36 evet oyuna karşılık 48 hayır ve 8 çekimser oy ile ibra edilmediği, bilirkişinin ana sözleşmenin 33. maddesini gerekçe göstererek hazirun cetvelinde imzası olanların salt çoğunluğunun olması gerektiği yolundaki görüşünün hatalı olduğu, çekimser oy olumsuz oy hesabında dikkate alındığından oylamaya katılanlar üzerinden yönetim kurulunun 44 evet oyuna karşılık 49 hayır oyu, denetim kurulunun da 36 evet oyuna karşılık toplam 56 hayır oyu ile ibra edilmediği, buna göre karar nisapları sağlandığından ibra edilmeme kararının hukuka uygun olduğu, bu yöndeki bilirkişi görüşünün hatalı olduğu, bilirkişinin, gündemde olmayan bir hususun görüşülemeyeceğini, görüşülemeyecek bir hususun da karara bağlanamayacağını, bu hükmün emredici mahiyette olduğunu ve yaptırımının da butlan olması gerektiğini belirttiği, gündeme bağlılık ilkesinin, pay sahibinin genel kurul toplantılarına iştirakini sağlamayı ve onun bilgilenerek toplantılara gelmesini sağlamak amaçlı geliştirilmiş güç boşluğunu engellemede önemli bir işleve sahip bir ilke olduğu, bu ilkenin, toplantıya katılımı teşvik edeceği ve toplantının düzen içinde geçmesini sağlayacağı ve genel kurulun işlevlerini arttıracağı, doğrudan doğruya kamu düzenine, kamu sağlığına ve insanın temel haklarını düzenleyen hükümlerin mutlak emredici hükümler olduğu ve bu kurallara aykırı kararların mutlak butlan ile batıl olduğu, bir kısım emredici hükümlerin ise doğrudan doğruya kamu düzenine ilişkin olmayıp pay sahiplerinin özel çıkarlarını korumayı amaçladığı, Kooperatifler Kanunu'nun 46. maddesinin emredici bir hüküm olmakla birlikte doğrudan doğruya kamu düzenine ilişkin olmayıp pay sahiplerinin özel çıkarlarını korumayı amaçladığı, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da gündemde olmayan hususlarda karar alınmış olmasının yaptırımının mutlak butlan olmadığının defalarca zikredildiği, bilirkişi raporu takdiri olup nihai karar mercii mahkeme olduğundan hatalı olan bilirkişi görüşüne itibar edilmediği, bilirkişinin gündemin 8. maddesi için yaptığı değerlendirmenin ise yerinde olduğu, pay sahiplerinin kişisel haklarını koruyan bir hususta farklı karar alınmış olmasının yaptırımının da mutlak butlan olmadığı, söz konusu genel kurul 03.05.2015 tarihinde yapılmış olup davacı eldeki bu davayı 08.08.2019 tarihinde açtığına göre bir aylık hak düşürücü sürenin geçtiği, tüm dosya kapsamı, atıf yapılan tüm yüksek mahkeme kararları ve yapılan hukuki nitelendirmeler kapsamında ispat edilemeyen davanın reddine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş ve ilk derece mahkemesi gerekçesinden farklı olarak genel kurul kararının 8. maddesine dair emredici nitelikte olan bir kanun hükmüne aykırı olan alınan genel kurul kararının iptaline yönelik davanın bir aylık hak düşürücü süre içerisinde açılma zorunluluğu olmadığı ilgili maddede kooperatifçe belirlenecek faiz oranında kanunun emredici hükmüne aykırı hareket edildiğinden 8. maddenin mutlak butlan ile batıl olduğunun tespitine davacının diğer talepleri yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Kooperatif ortaklarına ortaklık senedi/cüzdanı düzenlemediği, hazirun cetvellerinde sahte oy kullanıldığı iddialarının değerlendirilmediğini, b. Yüklenicinin ruhsatsız projesi konusunda inceleme yapılmadığını, c. 1995-2004 yılları arasında, 1163 sayılı Kanun'un 59/6-ç fıkrasında yer alan "Yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif personeli ortaklık işlemleri dışında kendisi veya başkası namına, bizzat veya dolaylı olarak kooperatifle kooperatif konusuna giren bir ticari muamele yapamaz" düzenlemesine aykırı hareket edildiğini, d. Hukuken ve fiilen yapı ruhsatı düzenlenmesi mümkün olmayan kooperatif yapıları için alınan yapı ruhsatları ile tapu masrafı adı altında borçlandırma ve tapuya kayıtlı olmayan kooperatif yapıları için alınan elektrik, doğalgaz abonelikleri, mahkemelerin alet edilerek yüklenici firmanın alacaklı çıkarılmasının mutlak butlanla batıl olduğunu, e. Toplantıya davetin iadeli taahhütlü olması gerektiğini, çağrı usulüne uyulmadığını, f. Toplantıya vekaleten katılan bakan ortakların tek bir kişiye vekalet edilebileceği, ancak somut olayda bu durumun araştırılmadığını beyan etmektedir. 2-Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Kooperatiflerin TTK'da tüzel kişi şirketlerden sayılmış olup TTK'nın m. 8 "Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir." hükmünü havi olup ticari nitelikte olan kooperatif işlemlerinde TBK'nın 120. maddesinin uygulanması doğru olmadığını, b. TTK'nın md. 1530. maddesinde belirtildiği üzere sözleşme uyarınca yerine getirilmesi gereken edimler için kanunun veya yetkili makamların koymuş olduğu en yüksek sınırı aşan sözleşmeler en yüksek sınır üzerinden yapılmış sayılır. Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte öyle bir durumda dahi Yargıtay Kararları ile TTK'nın 1530. maddesinde görüldüğü üzere, maddenin tamamının iptali yerine belirlenen faiz oranının %100'ünü aşan kısmın iptal edilmesi gerekeceğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Kooperatif Genel Kurul kararının iptali istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesince, kooperatif genel kurul kararının iptaline ilişkin açılan davada davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de Yargıtaya İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 12.11.2021 tarih 2020/2 Esas-2021/3 Karar sayılı kararı ile yapı kooperatifleri tacir kabul edildiğinden kooperatif genel kurulunda faiz oranının serbestçe belirlenmeye başlandığı nazara alınarak faiz oranına ilişkin genel kurul kararının 8. maddesinin yok hükmünde olduğuna dair talebin de reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililerine iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI 6098 sayılı TBK 88. maddede ana para faizi, TBK 120. maddede ise temerrüt faizi düzenlenmiştir. 3095 sayılı Kanunun hem isminde, hem de içeriğinde ikili ayrım yapılarak, 1. maddede sözleşme faizi, 2. maddede ise temerrüt faizine yer verilmiştir. 6102 sayılı TTK’da da ikili ayrım bulunmaktadır. 8. madde akdi faize ilişkin olup ticari işlerde faizin serbestçe kararlaştırılabileceği hükmünü içermektedir. Ayrıca 9. madde mevcut olup burada kanuni faiz, temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümleri uygulanır hükmü bulunmaktadır.. Kanundaki (TTK) 8 ve 9. madde ayrımı önceki TTK’da da bulunmakta idi ve o dönem yargısal uygulamalarda temerrüt faizinin 9. maddeye dayalı olduğu kabul ediliyor ve yaptığı yollamaya gidiliyordu. 6102 sayılı TTK da bu ayrımı korumuş olup, 8. madde temerrüt öncesi dönem için uygulanacak akdi faize, 9. madde ise temerrüt faizine ilişkin bir düzenlemedir. Kanunun (TBK) 88. maddesinde akdi faize ilişkin, 120. maddesinde temerrüt faizine ilişkin faiz tavan sınırları getirilmiş olup bu hükümler ticari iş sayılan tüm sözleşmeler için uygulanacak mıdır? Temerrüt öncesi dönemde uygulanacak akdi faiz yönünden ticari işlerde 8. madde gereğince faiz serbestisi bulunduğundan TBK 88. maddede yer alan tavan sınırları ticari işlerde uygulanamayacaktır. Çünkü TTK 8, TBK 88 e göre daha özel bir madde olup bu maddede ticari işlerde faizin serbestçe kararlaştırılacağı düzenlenmiştir. Temerrüt faizi yönünden uygulanacak TTK 9. maddede ise böyle bir serbesti bulunmadığı gibi açıkça faize ilişkin genel düzenlemelere ve bu kapsamda TBK ve 3095 sayılı Kanuna yollama yapıldığından ticari işlerde temerrüt faizi yönünden TBK 120. maddedeki temerrüt faizi tavan sınırı uygulanacak ancak temerrüt faizinin sözleşmeyle serbestçe kararlaştırılan akdi faizin altında olamayacağı gözetilecektir. Bu şekilde belirlenmiş akdi faiz yok ise, temerrüt faizi avans faizinin iki katını geçemeyecektir. Önceki TTK 9. maddede 8. madde hükmünün saklı olduğu belirtilerek yollama yapıldığından serbesti temerrüt faizi için de geçerli iken, 6102 sayılı yeni TTK’da bu yollama kaldırılmış, serbestiye esas bağ kopartılmıştır. Bu nedenle artık ticari işlerde temerrüt faizi için tam serbesti bulunmayıp maddenin yaptığı yollama da gözetilerek, TBK 120. madde gereği tavan sınırlar uygulanmalıdır. Yasa koyucunun ticari hayatın korunması amacıyla kişilerin bu ağır faiz yükü altına girmesini kabul ederek TTK 8. maddedeki faiz serbestisini ticari işlerdeki temerrüt faizi için de kabul ettiğini düşünmek faiz tavan sınırlarının getirilme amacı ve mantığıyla da bağdaşmaz. Taraflardan biri için ticari iş sayılan sözleşme diğer taraf için de ticari iş sayıldığından taraflardan biri tacir ise diğer taraf tüketici olsa bile ticari iş hükümleri uygulanmaktadır. Bu nedenle ticari iş sayılan sözleşmelerin çoğu kez sadece bir tarafı tacir durumunda bulunmakta ve tacir sayılmayan esnaflar tüketiciler veya diğer kişiler de ticari iş sayılan sözleşmelerin tarafı olabilmektedirler. Günümüzde esnaf işletmelerinin yerini büyük ölçüde ticari işletmeler almış olup tacir sayılan marketten alınacak küçük bir ihtiyaç maddesi için dahi yapılan sözleşme ticari iş mahiyetindedir. Toplum hayatında ticari işlerin kapsamı bu ölçüde geniş iken ticari işler bakımından tacir sayılsın veya sayılmasın taraflarının bir korunma ihtiyacı altında olmadığı da düşünülemez. Ticari işlerde akdi faiz serbestisinin bir mantığı vardır. Çünkü kişilerin borçlanma için değişik kanalları mevcut olup piyasa rekabeti içinde kendisine en uygun faiz oranını araştırıp buna göre borçlanması mümkündür. Zaten piyasa rekabeti içinde bu da makul oranlarda olacağından serbestinin olumsuz sonuçları da ortaya çıkmayacaktır. Ancak temerrüt hali çoğu kez ödeyememe ve aciz hali olup, akdi faizlerin kat be kat üstünde temerrüt faizlerinin devreye girmesi, ödeyememe ve aciz halini derinleştirip daha da zorlaştıracağı ve kişiler arasındaki uyuşmazlıkları arttıracağı için, temerrüt faizinin akdi faizin altında olmamak üzere sınırlandırılması, toplum huzuru ve barışı için de bir zorunluluktur. Kanunun (TBK) 120. maddesindeki faiz tavan sınırının, TTK 9. maddede serbesti kuralı bulunmadığı için ticari işlerde temerrüt faizi için de uygulanması gerekli ve zorunlu olup mevcut düzenlemelerden ticari işlerde temerrüt faizi için de tam bir faiz serbestisi olduğu sonucu ortaya çıkmamaktadır. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; gündemin 8. maddesi ile, Kooperatif eski alacaklarını ödemeyenlerin aylık % 3 gecikme faizi ile ödeme yapmasına karar verilmiştir. Bu oran yıllık % 36 oranına denk gelmektedir. Genel Kurul 03.05.2015 tarihinde yapılmış dava ise 08.8.2019 tarihinde açılmıştır. Genel Kurulun yapıldığı tarihteki yasal faiz oranı % 9 olduğundan TBK 120. maddedeki temerrüt faiz tavan sınırı % 18'dir. Kamu düzenine aykırı biçimde Kanundaki tavan sınırı aşan temerüt faizi oranı belirlendiğinden bu karar mutlak butlanla batıldır. Bölge adliye mahkemesince açıklanan esaslara uygun bir gerekçe ve sonuç içerir biçimde gündemin 8. maddesi yönünden verilen karar yerinde olduğu için, hükmün tümüyle onanması gerektiği görüşünde olduğumdan, ticari işlerde TBK 120. madddeki tavan sınırların uygulanamayacağı kabul edilerek hükmün bu yönden bozulması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.