4. Hukuk Dairesi 2024/11985 E. , 2026/1251 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/557-2024/557 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı v…
4. Hukuk Dairesi 2024/11985 E. , 2026/1251 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/557-2024/557 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 15.04.2022 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu otomobil ile davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı çekicinin karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakeminin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili tarafından dava dilekçesinin ekinde dosyaya sunulan ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 17.05.2023 tarihli raporun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun hazırlanmadığı, bu nedenle 08.12.2023 tarihli ara karar ile ara karar tarihinden itibaren 40 günlük kesin süre içerisinde davacının yerleşim yeri olan ... ilinde yer alan Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilmiş Devlet Hastanesi veya Üniversite Hastanesinden kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının kazadan kaynaklanan maluliyeti bulunup bulunmadığına ilişkin rapor alınarak dosyaya sunulmasına, kesin süre içerisinde söz konusu raporun dosyaya sunulmaması halinde tahkim yargılamasına son verileceğine karar verildiği, davacı vekili tarafından 28.12.2023 tarihli dilekçe ile ara karardan rücu edilmesine karar verilmesinin talep edildiği, davacı vekilinin rücu talebinin reddine karar verildiğinin davacı vekiline bildirildiği, verilen kesin süre içerisinde ara kararda alınmasına karar verilen raporun dosyaya sunulmadığı, maluliyete ilişkin ispat yükünün davacı tarafta olduğu, davacı tarafça ispat yükünün yerine getirilmediği, dava şartı yokluğu bulunduğu gerekçesiyle başvurunun usulden reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakeminin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili tarafından dava dilekçesinin ekinde dosyaya sunulan ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 17.05.2023 tarihli raporun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun hazırlandığı, hüküm kurmaya elverişli olduğu, dosya kapsamında alınan 21.05.2024 tarihli aktüer bilirkişi raporunda %100 kusur ve %20 maluliyet oranına göre 1.800.155,49 TL sürekli iş göremezlik tazminatının hesaplandığı, kaza tarihindeki sakatlanma teminatının 500.000,00 TL olduğu, davacı vekili tarafından sunulan rapora itiraz dilekçesinde kusur raporu alınması gerektiği yönünde beyanda bulunulduğu, kaza tespit tutanağında davalıya sigortalı aracın sürücüsünün 2918 sayılı KTK'nun 57/c-2 maddesini ihlal ettiği, davacının yolcu konumunda bulunduğu ticari taksinin sürücüsünün ise aynı Kanunun 52/1-a maddesini ihlal ettiğinin tespit edildiği, kaza tespit tutanaklarının aksi ispatlanıncaya kadar somut olayı gösterir delil niteliğinde olduğu, bu nedenle davacı vekilinin kaza tespit tutanağına yönelik itirazlarının reddi gerektiği, iki araçlı trafik kazasında her iki araç sürücüsünün kusurlu oldukları tespiti yapılmış olduğundan araç sürücülerinin kusur oranlarının rücu talepli davalarda iç ilişki olarak değerlendirileceği kanaatine varıldığı, davacı vekili tarafından ıslah dilekçesi sunularak talebin artırılmadığı, bu nedenle tahkime başvuru dilekçesindeki talep edilen miktara karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının kabulüne, Uyuşmazlık Hakemi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, başvurunun kabulü ile 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 15.06.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının tahkim yargılamasından önce davalıya yaptığı başvurusunda gerekli belgelerin sunulmadığını, bu nedenle başvurunun dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusur raporu alınmadan kaza tespit tutanağına göre hüküm kurulmasının doğru olmadığını beyan etmektedir. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; aktüer bilirkişi raporuna kusur raporu alınması gerektiği yönünden itirazda bulunulduğunu, İtiraz Hakem Heyetince söz konusu itirazları hakkında değerlendirme yapılmadığını, söz konusu talepleri hakkındaki ret kararının taraflarına bildirilmediğini, taraflarına talep artırım dilekçesi sunmaları için süre verilmeden karar verildiğini, kusur bilirkişi raporu alınması gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 1.Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Somut olayda, İtiraz Hakem Heyetince hükme esas alınan ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 17.05.2023 tarihli raporda, davacının trafik kazası sonrası meydana gelen travma sonrası stres bozukluğuna bağlı sürekli iş göremezlik oranı % 20 olarak hesaplanmıştır. Davacının sürekli iş göremezliğinin dava konusu kaza sonucu oluştuğunun, yani haksız eylem ile illiyet bağı bulunduğunun belirlenmesi sorumluluk açısından zorunludur. Dosya içerisindeki sağlık kurulu raporunda davacı için tespit edilen maluliyetin, davaya konu trafik kazası nedeniyle meydana gelip gelmediği ve söz konusu maluliyetin sürekli olup olmadığı hususu rapor içeriğinden anlaşılamamış olup, bu nedenle raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı görülmüştür. Eksik inceleme ile karar verilemez. Bu durumda, davacının psikolojik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakları dosya arasına alındıktan sonra güncel muayenesi de yapılarak, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, kazadan sonra oluştuğu belirtilen “travma sonrası stres bozukluğu” nedeniyle davacıda kalıcı maluliyet bulunup bulunmadığı, kaza ile illiyet bağının olup olmadığı, maluliyet oranına etki edip etmediği, raporda belirtilen travma sonrası stres bozukluğunun süreklilik arz edip etmediği ve sürekli değilse ne kadar süre devam edeceği konusunda Adli Tıp Kurumu veya davacının ikametine en yakın Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden içerisinde psikiyatri uzmanı da bulunan bir heyetten açıklayıcı, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre (davalı lehine oluşan kazanılmış haklar da gözetilerek) karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. 2.Davaya konu trafik kazasına ilişkin kaza tespit tutanağında davalıya sigortalı aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde asli, davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsünün ise tali kusurlu olduğunun belirtildiği, İtiraz Hakem Heyetince tarafların kusura yönelik itirazları doğrultusunda kusur raporu alınmadan hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. O halde, İtiraz Hakem Heyetince, ceza soruşturma dosyası da dosya içerisine alınarak, dosyanın Adli Tıp Kurumu, İTÜ Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek konusunda uzman bilirkişi kuruluna dosyanın tevdii ile kaza tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ve meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3.Dosya kapsamından, davacı vekilinin tahkime başvuru dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen ara karar uyarınca davacı tarafça yeni bir maluliyet raporu alınmasına karar verildiği, davacı tarafından ara kararın yerine getirilmemesi sebebiyle başvurunun usulden reddine karar verildiği, davacı vekilinin karara itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince dosyadaki mevcut maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğuna karar verilerek aktüer bilirkişi raporu alındığı, davacı vekili tarafından aktüer bilirkişi raporuna kusur bakımından itiraz edildiği, İtiraz Hakem Heyetinin davacı vekilinin rapora karşı itirazı hakkındaki değerlendirmesinin davacı tarafa bildirilmediği, akabinde davacı vekilinin alınan aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan miktara göre talep artırım dilekçesi sunması için davacı tarafa süre verilmeksizin dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak davacı lehine 5.000,00 TL tazminata hükmedildiği, verilen kararın davacı vekilince temyiz edildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 107 nci maddesinin 2 nci fıkrasında; "Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır." şeklinde hüküm bulunmaktadır. Şu durumda, yukarıdaki açıklamalar ışığında, İtiraz Hakem Heyetince yapılan tahkikat sonucunda davacı vekiline talep artırım dilekçesi sunması için kesin süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı vekilinin, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacı ve davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.