Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkile ait ------ plakalı araca, 13/11/2021 tarihinde dava dışı -----plakalı aracın çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kazanın sonucu düzenlenen kaza tespit tutanağından, ----- raporundan ve-----kayıtlarından da anlaşılacağı üzere ------ plakalı araç sürücüsü asli ve tam kusurlu olduğunu belirterek, şimdilik 100,00 TL hasar bedeli, 472,00 TL ------- hizmet bedeli olmak üzere toplam 572,00 TL’nin davalıdan temerrüt ta
davacı vekili tarafından talep edilen ihtiyati tedbirin, kararda yazılı nedenlerle reddine dair ara kararının davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin aile şirketi niteliğinde olan davalı şirketin 1/3 oranında paydaşı olduğunu, kalan payların kardeşleri ... ve ...'a ait olduğunu, 2016 yılındaki hastalığına kadar müvekkilinin şirketin işleyişiyle aktif şekilde ilgilendiğini, faaliyetleri ile şirketin mal varlığını artırdığını, tedavi süresince şirket hesaplarının ve faaliyetlerini ...'a devrettiğini, ancak tedavi sürecinden sonra birçok kez talep edilmesine rağmen, şirket hesaplarıyla ilgili davalı müdür ve oğlu tarafından bilgi verilmediğini, müvekkilinin genel kurulun toplanması talebinin yerine getirilmeyerek, müdürlük görevinin suistimal edildiğini, arabulucuk sürecinden sonuç alınmaması nedeniyle, dava açmak zorunluluğu doğduğunu, müvekkilinin şirket hesaplarını devir ettiği tarihte şirketin borcu bulunmadığı gibi, para ihtiyacının da bulunmadığını, ancak devir sonrası 2017 yılında şirket varlıklarının ipotek edilerek kredi kullanıldığını ve bu kredilerin şirket amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığına ilişkin talep edilen bilginin müvekkiline verilmediğini, yapılan incelemelerde şirket kaynaklarının ve alınan borçların şirket müdürü ve ailesinin şahsi ihtiyaçları doğrultusunda kullanıldığının belirlendiğini, müvekkilinin bilgi alma talebine tehdit ve hakaretle karşılık verildiğini, şirketin önemli mal varlığı bulunmasına ve ticari faaliyetlerden ciddi kar elde edilmesine rağmen, müvekkiline kar payı verilmediğini, şirket mal varlığının satılacağına ilişkin duyumlar alındığını, müvekkilinin şirket ortaklığından dışlanarak şirketten ayrılmaya zorlandığını, pay haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihtiyati tedbir yoluyla şirket müdürünün temsil yetkilerinin kaldırılmasına ve müdürlük görevinden azline, davalı şirketin feshine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacının somut bir delil olmaksızın soyut şekilde şirketi ve diğer kardeşlerini mağdur etme amacıyla açtığı davada ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, şirketin feshini gerektirir hiçbir neden bulunmadığını, ortaklardan ...'ın şirket ortaklığından ayrılmasına ilişkin açıklamaların doğru olmadığını, davacı tarafından şirkete kazandırıldığı ileri sürülen mal varlığının daha önceden şirkete ait olduğunu, davacının hiçbir dönemde şirketi temsil yetkisinin bulunmadığını, gönderilen ihtara süresinde cevap verilerek, şirketin kanuna uygun şekilde yönetildiğinin bildirildiğini, bankadan alınan kredilerin şirket hesaplarına aktarılarak şirket amaçları doğrultusunda kullanıldığının yapılacak bilirkişi incelemesiyle belirleneceğini, şirketin kar elde etmemesi halinde kar payı dağıtamayacağını, davalı müdürün genel kurulda alınan kararlar doğrultusunda müdürlük görevini sürdürdüğünü, aynı davada azil ve fesih talep edilmesinin yerinde olmadığını, savunarak dava ve tedbir talebinin reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince 17.11.2021 tarihli arar kararla tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili 07.02.2022 tarihli dilekçesi ile şirket müdürü ...'ın muhtelif tarihlerde kullandığı kredilere şirkete ait gayrimenkulleri teminat göstererek ipotek ve yükümlülük tesis ettiğinin gelen banka ve tapu kayıtları ile tespit edildiğini, bu durumun giderek arttığını, davalının müdür sıfatıyla yaptığı tasarruflar nedeniyle TTK ve TBK hükümleri kapsamında ortaklara ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olduğunu, şirkete ve ortaklara yönelik açılacak tazminat davaları bakımından verilen zararların tespitinin önem arz ettiğini, ...'ın müdür sıfatıyla kullandığı yetkilerle şahsi hesaplarına para aktararak, nakit çekerek, şirkete ait kredi kartlarını şirketle ilgilisi olmayan borçlarını ödediğini, bu ve benzeri fiillerin TCK'nın 155. maddesi kapsamında görevi kötüye kullanma suçu oluşturduğunu, ayrıca TTK'nın 636.maddesi gereğince şirketin feshi talep edildiğinden şirket müdürünün müdürlük ve temsile ilişkin yetkilerinin tedbiren kaldırılması gerektiğini, TTK'nın 630/4 maddesinde, fesih davası açılmasının bu konuda gerekli tedbirlerin alınması için yeterli olduğunun düzenlendiğini, müdürlük ve temsil yetkilerinin kaldırılması isteminde haklı bir nedenin bulunmasının kanunca aranmadığını, dava konusu bakımından haklı nedenin bulunması bir yana davalı müdürün müdürlük yetkilerini suiistimal ettiğinin sabit olduğunu, şirket varlıklarının ağır bir tehdit ve tehlike altında olduğunu, davalı ...'ın kimseye sormadan, tek başına ve keyfi tasarruflarıyla şirkete ve ortaklarına telafisi imkansız zararlar verdiğini ve buna devam ettiğini, davalının tutum ve davranışlarıyla şirketi tek başına ve şahsi bir tasarruf alanı olarak gördüğünü, bu eylemlerin müvekkilinin babasından kalan mirası ve şirket paylarını tamamen kaybetmesine yol açacağını, şirket faaliyetleri açısından olağan hiçbir neden olmadığı halde şirket varlıklarına 1.250.000 TL tutarında ipotek koyularak şirketin borca batık hale getirildiğini ileri sürerek, re'sen nazara alınacak başkaca nedenlerle şirket varlıklarının ve kasap dükkanında mevcut kasanın güvenliğini sağlayacak nitelikte tedbiren müdürlük ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.