4. Hukuk Dairesi 2024/9974 E. , 2024/11959 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/379-2022/379 İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının “İstanb
**4. Hukuk Dairesi 2024/9974 E. , 2024/11959 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/379-2022/379 İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA [adres satırı maskelendi] II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı sigortalının davalıya yaptığı 29.10.2019 tarihli hasar ihbarı üzerine davalı tarafından 03.11.2019 tarihinde bina ekspertiz çalışması yaptırıldığını, hazırlanan ekspertiz raporunda davacının bodrum katındaki taşınmazının kolon ve kirişlerinde korozyona bağlı deformasyonların bulunduğu, hasar icmalinin sadece depremden kaynaklı hasarlar dikkate alınarak tanzim edildiği, sigortalı konutun ortak alan dış cephe ve merdiven kovasında sıva çatlakları, bodrum kat kolonlarında hasar olduğu, sigortalı konut bağımsız bölümde salon ve bir odada duvar çatlağı hasarlı bulunduğunun belirtildiğini, yapılan kısmi hasar tespitleri neticesinde konut içi dekoratif hasar için 4.514,40 TL, bağımsız bölüme dahil edilen ortak alan için 2.599,42 TL hasarın tespit edildiği, hesaplanan tutardan 1.424,00 TL muafiyet düşülerek davacı sigortalıya 5.689,82 TL ödeme yapıldığını, binanın yapısal sorunları ve mevcut yönetmeliklere uygun olmaması nedeniyle binadaki hasarın zorunlu deprem sigortası kapsamında olmadığını, riskli yapı kararı ile meydana gelen deprem arasında nedensellik ilişkisinin bulunmadığını, Jeoloji bölümünden seçilecek bilirkişi heyetinden davaya konu yerde keşif yapılmak suretiyle rapor alınması, rizikonun yapının yapım eksikliğinden mi yoksa deprem nedeniyle mi meydana geldiğinin tespit edilmesi, zararın zorunlu deprem sigortası kapsamında bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında alınan 10.01.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda, binanın taşıyıcı sisteminde ve donatılarında zaman içinde meydana gelen korozyon ve buna bağlı olarak kolon ve kirişlerde pas payı ve kabuk beton atması hasarı meydana geldiği ve bu hasarın da başvuru konusu deprem sonucu meydana gelmediğinin tespit edilmiş olduğu gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında alınan 10.01.2022 tarihli bilirkişi ek raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kök ve ek bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, ek rapor alınması gerektiğini, davaya konu binanın 1999 Marmara Depremi sonrasında yapılan hasar tespit çalışmalarında "Az Hasarlı" olarak kaydedildiğini, 26.09.2019 tarihinde Silivri açıklarında meydana gelen deprem sonrası İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü koordinasyonunda gerçekleştirilen afet etkisi belirleme çalışmaları sonucunda binanın "Ağır Hasarlı" olarak tespit edildiğini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü’nün 20.02.2020 tarihli yazısı ile tahliye ve yıkım işlemlerinin başlatılarak binanın yıkıldığını, davacının maliki olduğu bağımsız bölümün 26.09.2019 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle yıkıldığını, davalı nezdinde düzenlenen poliçe kapsamında rizikonun gerçekleştiğini, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı sigorta şirketi tarafından Zorunlu Deprem Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan taşınmazın meydana gelen deprem sonucu ağır hasar alması nedeni ile davacı taşınmaz sahibinin tazminat talebine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde, davacının taşınmazının davalı nezdinde Zorunlu Deprem Sigorta Poliçesi ile 03.10.2018-03.10.2019 tarihleri arasında teminat altına alındığı, taşınmazın 26.09.2019 tarihinde İstanbul ili Silivri açıklarında meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki deprem nedeniyle hasar gördüğü iddia edilerek davacı tarafından tazminat talep edildiği, davacının taşınmazının bulunduğu anayapı hakkında 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında verilen "Riskli Yapı Tespit Raporunun" düzenlendiği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü tarafından 20.02.2020 tarihli yazı ile anayapı hakkında tahliye ve yıkım işlemlerine başlanması gerektiğine karar verildiği, bunun üzerine anayapının yıkıldığı anlaşılmıştır. Hakem Heyetince iki sigorta eksperi bilirkişi, bir inşaat mühendisi bilirkişiden oluşan heyetten alınan 10.01.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda, bina ile ilgili düzenlenen 18.02.2020 tarihli Riskli Yapı Tespit Raporu da incelenerek binanın Riskli Yapı olarak kabul edilmesi ve yıkılmasının depremden kaynaklanmadığı, yapısal durumdan/sorundan kaynaklandığı, binanın taşıyıcı sisteminde ve donatılarında zaman içinde meydana gelmiş korozyon ve buna bağlı olarak kolon ve kirişlerde pas payı ve kabuk beton atması hasarının tespit edildiği, bu hasarların ise davaya konu 26.09.2019 tarihli depremden kaynaklanmadığının belirtildiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince söz konusu rapor benimsenerek başvurunun reddine karar verildiği, karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin itirazının reddine karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından temyiz edildiği görülmektedir. Dosya kapsamında, davacının taşınmazının bulunduğu anayapıda taşınmazı bulunan dava dışı ...’nın da bir bağımsız bölümün maliki olduğu, ...’nın eldeki davaya konu depremde hasar gören ve yıkım kararı alınan dairesi için davalı .... aleyhine 20.09.2021 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde 2021.E.185647 sayılı tahkim başvurusunda bulunduğu, söz konusu dosyada alınan bilirkişi raporlarında binanın riskli yapı kapsamına alınmasının ve sonradan yıkılmasının sebebinin 26.09.20219 tarihli depreme bağlı olmayıp yapısal kusurlar sebebine dayandığı yönünde kanaate varıldığı, Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 14.02.2022 tarihli K-2022/35175 sayılı kararı ile söz konusu rapor benimsenerek başvurunun reddine karar verildiği, karara davacı ... vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından 20.04.2022 tarihli 2022/İHK-18647 sayılı karar ile davaya konu yerde keşif yapılması gerektiği, çok sayıda delil toplanması gerektiği, hakem yargılaması sırasında bunların yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle tarafların genel yargı yoluna başvurma hakkı saklı tutularak Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 14.02.2022 tarihli ve K-2022/35175 sayılı kararının kaldırılması ile dosyadan el çekilmesine karar verildiği, bunun üzerine ... tarafından 20.06.2022 tarihinde İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesinin 2022/608 Esas sayılı dosyası kapsamında davalı .... aleyhine tazminat davası açıldığı, söz konusu dosya kapsamında alınan 29.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda deprem ile binadaki ağır hasar arasında illiyet bağının bulunduğu yönünde kanaat bildirildiği, mahkemece raporun benimsenerek 17.05.2023 tarihli 2022/608 E., 2023/535 K. sayılı ilam ile davanın kısmen kabulüne, 62.681,94 TL'nin 26.12.2019 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince henüz bir karar verilmediği anlaşılmıştır. Şu durumda; İtiraz Hakem Heyetince, davaya konu taşınmazın bulunduğu anayapı hakkındaki 18.02.2020 tarihli Riskli Yapı Tespit Raporu, eldeki dosya kapsamında alınan 10.01.2022 tarihli bilirkişi ek raporu ve yukarıda bahsi geçen Tüketici Mahkemesi yargılaması sırasında alınan 29.03.2023 tarihli bilirkişi raporu da değerlendirilmek suretiyle, konusunda uzman 1 jeoloji mühendisi, 1 inşaat mühendisi ve 1 sigorta eksperinden oluşan bilirkişi heyetinden davalıya sigortalı taşınmazın riskli ve ağır hasarlı olarak tespitine neden olan hasarların, davaya konu 26.09.2019 tarihli deprem olayının doğrudan etkisiyle mi yoksa binanın yapısal özellikleri (yapım eksiği) ile zaman içinde ortaya çıkan yapısal bozulmalar nedeniyle mi meydana geldiğinin tespiti, depremin doğrudan etkisiyle hasarın oluştuğunun saptanması halinde ZDS Genel Şartları ve ZDS poliçesi gereği davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne olduğu hususlarında ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerektirmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.