T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/2444 KARAR NO: 2026/528 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 16/07/2025 NUMARASI: 2021/375 Esas - 2025/490 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 04/03/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere so…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/2444 KARAR NO: 2026/528 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 16/07/2025 NUMARASI: 2021/375 Esas - 2025/490 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 04/03/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesi özetle; 17.5.2015 tarihinde Adıyaman-......... karayolunda meydana gelen zincirleme kaza sonucu tescilsiz olan ... marka motosiklette yolcu olan müvekkillerinin oğlu ...'ın vefatından dolayı ölenin desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve kaza tarihi olan 17.5.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi, uygun görülmediği takdirde yasal faiziyle her bir müvekkili lehine şimdilik 500,00-TL' den toplam 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi özetle; davacıların, davadan önce müvekkili kuruma başvuru yaptıklarını ve tüm zararlarının karşılandığını, bundan sonra ise davacıların ek tazminat talebi ve sebebine dair bir taleple müvekkili şirkete başvuruda bulunmadıklarını, müvekkili kurumun üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini, kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen taşıtın cinsinin tespiti gerektiğini, kazaya sebebiyet veren aracın 50 cc altında motosiklet ise bu durumda müvekkili kurumun söz konusu kazada oluşan zarardan sorumlu bulunamayacağını, kazaya sebebiyet veren ve sigortasız olduğu iddia edilen araç sahibi ve sürücüsüne davanın ihbarı gerektiğini, hatır taşımasının varlığı halinde hesaplanacak tazminattan indirime gidilmesi gerektiğini, davacının müterafik kusurunun varlığı halinde indirim sebebi olduğunu, müvekkili kurumun sorumluluğunun poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, davacının kaza tarihinden itibaren ticari faiz talebinin haksız olduğunu, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davacı ... için 33.138,02 TL, davacı ... için 26.857,81 TL maddi tazminatın 11/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından, karara en yakın güncel veriler nazara alınarak tazminat hesabı yaptırılması ve kararın da güncel veriler üzerinden oluşturulması gerektiğini, mahkemenin ilk kararını da istinaf ettiklerini, bu nedenle ilk kararın tarafları açısından kesinleşmediğini, usuli hak kazanılmış hak doğmadığını, mahkeme tarafından hatır taşımacılığı indirimi ve müterafik kusur indirimi uygulanmasının da kabul edilemeyeceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının müterafik kusurunun varlığı halinde, bu hususun da ayrıca indirim sebebi olduğunu, hatır taşımasının varlığı halinde hesaplanacak tazminattan indirime gidilmesi gerektiğini, desteğin ilk kazadan sağ çıktığını, ilk kazadan sonra yola çıktığında ikinci kazanın meydana geldiğini, bu nedenle ilk kaza ile illiyet bağının kesildiğini, bu nedenle kusur oranlarının da önemli olduğunu, müteselsil sorumluluğun söz konusu olmayacağını, tazminattan önce hatır ve müterafik kusur indirimi yapılmasını, sonra ödemenin güncellenmiş değerinin mahsubu gerektiğini, ödeme tarihindeki verilerek göre hesaplama yapıldığında sorumluluklarının bulunmadığının görüleceğini, ilk mahkeme kararında davacının istinafının sadece müterafik kusur oranı yönünden kabul edildiğini, bu nedenle lehlerine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, tescilsiz aracın sigortalanamayacağından müvekkili kuruma husumet yöneltilemeyeceğini, hesaplama yönteminin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Mahkemece verilen ilk hükmün istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 11/03/2021 tarih, 2018/4823 Esas, 2021/455 Karar sayılı ilamıyla "...2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesine göre, motosiklet: azami tasarım hızı 45 km/saatten ve/veya silindir kapasitesi 50 santimetreküpten fazla olan sepetli veya sepetsiz iki veya üç tekerlekli motorlu taşıtlar ve net motor gücü 15 kilovatı, net ağırlığı 400 kilogramı, yük taşımacılığında kullanılanlar için ise net ağırlığı 550 kilogramı aşmayan dört tekerlekli motorlu taşıtlardır. Aynı Kanun'un 103. maddesinde motorsuz taşıtlar ile motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğunun genel hükümlere tabi bulunduğu düzenlenmiştir.Anılan düzenlemeler gereği, müteveffanın sürücüsü olduğu motosikletin, KTK'nın 3. maddesindeki tanıma uyan 50 cc ve üzeri motor silindir hacmine sahip motosiklet olup olmadığının saptanması, kanun kapsamında motorlu araç olmadığı sonucuna ulaşıldığı takdirde davalı ...'nın bu aracın neden olduğu zarardan sorumlu olmadığı gözetilip sonuca ulaşılması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesinde; motorlu araçların trafik sigortası yatırmalarının zorunlu olduğu, ... Yönetmeliği'nin 9. maddesinde trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu bedensel zararlar için ...'na başvurulabileceği öngörülmüştür. Aynı mahiyetteki düzenleme, ... Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesinde de yer almıştır. Bu düzenlemelere göre; trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle ...'na husumet yöneltilebilmesi için bedensel zarara yol açan aracın kaza tarihi itibariyle zorunlu sigortasının yapılmamış olması gerekmektedir. ZMSS Genel Şartları'nın A.6-ı maddesi gereğince "Motorlu bisikletlerin kullanılmasından ileri gelen zararlar" teminat dışı haller arasında sayılmıştır. Somut olayda; trafik kazası tespit tutanağına ve istinaf aşamasında müzekkere yazılarak getirtilen ve incelenen Kahta C. Başsavcılığının 2015/979 soruşturma numaralı soruşturma dosyası içeriğine göre, kazaya karışan araç "..." marka tescilsiz motosiklet olarak belirtilmiş ise de mevcut bilgilere göre trafik sigortası yaptırılması zorunlu bir araç olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece, trafik sigortası bulunmayan araç nedeniyle zararın doğduğu ve davalı ...'nın zarardan sorumlu olduğu davacı tarafça iddia edildiğine göre, aracın trafik sigortası yaptırması zorunlu araçlardan olduğunu ispat yükünün de davacı üzerinde olduğu gözetilmek suretiyle; araçla ilgili tespitlerin de yer aldığı Kahta C. Başsavcılığının 2015/979 soruşturma numaralı soruşturma dosyası içerisinde olay yeri fotoğraflarını içeren cd ile kamera görüntülerini içeren CD bulunduğu anlaşıldığın-dan fotoğraflar ve kamera görüntüsü üzerinden uzman makine mühendisi marifetiyle inceleme yapılıp araç motor silindir hacminin belirlenmesi, silindir hacminin 50 cm küpün üzerinde/trafik sigortası yapılması zorunlu araçlardan olduğunun anlaşılması halinde davalı ...'nın sorumlu olduğu gözetilerek işin esasına girilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. ve 85/1.maddelerine göre trafik kazası sonucu oluşan zararlardan kusuru ile sebebiyet veren işleten, sürücü ve trafik sigortacısı ile kazaya karışan dava dışı araç sürücüsü, işleteni ve zmms sigortacı (sigortalı değil ise ...) zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Zarar gören davacı, kaza tarihinde uygulanması gereken BK'nın 141 vd. maddeleri gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davalının zararın tamamından sorumlu tutularak karar verilmesinde (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13/06/2017 tarih, 2016/11886 E. ve 2017/6732 K. Sayılı kararı); yine kazada ölen desteğin araçta yolcu konumunda olması nedeniyle desteğin kazanın meydana gelmesinde kusurundan söz edilemeyeceğine göre ATK'dan kusur raporu alınmamış olmasında; hükme esas alınan aktüerye bilirkişi raporunda kaza tarihine göre yeni ZMMS genel şartları yürürlükte bulunmadığından tazminat hesabında 1,8 teknik faiz uygulanmamış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin bu yönlere değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Kaza tarihinde desteğin 18 yaşını geçmiş olması nedeni ile tazminattan yetiştirme gideri düşülemez. Nitekim hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda da yetiştirme gideri düşülmediği görülmüştür. Bu nedenle davalı vekilinin tazminattan %10 oranında yetiştirme gideri düşülmesi gerektiğine ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. Kahta C. Başsavcılığının 2015/979 soruşturma numaralı soruşturma dosyası kapsamında alınan motosiklet sürücüsü...'ın ve diğer tanıkların ifadelerinden müteveffanın gezip eğlenmek amacı ile motosiklete bindiği anlaşıldığına göre davacının yolcu olarak taşınmasının hatır taşımacılığı kapsamında olduğu kabulü ile hesaplanan maddi tazminattan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmamış olması doğru olmamıştır. Davacı vekilinin müterafik kusur indirim oranına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde dosya kapsamı ve özellikle Kahta C. Başsavcılığının 2015/979 soruşturma numaralı soruşturma dosyası içeriğine göre gerek müteveffanın ve gerekse dava dışı tescilsiz motosiklet sürücüsü...'ın aracı kullandığı esnada keyif verici madde niteliğinde bali çektiği dolayısıyla müteveffanın sürücünün uyuşturucu madde etkisi altında araç kullandığını bildiği anlaşıldığına göre mahkemece bilirkişi raporunda belirlenen tazminat miktarından müterafik kusur indirimi yapılmasında bir isabetsizlik yoktur.Ne var ki Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik kararları dikkate alındığında uygulanması gereken müterafik kusur oranı %20 olup Mahkemece %30 oranında indirim yapılması; Yine TBK'nun 52. maddesi gereği hatır taşıması ve müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirilen miktar, yasal düzenlemelerden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirim mahiyetinde olduğundan, davalı lehine bu kısım üzerinden vekalet ücreti takdir edilemeyeceğinin göz önüne alınmayışı doğru olmamıştır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/10536 Esas - 2019/4385 Karar, 2016 /18287 Esas - 2019/7224 Karar sayılı ilamları). Yargılama sırasında davalı ... tarafından davanın... A.Ş'ye ihbarı yönünde açık bir talebi bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın ...........A.Ş'ye ihbar edilmemiş olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur. Ancak cevap dilekçesinde davanın... ile ismini bildirmediği araç sahibine ihbarı talep edilmiş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince bu talep hakkında herhangi bir karar verilmemiş, davalıya ilgili kişilere davayı ihbar etme imkanı tanınmamıştır. Davalıların dava sonunda ödeme yapmaları halinde rücu haklarının bulunduğu gözetilmek suretiyle HMK'nın 61.vd. maddelerine göre usulüne uygun ihbar dilekçesinin sunulması halinde, davanın ihbarı yönünde işlem tesis edilmesi gerekirken, bu işlem yapılmadan yargılamaya devam edilmesi doğru olmamıştır. Kazaya karışan ...plakalı kamyonetin ZMMS sigortacı olan... A.Ş. tarafından davacılara ödenen destekten yoksun kalma tazminat tutarının güncellenmiş tutarının hesaplanan tazminattan düşülmemiş olması da eksik incelemeye dayalı olmuştur..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Dosya kapsamından, sürücü ...ın sevk ve idaresindeki ...plakalı kamyoneti ile Adıyaman ili istikametinden Kahta İlçesi istikameti yönünde seyri sırasında aynı istikamete sağa sola zikzak çizen sürücü...'ın sevk ve idaresindeki tescilsiz motosiklete arka kısımlarına çarpması ve karşı şeride geçip şarampole girmesi sonucu ölümlü trafik kazası meydana geldiği olayda motosikletin arka kısmında yolcu olarak bulunan ...'ın olay yerinde vefat ettiği, akabinde Adıyaman'dan hasta bırakarak Kahta İlçesi İstikametine dönen ...plakalı ambulansın kazaya müdahale etmek için kaza mahallinde durduğu esnada yine aynı istikamete giden ...plakalı otomobilin ambulansın sağ arka çamurluk ve kapı kısımlarına çarpıp kaza mahallinde vefat etmiş olan ve yol içerisinde duran ...'ın üzerinden geçmesi neticesi 4 araçlı ölümlü ve yaralamalı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği anlaşılmıştır.Dairemiz kaldırma ilamı doğrultusunda dosya konusu motosiklete ait cd'nin incelenmesi ile düzenlenen bilirkişi raporunda; motosikletin silindir hacminin 97 cc olup, silindir hacminin 50 cm küpün üzerinde/trafik sigortası yapılması zorunlu araçlardan olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, davalı ...'nın sorumlu olduğu gözetilerek karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.İlk Derece Mahkemesince verilen 12/09/2018 tarih, 2016/561 Esas ve 2018/972 karar sayılı ilk karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, istinaf sebeplerinin incelenmesinde, olayda hatır taşımasının söz konusu olduğu ve tazminattan %20 hatır indirimi yapılması gerektiği, müterafik kusur şartlarının oluştuğu ve tazminattan %20 olarak müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiği, ATK'dan kusur raporu alınmamasında isabetsizlik olmadığı, desteğin yolcu olup müteselsil sorumlulardan her biri aleyhine dava açabileceğinden kusurun yansıtılamayacağı, hesaplama yönteminde isabetsizlik olmadığı hususları tespit edildiğinden; yeniden bu hususlara yönelik istinaf itirazları incelenmemiştir.Dosya kapsamından ilk hükme esas alınan 20/02/2018 tarihli bilirkişi raporunun istinaf talep eden davacı ve davalı vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davacı vekilinin süresi içerisinde rapora itiraz etmediği ve ilk istinaf dilekçesinde hesaplamaya ilişkin bir itirazda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde bilirkişi raporundaki hesaplama bakımından karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden davacı vekilinin güncel asgari ücretin uygulanmasına ilişkin istinaf itirazı ile davalı vekilinin ilk istinaf dilekçesinde yer almayan illiyet bağına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Dairemizin kaldırma ilamından önceki hükme esas alınıp davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturan bilirkişi raporunda belirlenen tazminatlar esas alınarak, davadan önce yapılan ödemenin güncellenmiş değerinin mahsubu, akabinde hatır ve müterafik kusur indirimi uygulanmasında bir isabetsizlik yoktur.Bu nedenlerle; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekili ve davalı vekili yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 4.098,32 TL harçtan peşin alınan 1.025,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.073,32 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/03/2026