T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/972 Esas KARAR NO : 2025/1688 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/03/2024 NUMARASI : 2022/581 Esas, 2024/204 Karar DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/972 Esas KARAR NO : 2025/1688 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/03/2024 NUMARASI : 2022/581 Esas, 2024/204 Karar DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün ... (Eski No:...) Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin icra takibine konu borcunun olmadığını, takibe dayanak 13 adet bono üzerinde bulunan imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkili ile davalı arasında senet düzenlenecek bir ticari ilişki bulunmadığını, 2012-2015 yılları arasında Kadıköy ilçesinde bulunan ve müvekkilinin abisine ait ... Satış Sanal Mağ. ... Ltd. Şti.'de işçi olarak çalıştığını, müvekkilinin abisi ile ... Akvaryum arasında ticari ilişki olduğunu, maddi durumu kötü olan müvekkilinine ilişkin adli yardım talebinde bulunduklarını, icra takip dosya yönünden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini ve takibin iptalini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 2015 yılından bu yana 7 yıl borca sessiz kalan ve yasal süresinde icra takibine itiraz etmeyen davacı borçlunun kötüniyetli olduğunu, davaya dayanak senetler davacı yanca imzalandığını ve müvekkili bankaya ödenmediğini. borcun ödenmemesi üzerine bankaca yasal takip işlemlerine başlandığını, işbu takibe yasal süresi içinde itiraz edilmediğini, takibin kesinleştiğini, davacının lehtara keşide ederek verdiği senetler ciro yoluyla müvekkili bankaya ulaştığını, müvekkili banka da bu senetleri tahsil etmek için işbu senetleri icra takibine koyduğunu, davacı tarafça haksız ve mesnetsiz iddialarla ikame edilmiş işbu davanın öncelikle usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte olması halinde esastan reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/03/2024 tarih, 200/581 Esas, 2024/204 Karar sayılı kararıyla; "...Davacının icra takibine dayanak yapılmış olan bonolardaki imzaların kendisine ait olmadığını iddia etmiş olması sebebiyle imza örnekleri alınmış, ilgili kurumlardan celp edilmiş olan mukayeseye esas imza örnekleri birlikte karşılaştırma yapılmak sureti rapor tanzimi için dosyanın grafoloji uzmanı bilirkişisine tevdine karar verilmiş olup bilirkişi tarafından hazırlanılarak mahkememize ibraz edilmiş olan raporda özetle; İnceleme konusu Alacaklısı ... Akv. Kuş Miz. Ltd. Şti. borçlusu ...olarak görünen onüç adet senet aslındaki borçlu imzalarının Hakan ...'ın eli örünü olmadığı kanaatine varıldığının mahkememize bildirilmiş olduğu görülmüştür. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü, senet elinde olup takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir (HGK, 6.2.2008, E. 2008/12-77, K. 2008/90; HGK, 26.04.2006, E. 2006/12-259, K. 2006/231; 12. HD, 12.01.2016, E. 2015/25038, K. 2016/1753). İşbu sebeple yargılama esnasında alınan bilirkişi raporu uyarınca senetteki imzaların davacıya ait olmadığı kanaatine varılmış olup davalı alacaklı tarafından aksinin ispat edilememiş olması sebebiyle davacının icra takibinden kaynaklı olarak davalıya borçlu olmadığının tespitine ve ödediği bedelin iadesine karar vermek gerekmiş olup her ne kadar davacı tarafından ödenen toplam 32.945,53 TL'ye ödeme tarihi olan 11.03.2022 Tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinde bulunulmuş ise de söz konusu tarihin ilk ödeme tarihi olması ve parça parça ödeme yapılmış olması sebebiyle her bir ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup davacının fazlaya dair faiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir...yerleşik kararlar uyarınca somut olay değerlendirildiğinde takibin her ne kadar haksız olduğuna karar verilmiş ise de davacı tarafından davalının kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı kanaatine varılmakla davacının davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda anılan gerekçeler uyarınca işbu davanın kısmen kabulü kısmen reddine karar verilmiş ise de reddedilen kısım davacının fazlaya dair faiz istemi ve kötüniyet tazminatı istemi olup işbu hususların asıl alacağın ferisi niteliğinde olması ve miktar itibari ile reddedilen bir kısım bulunmaması sebebiyle davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmeksizin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; DAVACININ DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE;1-Davacının İstanbul 14 İcra Müdürlüğünün ... Esas (yenilenme öncesi ... Esas) sayılı dosyasından davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacı tarafından icra dosyasına ödenmiş olan toplam 32.945,53 TL'nin-1.385,10 TL'sinin 11.03.2022 Tarihinden,-1.628,27 TL'sinin 08.04.2022 Tarihinden,-1.530,29 TL'sinin 12.05.2022 Tarihinden,-1.583,25 TL'sinin 14.06.2022 Tarihinden,-26.818,62 TL'sinin 16.08.2022 Tarihinden İtibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya dair faiz isteminin reddine,3-Davacının davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi isteminin reddine..." karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Hükme esas alınan bilirkişi raporunun taraflarınca itiraz edildiğini, ancak itirazlarının değerlendirilmeksizin tahkikat tamamlanarak hüküm kurulduğunu, yapılan inceleme ve tanzim edilen rapor hükme esas alınamayacağını, imza incelemesi Adli Tıp Kurumu marifetiyle yapılmadığını, eksik inceleme ve değerlendirme neticesinde tanzim olunan bilirkişi raporunun hükme esas alınmış olmasının hatalı olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İmza incelemesinde öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin borçlunun karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa daha sonraki tarihli belgeler, karşılaştırmaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise borçlunun duruşmada alınan medarı tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır. Sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkâr edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celbedilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekir.(YHGK 2017/12-328 Esas 2019/387 Karar) Davacı tarafından 13 adet bono yönünden imza inkarı iddiası ile menfi tespit davasını açıldığı, imza incelemesinin Adli Tıp Kurumu nezdinde yapılması zorunlu olmadığı, adli tıp uzmanı grafolog bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda, inceleme konusu bonolar üzerinde atılı imzaların davacı eli ürünü olmadığı belirtildiği, alınan raporun denetime elverişli olduğu anlaşıldığından yerinde olmayan davalı vekili istinaf sebeplerinin asatan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 2.250,51TL harçtan, peşin alınan 562,63TL harcın mahsubu ile bakiye 1.687,88TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.25/12/2025