Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesi ve ret işlemine karşı açılan davaya ilişkin yargılama sürecinin adil olmaması, yargılama sürecinde Danıştay savcısının düşüncesinin tebliğ edilmemesi, 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvuru ve yargılama sürecinin makul sürede sonuçlanmaması nedenleri ile adil yargılanma ve mülkiyet hakları ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiaları
Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesi ve ret işlemine karşı açılan davaya ilişkin yargılama sürecinin adil olmaması, yargılama sürecinde Danıştay savcısının düşüncesinin tebliğ edilmemesi, 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvuru ve yargılama sürecinin makul sürede sonuçlanmaması nedenleri ile adil yargılanma ve mülkiyet hakları ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 1/2/2013 tarihinde Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 28/11/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm tarafından 9/1/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık başvuruya ilişkin görüşlerini 27/2/2014 tarihinde sunmuştur. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 11/3/2014 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 27/7/2005 tarihinde Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığına başvuruda bulunarak 23/2/1992 tarihinde Diyarbakır ili Silvan ilçesinde evinin önünde üç kişi tarafından saldırıya uğradığını, saldırı sonucu hayati tehlike mevcut olacak şekilde yaralandığını, bu olayı Hizbullah terör örgütünün gerçekleştirdiğini ve olaydan dolayı yaşadığı yeri terk edip Mersin iline yerleşmek zorunda kaldığını, lise eğitim ve öğretimine bu ilde devam ettiğini belirtmiş; bu anlamda maddi ve manevi zarara uğradığını ifade ederek 5233 sayılı Kanun uyarınca zararlarının tazmin edilmesini istemiştir. Başvurucu, yaralanması ile sonuçlanan olaya ilişkin olay yeri tespit tutanağı ve Silvan Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen soruşturma evraklarını da Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon)sunmuştur. Komisyonca yapılan değerlendirme sonucu 27/02/2008 tarihli ve 2008/3-4978 sayılı Kararla başvurunun 5233 sayılı Kanun kapsamına girmediği gerekçesine dayanılarak talep reddedilmiştir. Başvurucu; ayrıca 25/9/2006 tarihinde Komisyona yeni bir başvuru yaparak Diyarbakır ili Silvan ilçesi Otluk köyünde taşınmazları bulunduğunu, bölgede 1990 ile 2000 yılları arasında terör olayları yaşandığını nitekim kendisinin de 1992 yılında Hizbullah terör örgütü mensuplarınca saldırıya uğradığını, bu olaya ilişkin daha önce başvuruda da bulunduğunu, gerçekleşen olaylar nedeniyle yaşadığı ve taşınmazlarının bulunduğu yerleri terk etmek zorunda kaldığını, bu bağlamda taşınmazlarına erişmekten ve onları kullanmaktan mahrum kaldığını belirterek 5233 sayılı Kanun uyarınca zararlarının giderilmesini talep etmiştir. Komisyonca yapılan değerlendirme sonucunda 11/6/2009 tarihli ve 2009/3-7756 sayılı kararla dosyada yer alan bilgi ve belgelerden Otluk köyünün tamamen boşalan/boşaltılan köylerden olmadığı, terör olayların yaşandığı iddia edilen dönemde köyde yaşayan nüfusu bulunduğu, başvurucuya yönelik herhangi bir terör tehdidi veya olayının olduğuna dair olay yeri tutanağının bulunmadığı, başvurucu tarafından da kabul edilebilir herhangi bir belge sunulmadığı şahsın keşif sırasında zarar gördüğünü iddia ettiği arazilerin kendi adına kayıtlı olmadığı, zarar gördüğünü iddia ettiği dönemde on altı, on yediyaşlarında olduğunun tespit edildiği gerekçelerine dayanılarak başvuru reddedilmiştir. Başvurucu, Komisyonun 11/6/2009 tarihli ret kararının iptali istemiyle 20/1/2010 tarihinde Diyarbakır İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde daha önce yaşamakta olduğu Silvan ilçesini, Hizbullah terör örgütünce saldırıya uğramasının ardından terk ederek lise eğitim ve öğretimine Mersin ilinde devam etmek zorunda kaldığını ancak Komisyonca bu hususun dikkate alınmadığını belirtmiştir. Diyarbakır İdare Mahkemesi 24/6/2010 tarihli ve E.2010/156, K.2010/1587 sayılı kararı ile davanın reddine hükmetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir: "... Dava dosyasında ve Mahkememizin 2009/1129 Esasına kayıtlı bulunan dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, Diyarbakır İli, Silvan İlçesi Otluk Köyünün boşaltılmadığı, köyde geçici köy koruculuğu sisteminin getirilmediği, 1990-2000 yılları arasında yapılan Genel Nüfus Sayımları ve Tespitlerine göre 1990 yılında 364, 1997 yılında 251, 2000 yılında ise 340 kişinin köyde yaşadığı görülmüştür. Bu nedenle aralarında davacının da bulunduğu Otluk Köyü halkının bir kısmının uğradıklarını ileri sürdükleri zararın, 5233 sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmamaktadır. Bu durumda, davacının isteminin reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemede hukuka aykırılık görülmemiştir. ..." İlk Derece Mahkemesi kararının temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesi 6/3/2012 tarihli ve E.2011/6291, K.2012/906 sayılı ilamı ile temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Temyiz isteminin reddine ilişkin ilamda İlk Derece Mahkemesi kararının onanması yönünde görüş bildiren Danıştay savcısının düşüncesine de yer verilmiştir. Temyiz talebinin reddi üzerine aynı Daireye yapılan karar düzeltme talebi de 24/9/2012 tarihli ve E.2012/6109, K.2012/5723 sayılı ilam ile reddedilmiştir. Karar düzeltme talebinin reddine ilişkin ilam başvurucuya 2/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu tarafından 1/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.B. İlgili Hukuk 5233 sayılı Kanun’un , , , , , , geçici , geçici , geçici maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Karar’ın maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28). 6/1/1982 tarihli ve 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun “Savcıların görevleri” kenar başlıklı maddesinin 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun’un maddesiyle değişik (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Savcılar, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayda görülen dava dosyalarından kendilerine havale olunanları Başsavcı adına incelerler ve esas hakkındaki düşüncelerini, bir ay içinde gerekçeli ve yazılı olarak verirler. ...” 2577 sayılı Kanun'un “Tebligat ve cevap verme” kenar başlıklı maddesine 6352 sayılı Kanun’un maddesiyle eklenen (6) numaralı fıkrası şöyledir: “Danıştayda ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülen davalarda savcının esas hakkındaki yazılı düşüncesi taraflara tebliğ edilir. Taraflar, tebliğden itibaren on gün içinde görüşlerini yazılı olarak bildirebilirler.”