10. Hukuk Dairesi 2021/6950 E. , 2024/1859 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2474 E., 2021/588 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/943 E., 2020/519 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye
**10. Hukuk Dairesi 2021/6950 E. , 2024/1859 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2474 E., 2021/588 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/943 E., 2020/519 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 03.09.2009 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, kazanın meydana gelmesinde davacının birinci derecede kusurlu olduğunu, müvekkili şirketin bütün tedbirleri aldığını belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sigortalının % 35 oranında sürekli iş göremezliğine neden olan iş kazasının 03.09.2009 tarihinde, davacının davalı tarafından Konya Akıncılar Caddesi üzerinde yapılan Reyhan Sitesi İnşaatının 7. katında binanın dış cephesinde bulunan kalıpları söktüğü esnada, kalıplarda oluşan esnemenin etkisi ile yüksekten düşmek suretiyle ağır şekilde yaralandığı, davanın 12.11.2019 tarihinde ikame edildiği, yukarıda anlatıldığı üzere 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra davanın açıldığı, ceza zamanaşımının daha uzun olması halinde davacı lehine uygulanması gerektiği, ancak ceza soruşturmasının şikayet yokluğundan takipsizlik kararı verilmesi ile neticelendirildiği, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda bilinçli taksirin olmadığının ve müştekinin şikayetçi olmadığının belirtildiği, kyok kararının 28.09.2009 tarihinde verildiği, 8 yıllık ceza zamanaşımının da geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iş kazası halinde on yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcının kural olarak iş kazasının meydana geldiği tarih olduğunu, ancak bu kuralın en önemli istisnasını zarar görenin zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olmasının geciktiği durumların oluşturduğunu, zararın varlığı ve bütün unsurları öğrenilmeden, müvekkilinin dava yoluyla talep edeceği tazminat hakkında yeterli bir değerlendirme yapamayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya ait işyerinde kalıpçı olarak çalışırken 03.09.2009 tarihinde geçirdiği iş kazasında yaralandığı, meslekte kazanma gücünü kurum sağlık kurulu raporu ile %35 oranında kaybettiği, davacının işverene karşı açtığı Konya 1.İş Mahkemesinin 2012/21 esas 2014/741 karar sayılı dosyada verilen karar ile meslekte kazanma gücü kayıp oranının %43 olarak belirlendiği, meslekte kazanma gücü oranı Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu ve Genel Kurul kararları ile %43 olarak belirlenirken artma yönünde bir tespit bulunmadığı, Mahkeme kararının Yargıtay 10. HD'nin 04.04.2016 tarihli kararı ile onanarak kesinleştiği, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 28.09.2009 tarihli kararı ile şikayet yokluğundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, eldeki davanın 12.11.2019 tarihinde açıldığı, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 27.12.2013 tarihli ve Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun 21.08.2014 tarihli raporlarında, Sosyal Güvenlik kurumu raporuyla Adli Tıp kurumu raporu arasındaki meslekte kazanma gücü kayıp oranı farkının "şahsın pençe eli ve iyileşmiş cururis kırıklarına ait arızalarında takdir kullanılmadan hesaplanmasından kaynaklandığının bildirildiği, gelişen bir durumun ya da müstakbel (gerçekleşecek-gelecek) bir zararın söz konusu olmadığı, iş kazası neticesinde sol tibia ve fibula kırığının kaynadığı, tibiada ameliyat materyalı olduğu, sol homerus, ulna ve radius kırıklarının kaynadığı, sol el parmak kemiklerinde pençe deformitesine benzer görünüm izlendiği belirlenmiş olmakla davacı bakımından değişen ve gelişen durumun olmadığı ve davacının maluliyet oranındaki farklılığın maluliyet oranın değerlemesinden kaynaklı olduğu ve zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin olay tarihi olduğu, davacı yönünden zamanaşımını kesen bir sebebin söz konusu olmadığı, işveren yönünden uzamış ceza zamanaşımının uygulanmasının da söz konusu olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 146 ilâ 161 nci maddeleri, Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 125 ilâ 140 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. İş kazası ve meslek hastalığında işverenin sorumluluğu sözleşmeye aykırılığa dayandığından 6098 sayılı Kanun’un 146-161 inci (818 sayılı Kanun’un 125-140) maddelerinde düzenlenen zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 2. Nitekim 818 sayılı Kanun’un 125 inci maddesine göre “Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava on senelik müruru zamana tabidir”. Yine 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesinde benzer bir düzenleme ile “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” hükmü yer almaktadır. Kanun koyucu hem 818 sayılı Kanun’un 125 inci maddesi hem de 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesi ile alacak haklarının tabi olacağı genel zamanaşımı süresini düzenlemiş olup aksine bir yasal düzenleme olmayan hâllerde on yıllık sürenin uygulanması gerektiği açıktır. İş kazası hâlinde de zamanaşımı süresine yönelik ayrı bir düzenleme bulunmadığından 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı (818 sayılı Kanun md.125) maddesine göre on yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır. 3. Türk Borçlar Kanunu’nun 149 uncu maddesi (818 sayılı Kanun md.128 ) uyarınca ise zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Muacceliyet, bir borç ilişkisinde alacaklının edimi isteyebileceği ve borçlunun da bu isteme uyarak edimi ifa etmekle yükümlü olduğu anı belirler. Bir başka deyişle söz konusu anda borç ifa kabiliyeti kazanır ve alacaklı yine o anda edimi kabul etmekle yükümlü olur. Bir alacağın ya da borcun muaccel olması, ilke olarak edimin ifası için öngörülmüş bulunan vadenin dolmasıyla gerçekleşir. 4. Gelinen bu noktada iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan tazminat talepleri yönünden zamanaşımının hangi tarih itibariyle başlayacağının belirlenmesi gerekmekte olup bu hususun tespitinde, zarar ve zararın öğrenilme tarihinin önemi açıktır. 5. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açılmasına ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hâl ve şartların öğrenilmiş olması demektir. Zararın öğrenilmesi, zarar verici olayın değil zararın varlığı, niteliği, unsurları ve kapsamının kesin olarak bilinmesi demektir. Zarar verici eylemin sonuçları ve zarar tam olarak ortaya çıkmadıkça zarar görenin zararı öğrendiğinden söz edilemez. HGK'nın 05.06.2002 tarihli ve 2002/4-470 Esas, 2002/477 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir. 6. Hukuka aykırı bir eylem işlenilmesine karşın onun doğuracağı zarar henüz ortaya çıkmamış, zararın ortaya çıkması için eylem tarihinden itibaren bir takım etkenlerin gerçekleşmesi veya belli bir zamanın geçmesi gerekiyor ise, zararın bütün unsurlarıyla birlikte öğrenilmesi mümkün değildir. Oysa ki, zarar görenin Mahkeme önünde ciddi bir dava açarak tazminat isteminde bulunabilmesi ve bu istemini objektif bir şekilde destekleyen, etkili gerekçelerini ortaya koyabilmesi için oluşan zararın niteliğini, kapsamını ve bütün unsurlarını öğrenmesi gerekir. Aksi hâlde doğal olarak zamanaşımı süresi de işlemeye başlamayacaktır. 7. Bazı hâllerde, gerek zararı doğuran eylem veya işlemin ne olduğu ve kim tarafından gerçekleştirildiği ve gerekse zararın kapsam ve miktarı aynı anda ve tam bir açıklıkla belirlenebilir. Böyle durumlarda, zarar görenin uğradığı zararın varlığını, zarar verenin kim olduğunu, kapsam ve miktarının neden ibaret bulunduğunu öğrendiği andan itibaren, zarar verenden bunun tazminini isteme hakkının doğacağı ve bu hakkına ilişkin yasal zamanaşımı süresinin de o tarihte başlayacağı açıktır. 8. Buna karşılık ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık "gelişen durum" ve dolayısıyla gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hâllerde zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olmayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır (HGK'nın 06.11.2002 tarihli ve 2002/4-882 Esas, 2002/874 Karar sayılı kararı). 9. Nitekim HGK'nın 14.02.2024 tarih ve 2018/(21)10-906 E- 2024/104 K sayılı ilamında da "geçirdiği iş kazası nedeniyle davacıda oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranı gördüğü tedaviler sonrası aradan geçen zaman içerisinde değişmemiş olsa bile sürekli iş göremezlik oranının kesin olarak belirlendiği tarihin dikkate alınması gerekmektedir. Zira meslekte kazanma gücü kayıp oranı iş kazasından dolayı talep edilecek maddi tazminatın sınırlarının belirlenmesi için gereklidir." şeklinde belirtilmiştir. 10. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; 03.09.2009 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde yaralanan davacının Kocatepe SSGM nin 22.11.2011 tarihli ve SSYSK nın 25.05.2012 tarihli raporlarında sürekli iş göremezlik oranının %35 olarak tespit edildiğine, yardıma muhtaç olmadığına ve kontrol muayenesi gerekmediğine karar verildiği, davacının işverene karşı açtığı Konya 1.İş Mahkemesinin 2012/21 esas 2014/741 karar sayılı dosyada verilen karar ile meslekte kazanma gücü kayıp oranının %43 olarak belirlendiği, meslekte kazanma gücü oranının Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu'nun 27.12.2013 tarihli ve Adli Tıp Genel Kurulu'nun 21.08.2014 tarihli kararları ile %43 olarak belirlendiği, işbu Mahkeme kararının Dairemizin 04.04.2016 tarihli kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. 11. Bu açıklamalara göre davacının sürekli iş göremezlik oranının tespiti için dava açtığı, Konya 1.İş Mahkemesinin 2012/21 esas 2014/741 karar sayılı ilamında E cetveline göre meslekte kazanma gücü kaybı oranının %43 olarak tespit edildiği, anılan kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 04.04.2016 tarihli, 2015/567 Esas - 2016/4748 Karar sayılı onama kararı ile kesinleştiği gözetildiğinde, davacının zararının bu tarihte belli olduğu anlaşılmaktadır. Zira meslekte kazanma gücü kayıp oranı iş kazasından dolayı talep edilecek tazminatın sınırlarının belirlenmesi için gerekli olduğundan zararın öğrenildiği tarih dikkate alındığında açılan davanın zamanaşımına uğradığından söz etmek mümkün değildir. 12. Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin 12.11.2019 tarihli davasının zamanaşımına uğradığından bahsedilemeyeceğinden davacının tazminat istemleri değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve Kanun'a aykırı olmuştur. 13. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile dikkate alınarak bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; 1-a) Davacı vekilinin bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, b) İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 3. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2024 tarihinde karar verildi.