Başvurucu, kasten yaralama suçunun mağduru olduğunu, suçun faili hakkında hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi gerekirken, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinin Anayasa’nın 36. ve 40. maddesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, kasten yaralama suçunun mağduru olduğunu, suçun faili hakkında hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi gerekirken, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinin Anayasa’nın ve maddesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 15/5/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine Eskişehir Asliye Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 6/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu ile işvereni İ.K. arasında alacak meselesinden çıkan tartışma kavgaya dönüşmüş ve taraflar karşılıklı olarak birbirlerini yaralamışlardır. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 10/9/2009 tarihli iddianamesi ile başvurucu ve İ.K. hakkında kasten yaralama suçundan Eskişehir Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Eskişehir Devlet Hastanesinin 25/8/2009 tarihli raporunda, başvurucunun kolunda meydana gelen kırığın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve hayati fonksiyonları dereceden etkileyecek nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Eskişehir Asliye Ceza Mahkemesi, 9/11/2010 tarihinde sanık İ.K.’nin başvurucuya yönelik etkili eyleminden dolayı 1 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Ceza Dairesi, 28/2/2013 tarihli ilamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle dosyanın incelenmeksizin iadesine karar vermiştir. Başvurucunun, sanık İ.K. hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılması için yaptığı itiraz, Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinin 1/4/2013 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Başvurucu, İ.K. aleyhine Eskişehir Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmıştır. Mahkeme, başvurucunun kolundaki kırık nedeniyle işgücü kaybının hesaplanması için başvurucuyu İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevk etmiştir. İstanbul Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İhtisas Kurulunun 3/2/2012 tarihli raporunda başvurucuda meydana gelen yaralanmanın %19 oranında sürekli maluliyet yarattığı, iyileşmenin üç ay sürdüğü ve iyileşme süresince başvurucunun %100 malul sayılması gerektiği belirtilmiştir.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” 5237 sayılı Kanun’un maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:“Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.”