8. Hukuk Dairesi 2016/13062 E. , 2020/2134 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Kıyı Kenar Çizgisi Dışında Kalan Taşınmazın Tapuya Tescili Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR dilekçesinde, davacı adına kayıtlı ... Köyü 1637 parsel sayılı taşınmazın 843,07 m2'lik kısmın…
**8. Hukuk Dairesi 2016/13062 E. , 2020/2134 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Kıyı Kenar Çizgisi Dışında Kalan Taşınmazın Tapuya Tescili Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR dilekçesinde, davacı adına kayıtlı ... Köyü 1637 parsel sayılı taşınmazın 843,07 m2'lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesi ile mahkeme kararı ile tapunun iptali ve tespit harici bırakılması sebebi ile 200.000 TL tazminatın davalı ...'den tahsili istenmiştir. Davacı vekili gerekli harcı da yatırarak verdiği 17.07.2013 tarihli ıslah dilekçesinde; tapu iptaline dayanak yapılan 1993 tarihli kıyı kenar çizgisinin İdare Mahkemesi kararı ile iptali sonucu 2013 yılında yeniden tespit edilen kıyı kenar çizgisine göre taşınmazın yeni belirlenen kıyı kenar çizgisinin dışında kaldığı gerekçesi ile tespit harici bırakılan 843,07 m2'lik kısmının davacı adına tescili istenmiştir. Davalı ... vekili davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ıslah doğrultusunda davanın kabulü ile mahkemenin 18.04.2000 tarih ve 1996/221-2000/132 sayılı kararı ile tapu kaydının iptaline karar verilen 843,07 m2 miktarlı 1637 parsel sayılı taşınmazın aynı parsel numarası ile davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 04.06.1958 tarihli ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara; ileri sürülen olayları hukuken nitelemek, uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk Hukuku'nu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir. Dava başlangıçta, tapu kaydının iptaline karar verilen taşınmaz yönünden TMK'nin 1007. maddesi gereğince açılan tazminat istemine ilişkin iken ıslah ile taşınmazın yeni belirlenen kıyı kenar çizgisi dışında kaldığı ileri sürülerek taşınmazın davacı adına tapuya tescili istenmiştir. Bilindiği üzere, 362l sayılı Kıyı Kanunu'nun "kıyı kenar çizgisini" belirleme yöntemine ilişkin 5 ve 9. maddelerinin uygulanmasına yorum getiren ve görülmekte olan davalarda dikkate alınması zorunlu bulunan 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararın da "kural olarak, mülkiyet hukuku yönünden kıyı kenar çizgisi belirlenmesi görevinin idari yargıya ait olduğuna; ancak 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 9. maddesi uyarınca idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasal süresinde idari yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolunun kapanmış olması veya idare tarafından verilip kesinleşmiş karar bulunması durumlarında, bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin adli yargı tarafından saptanması gerektiğine" işaret edilmiştir. 3621 sayılı Kanun'un 5 ve 9. maddelerine göre de kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi zorunludur. Uzman bilirkişilerin, Yasanın ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının emredici hükümleri dışında, hiçbir bilimsel incelemeye, araştırmaya ve verilere dayanmaksızın belirlenen kıyı kenar çizgisine itibar etmek doğru değildir. Değinilen İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamı ve 3621 sayılı Kanun'un 5. ve 9. maddelerinde öngörüldüğü biçimde üç jeolog ya da jeoloji mühendisinden oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu ve tapu fen memuru aracılığıyla yerinde keşif yapılması, 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararı doğrultusunda bilimsel verilerden de yararlanılarak kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi zorunludur. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, dava konusu ... İli, ...İlçesi, ... Köyü 1637 parsel sayılı taşınmaz 02.04.1991 tarihli kadastro komisyon kararı ile toplam 1950 m2 yüzölçümü ve "tarla" vasfı ile davacı ... adına tescil edildiği, Kumluca Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.04.2000 tarih ve 1996/221-2000/132 sayılı kararı ile taşınmazın 843,07 m2'sinin 23.06.1993 tarihinde kesinleşen kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesi ile davacı ... adına olan tapu kaydının iptali ile tespit harici bırakılmasına karar verildiği, kararın 12.07.2000 tarihinde kesinleşmesinden sonra incelemeye konu davanın açıldığı, yargılama devam ederken 23.06.1993 tarihinde kesinleşen kıyı kenar çizgisinin idare mahkemesi tarafından iptal edilmesi sonucu 2013 yılında yeniden tespit edilen kıyı kenar çizgisine göre taşınmazın yeni kıyı kenar çizgisi dışında kaldığı gerekçesi ile tazminat istemi ıslah edilerek taşınmazın davacı adına tescilinin istendiği tespit edilmiştir. Somut olayda; Mahkemece, ıslah tarihinden önce tazminat istemine göre taşınmazın değeri ve konumunun belirlenmesi amacı ile fen bilirkişi yanında mimar ve ziraat mühendisinin katılımı ile keşif yapıldığı, 2013 yılında idarece tespit edilen kıyı kenar çizgisine göre taşınmazın kıyı kenar çizgisine göre konumun belirlenmesine dair herhangi bir inceleme yapılmaksızın kıyı kenar çizgisine dair gönderilen evraklar üzerinden davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; davanın kabulüne dayanak yapılan 2013 tarihli kıyı kenar çizgisine dair harita ve dayanak tutanaklar ile kıyı kenar çizgisinin kesinleşip kesinleşmediği ilgili idareden sorularak alınacak cevabı yazı ile belgelerle birlikte yukarıda yazılı ilkeler doğrultusunda, 3 kişilik jeolog ya da jeomorfolog, 1 harita mühendisi ve 1 inşaat mühendisinden oluşacak bilirkişi kurulu eliyle, dava konusu taşınmazda yeniden keşif yapılması, topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisinin fen bilirkişi tarafından kroki üzerinde gösterilmesi farklılık olursa sebebinin açıklattırılması, çevre parseller hakkında kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunduğunun tespit edilmesi halinde kesinleşen kıyı kenar çizgisinin eldeki davada belirlenen kıyı kenar çizgisi ile çelişip çelişmediğinin göz önünde bulundurulması, çekişmeli taşınmazın tamamen veya kısmen kıyı kenar çizgisine göre kara parçası tarafında kalıp kalmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 04.03.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.