DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1245 E. , 2024/71 K. T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1245 Karar No : 2024/71 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı - … (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Aksesuar Market Mağazacılık Reklam Gıda Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedi…
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1245 E. , 2024/71 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1245 Karar No : 2024/71 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı - … (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Aksesuar Market Mağazacılık Reklam Gıda Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, herhangi bir mücbir sebep bulunmaksızın yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimleri reddedilmek suretiyle yeniden düzenlenen beyan tablosu uyarınca takdir komisyonu kararlarına istinaden 2007 yılının Şubat ilâ Aralık dönemleri için re'sen tarh edilen katma değer vergileri ile vergilerin üç katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. Dava konusu vergi ve cezaların dayanağı vergi tekniği raporunun davacıya tebliğ edilmemesinin esasa etkili bir şekil hatası olduğu gerekçesiyle davanın kabulü yolunda verilen mahkeme kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin 27/12/2018 tarih ve E:2016/9037, K:2018/15347 sayılı kararıyla olayda esasa etkili bir şekil hatası veya davacının ulaşmak isteyip ulaşamadığı bilgi veya belge bulunmadığından işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine bozma kararına uyularak verilen ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı: Davacı şirketin 2007 yılı hesap ve işlemlerinin sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma yönünden incelenmesi kapsamında şirket adına tanzim edilmiş bulunan defter ve belge isteme yazısı şirket müdürünün ikametgah adresinde annesi Hafize Saydam'a tebliğ edilmiştir. Defter ve belge isteme yazısının tebliğine rağmen herhangi bir sebep bildirilmeksizin defter ve belgelerin süresi içinde ibraz edilmediğinden bahisle ilgili dönem katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatları yapılmıştır. Olayda, davacı şirketin defter ve belgelerinin istenmesine ilişkin yazının şirket adresine tebliğe çıkarıldığını gösterir herhangi bir bilgi ya da belge dava dosyasına sunulmamıştır. Defter ve belge isteme yazısı, davacı şirketin bilinen en son adresine tebligata çıkarılarak tebliğ imkansızlığı 213 sayılı Kanun'un 102. maddesi uyarınca ortaya konulmaksızın yazının doğrudan şirket müdürünün ikamet adresinde annesine tebliğ edilmesi aynı Kanun'un tebliğe ilişkin düzenlemelerine uygun düşmediğinden, davacı adına yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka uygunluk bulunmamıştır. Mahkeme bu gerekçeyle cezalı tarhiyatı kaldırmıştır. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 20/09/2021 tarih ve E:2020/2976, K:2021/4146 sayılı kararı: Davacı şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda, davacı şirket adresinde yapılan 14/01/2010 tarihli yoklama ile iş yerinin kapalı olduğu, herhangi bir faaliyetin bulunmadığı, mükellefin yaklaşık on ay önce iş yerinden ayrıldığı ve yeni adresinin bilinmediği tespitlerine yer verilmiştir. Davacı şirketin defter ve belgelerinin istenmesine ilişkin yazı ise 07/08/2012 tarihinde şirketin kanuni temsilcisi Umut Kerem Saydam'ın ikametgah adresinde annesi Hafize Saydam'a tebliğ edilmiştir. Davacı şirket adresinde yapılan 14/01/2010 tarihli yoklama ile belirtilen adreste şirketin faaliyetinin bulunmadığı ve yeni adresinin bilinmediğinin tespit edildiği dikkate alındığında, şirketin kanuni temsilcisinin ikametgah adresinde kanuni temsilcinin annesine yapılan tebliğin usulüne uygun olduğu anlaşıldığından aksi yöndeki Vergi Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle Vergi Mahkemesince, davacının defter ve belgelerini ibraz etmemesinde mücbir sebep bulunup bulunmadığı, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08/02/2019 tarih ve E:2013/3, K:2019/1 sayılı kararı kapsamında defter/belgelerini ibraz edebileceğini ileri sürüp sürmediği dikkate alınarak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur. … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı: Mahkeme, ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu vergi ve cezaların hukuka uygun olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Tüzel kişilere 213 sayılı Kanun'da sayılan bilinen adreslerinde ulaşılamaması halinde kanuni temsilcisinin ikametgâh adresinde tebliğin denenmesi yönünde kanuni bir zorunluluk bulunmamaktadır. Ancak tüzel kişilerin bilinen adreslerinde bulunamadığı hususunun usulüne uygun olarak tespit edilmiş olması durumunda vergilendirme ile ilgili işlemin kanuni temsilcinin ikametgâh adresinde tebliğ edilmesinde hukuken bir engel bulunmamaktadır. Bu nedenle Mahkemece davacı şirketin defter ve belgelerinin istenmesine ilişkin yazının şirket adresine tebliğe çıkarılıp çıkarılmadığı, şirket adresinde tebliğ yapılamadığının veya yapılamayacağının usulüne uygun olarak tespit edilip edilmediğinin araştırılmasının ardından karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Davacı şirketin defter ve belgelerinin istenmesine ilişkin 25/07/2012 tarihli defter ve belge isteme yazısı 07/08/2012 tarihinde davacının kanuni temsilcisinin ikametgah adresinde annesine tebliğ edilmiştir. Buna rağmen defter ve belgelerin mücbir sebep hallerinden biri olmaksızın incelemeye ibraz ibraz edilmediğinden bahisle ilgili dönem katma değer vergisi indirimleri reddedilmek suretiyle yeniden düzenlenen beyan tablosu uyarınca takdir komisyonu kararlarına istinaden dava konusu katma değer vergileri tarh edilmiş ve vergilerin üç katı tutarında vergi ziyaı cezaları kesilmiştir. Davacı şirket hakkında düzenlenen 22/01/2013 tarihli vergi tekniği raporunda, davacı şirket adresinde yapılan 14/01/2010 tarihli yoklama ile iş yerinin kapalı olduğu, herhangi bir faaliyetin bulunmadığı, mükellefin yaklaşık on ay önce iş yerinden ayrıldığı ve yeni adresinin bilinmediği tespitlerine yer verilmiştir. Değinilen yoklama fişi dava dosyasına sunulmamıştır. Davacının bilinen adresinde düzenlenen 25/10/2013 tarihli adres tespit tutanağıyla ödevli kurumun bu adresten 2008 yılının Kasım ayı içerisinde ayrılmış olduğu, yeni adresinin bilinmediği tespit edilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak tebliğ edileceği kurala bağlanmıştır. Aynı Kanun'un “Tebliğ yapılacak kimseler” başlıklı 94. maddesinin birinci fıkrasında, tebliğin, mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı; ikinci fıkrasında, tüzel kişilere yapılacak tebliğin bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine yapılacağı, tüzel kişilerin müteaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılmasının yeterli olacağı; üçüncü fıkrasında ise kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde tebliğin, ikametgâh adresinde bulunanlardan veya iş yerlerindeki memur ya da müstahdemlerden birine yapılacağı düzenlenmiştir. 213 sayılı Kanun'un "Bilinen adresler" başlıklı 101. maddesinin 7061 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki hali şu şekildedir: "Bu kanuna göre bilinen adresler şunlardır: 1. Mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler; 2. Adres değişikliğinde bildirilen adresler; 3. İşi bırakmada bildirilen adresler; 4. Vergi beyannamelerinde bildirilen adresler; 5. Yoklama fişinde tesbit edilen adresler; 6. Vergi mahkemesinde dava açma dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler; 7. Yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tesbit edilen adresler (İlgilinin tutanakta imzası bulunmak şartiyle); 8. Bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir varakalarında tesbit edilen adresler. Mektupların gönderilmesinde bu adreslerden tarih itibariyle tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tesbit edilmiş olanı nazara alınır." HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Tebliğ, hukuki bir işlemden ilgili kimsenin haber almasını sağlamak için yetkili makamın kanuni şekilde yazı veya ilan ile yapacağı belgelendirme işlemidir. İdari işlemlerin ilgilisine tebliğ edilmesinde amaç, işlemin muhatabı açısından yasal haklarını kullanabilmesine imkan tanımak; işlemi tesis eden idare açısından da hakkında işlem tesis edilen kişilerin hukuki sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini tespit etmektir. 213 sayılı Kanun'da, gerçek ve tüzel kişilerin hangi adreslerinin bilinen adres olarak kabul edileceği sayma suretiyle belirlenmiştir. Bilinen adresler arasında tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin ikametgâh adresleri sayılmamıştır. Dolayısıyla tüzel kişilere 213 sayılı Kanun'da sayılan bilinen adreslerinde ulaşılamaması halinde kanuni temsilcisinin ikametgâh adresinde tebliğin denenmesi yönünde kanuni bir zorunluluk bulunmamaktadır. Ancak tüzel kişilerin bilinen adreslerinde bulunamadığı hususunun usulüne uygun olarak tespit edilmiş olması durumunda, tebligatın yukarıda belirtilen amaçları dikkate alındığında, vergilendirme ile ilgili işlemin kanuni temsilcinin ikametgâh adresinde tebliğ edilmesinde hukuken bir engel bulunmamaktadır. Olayda, davacı şirketin kanuni temsilcisinin ikametgah adresinde tebliğe çıkılmadan önce şirketin iş yeri adresinde bulunamadığı ve yeni adresinin bilinmediği hususunun usulüne uygun olarak tespit edilip edilmediği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılamamaktadır. Bu nedenle Mahkemece davacı şirketin defter ve belgelerinin istenmesine ilişkin yazının şirket adresine tebliğe çıkarılıp çıkarılmadığı, şirket adresinde tebliğ yapılamadığının veya yapılamayacağının usulüne uygun olarak tespit edilip edilmediğinin, davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda bahsi geçen 14/01/2010 tarihli yoklama fişi de istenilmek suretiyle araştırılmasının ardından karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- Davalının temyiz isteminin KABULÜNE, 2- … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. X - KARŞI OY: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz. XX - KARŞI OY: Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.