11. Ceza Dairesi 2021/22827 E. , 2024/13997 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/543 E. 2019/134 K. SUÇ : Güveni kötüye kullanma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet savcısı, sanık TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, Cumhuriyet Savcısının yokluğunda verilen hükme karşı 1412 sayılı Kanun’un 310/son maddesinde belirtilen
**11. Ceza Dairesi 2021/22827 E. , 2024/13997 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/543 E. 2019/134 K. SUÇ : Güveni kötüye kullanma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet savcısı, sanık TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, Cumhuriyet Savcısının yokluğunda verilen hükme karşı 1412 sayılı Kanun’un 310/son maddesinde belirtilen ve kıyasen uygulanan bir aylık kanunî süre geçtikten sonra 25.04.2019 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu; sanık yönünden ise temyiz isteminin süresinde olduğu temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü: A. Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden Cumhuriyet savcısının yokluğunda verilen karara karşı, 1412 sayılı Kanun’un 310/son maddesinde belirtilen ve kıyasen uygulanan bir aylık kanunî süre geçtikten sonra 25.04.2019 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmakla, temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Sanığın Temyiz İstemi Yönünden Sanığın üzerine atılı güveni kötüye kullanma suçunun 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede; 1-Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya göre,katılana ait iş yerini sanığın da gayriresmi ortak sıfatıyla birlikte işlettikleri, katılan ile sanık arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğu, suça konu katılana ait motorsikletin bu iş yerinde kullanılmak üzere katılan tarafından tahsis edildiği, bir süre sonra ortaklığın kesin hesap görülmeden sonlandırıldığı, işletmeyi sanığın çalıştırmaya devam ettiği, suça konu motorsikletin de iş yerinde kaldığı, 1,5 ay kadar sonra katılanın motorsikleti istediği, hesap görülmediği gerekçesiyle motorsikletin iade edilmediği, kısa süre sonra aralarında yazılı sözleşme yaparak ortaklığı sona erdirmeleri neticesi iş yerinin içerisinde davaya konu motosiklet de olduğu halde tüm eşyalarla birlikte katılana devredildiği iddia olunan olayda, taraflar arasındaki ticari ilişki sebebiyle sanığın suç kastıyla hareket ettiğine dair şüpheden uzak, kesin, inandırıcı delil elde edilemediği, ihtilafın hukuki mahiyette olduğu nazara alınmadan delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek ve suçun sübutuna ilişkin yeterli gerekçeye de yer verilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, 2-Kabule göre de; a) 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında; ''suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde...'' hükmünün yer aldığı, sanığın gayriresmi adi ortaklık şeklinde işletilen bir iş yerinde kullanılmak üzere kendisine teslim edilen davaya konu motosikleti, ortaklık bitmesine rağmen katılana teslim etmemesi şeklindeki eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek güveni kötüye kullanma suçu kapsamında hüküm kurulması, b) Sanığın suça konu motosikleti kovuşturma başlamadan teslim ettiğinin anlaşılması karşısında, motosikletin ortaklığın sona erdirilmeden önceki hali ile teslim edilip edilmediği araştırılıp, tarafların buna ilişkin göstereceği deliller toplanıp, tam veya kısmi iadenin söz konusu olup olmadığı üzerinde durularak, kısmi iadenin varlığı kabul edilmesi halinde katılandan kısmi iadeye rıza gösterip göstermediği sorulduktan sonra 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168/1. maddesi hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, c) Sanığa isnat edilen ve üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren güveni kötüye kullanma suçundan dolayı kurulan hükümden sonra 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.