12. Ceza Dairesi 2025/691 E. , 2026/567 K. "" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2201 E., 2019/2188 K. SUÇLAR : Kasten yaralama, haberleşmenin engellenmesi, tehdit, özel hayatın gizliliğini ihlal HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi ve esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükümlerin; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inc…
12. Ceza Dairesi 2025/691 E. , 2026/567 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2201 E., 2019/2188 K. SUÇLAR : Kasten yaralama, haberleşmenin engellenmesi, tehdit, özel hayatın gizliliğini ihlal HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi ve esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükümlerin; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; kasten yaralama ve haberleşmenin engellenmesi suçlarından kurulan hükümlerin kesin nitelikte olduğu, tehdit ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından kurulan hükümler yönünden 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında yağma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 149/1-d, 62, 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine duruşmalı yapılan inceleme sonunda 5271 sayılı CMK'nın 280/2. Maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi mahkumiyet hükmünün kaldırılarak sanık hakkında kasten yaralama suçundan TCK'nın 86/2, 62, 52/1-2-4. maddeleri uyarınca 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, haberleşmenin engellenmesi suçundan TCK'nın 124/1, 62, 52/1-2-4. maddeleri uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tehdit suçundan TCK'nın 106/1-1.cümle, 62, 50/1-a, 52/1-4. maddeleri uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan TCK'nın 134/1, 35/2, 62, 50/1-a, 52/1-4. maddeleri uyarınca 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz istemlerinin kasten yaralama, haberleşmenin engellenmesi ve tehdit suçlarından kesinlikten reddi, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; adli para cezalarının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna, atılı suçların işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, kararın eksik inceleme ile verildiğine, suç işleme kastı ile hareket edilmediğine, atılı suçların yasal unsurlarının oluşmadığına, resen görülecek nedenlerle hükümlerin bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; bir dönem birliktelik yaşadığı katılanın ayrılması üzerine, katılanın sabah gündüzleyin 06:50 saatlerinde yanında annesi olan tanık ... olduğu halde ikametinden ayrıldığı sırada sanığın katılanın önüne geçerek katılan ile konuşmak istediğini beyan etmesi üzerine katılanın sanığı gitmesi konusunda uyardığı aksi halde polis çağıracağını belirttiği, sanığın katılana '' Kimi ararsan ara polisten korkmuyorum polis bana bir şey yapamaz '' dediği, katılanın sanıktan kurtulmak ve kendisinden uzaklaşmasını sağlamak amacıyla telefonu çıkararak 155 i arayacağı sırada sanığın '' bana bak 155’i ararsan senin için kötü olur kapat o telefonu bak seni öldürürüm, sonucuna katlanabileceğin davranışlarda bulun '' demek sureti ile tehdit edip akabinde katılanın eline doğru hamle yaparak katılanın kolunu kıvırmak sureti ile cep telefonunu alarak olay yerinden uzaklaşan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 149/1-d maddesinde düzenlenen yağma suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşmalı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesi mahkumiyet hükmünün kaldırılarak, katılanı dosya içerisinde adli muayene raporuna göre basit şekilde yaralayan, katılanın telefonu ile polisi aramasını engellemek için telefonu katılanın elinden alıp, ölümle tehdit eden, katılanın cep telefonundaki bilgilere ulaşma maksadıyla cep telefonundaki bilgilerin açılmaya çalışılması ancak cep telefonunun şifresinin açılamaması sonucu bilgilere ulaşılamayan sanığın sübut bulan eylemlerinin kasten yaralama, haberleşmenin engellenmesi, tehdit ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının oluşturduğu kabul edilerek sanık hakkında bu suçlardan mahkumiyet kararları verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR A) Kasten Yaralama Ve Haberleşmenin Engellenmesi Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemi Yönünden; Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince yağma suçundan verilen mahkumiyet hükmünün kaldırılarak kasten yaralama suçundan 5237 sayılı TCK'nın 86/2, 62, 52/1-2-4. maddeleri uyarınca neticeten 2.000,00 TL adli para cezasına ile cezalandırılmasına ve haberleşmenin engellenmesi suçundan TCK'nın 124/1, 62, 52/1-2-4. maddeleri uyarınca neticeten 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair hükümlerinin 5271 sayılı Kanun’un 286/2-d bendinde belirtildiği üzere İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararlarının kesin olduğu ve ilk defa bölge adliye mahkemesince verilen mahkûmiyet kararlarının; aynı Kanun’un 272 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen kesin hüküm niteliğindeki kararlardan biriyle sonuçlanmaması hâlinde temyiz edilebilir olduğu, incelemeye konu suçun aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz isteminin, CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B) Tehdit Ve Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemi Yönünden; Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince yağma suçundan verilen mahkumiyet hükmünün kaldırılarak tehdit suçundan 5237 sayılı TCK'nın 106/1-1.cümle, 62, 50/1-a, 52/1-4. maddeleri uyarınca neticeten 3.000,00 TL adli para cezası ile mahkumiyetine dair kararın 5271 sayılı CMK'nın 272/3-a maddesinde sayılan hapis cezasından çevrilen mahkumiyet kararı olduğundan aynı Kanun'un 286/2-d maddesi kapsamında kalmaması nedeniyle temyize tabi olması karşısında Tebliğname'deki anılan hükmün CMK'nın 286/2-d maddesi gereğince kesin olması nedeniyle temyiz isteminin reddini isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı anlaşılmakla,sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 5237 sayılı TCK'nın 148. maddesinde yağma suçu; "Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde hüküm altına alınmıştır. Madde gerekçesinde; "Hırsızlık suçundan farklı olarak yağma suçunun oluşabilmesi için mağdurun rızasının cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması gerekir. Yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya alınmasına karşı koyamamalıdır. Malın teslim edilmesi veya alınması, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesini ifade eder. Mal, zilyedin tasarruf olanağı ortadan kalktığı anda alınmış olacağından, bu ana kadar yapılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür. Örneğin evin içindeki eşyayı alıp kapıdan çıkarken mal sahibi ile karşılaşan hırsız, ona karşı cebir veya tehdit kullanacak olursa, yağma suçu oluşur. Mal alındıktan yani hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra, bunu geri almak isteyen kişiye karşı cebir veya tehdide başvurulması hâlinde, yağma suçundan söz edilemez. Hırsızlık suçuna konu malın geri alınmasını önlemek amacına yönelik olarak kullanılan cebir veya tehdit ayrı suçların oluşmasına neden olur. Bu durumda gerçek içtima hükümlerinin uygulanması gerekir." açıklamasına yer verilmiştir. Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı TCK'nın 148. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır. Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi hürriyeti, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuki değerlerdir. Yağma suçunun manevi öğesi “kast”tır. Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla hareket etmesi gerekmektedir. Yağma suçunun oluşabilmesi için malın mutlaka sahip olmak amacıyla alınması şart olmayıp, geçici olarak kullanma kastı ile hareket edilmiş olması durumunda dahi eylem yağma suçunu oluşturmaktadır. (Kişilere ve Mala Karşı Cürümler, Sulhi Dönmezer, İstanbul 2001, s. 435.) TCK'nın 149. maddesinde yağma suçunun nitelikli hâlleri arasında yol kesmek suretiyle işlenmesi de sayılmıştır. Bu açıklamalar ışığında ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2019 tarihli ve 2017/331 Esas, 2019/649 Karar ve 09.06.2020 tarihli ve 2018/284 Esas, 2020/275 Karar sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere; bir dönem birliktelik yaşadığı katılanın ayrılması üzerine, katılanın sabah gündüzleyin 06:50 saatlerinde yanında annesi olan tanık ... olduğu halde ikametinden ayrıldığı sırada sanığın katılanın önüne geçerek katılan ile konuşmak istediğini beyan etmesi üzerine katılanın sanığı gitmesi konusunda uyardığı aksi halde polis çağıracağını belirttiği, sanığın katılana '' Kimi ararsan ara polisten korkmuyorum polis bana bir şey yapamaz '' demesi üzerine katılanın sanıktan kurtulmak ve kendisinden uzaklaşmasını sağlamak amacıyla telefonunu çıkarıp 155 i arayacağı sırada sanığın '' bana bak 155’i ararsan senin için kötü olur kapat o telefonu bak seni öldürürüm, sonucuna katlanabileceğin davranışlarda bulun '' demek sureti ile tehdit edip akabinde katılanın eline doğru hamle yapıp katılanın kolunu kıvırıp dosya arasındaki adli muayene raporuna göre basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralamak sureti ile cep telefonunu alarak olay yerinden uzaklaştığı, mesaj tespit tutanaklarına göre katılanın kimlerle görüştüğüne dair arama kayıtlarına bakmaya çalıştığı ancak telefonun şifreli olması nedeniyle erişim sağlayamadığı ve katılanın kardeşinden telefonun şifresini istediği, anacak şifrenin verilmemesi nedeniyle arama kayıtlarına erişemediği, aynı gün saat 19.00 sularında sanığın yakalanması üzerine kaba üst aramasında telefonun ele geçirildiği ve katılana teslim edildiği olayda, sanığın katılana ait cep telefonunu katılanın arama kayıtlarına bakmak için aldığının sabit olduğu, yağma suçunun oluşması için suça konu malın sahiplenme kastıyla alınmasının şart olmadığı, arama kayıtlarına bakmak amacıyla geçici olarak kullanma kastıyla alınması durumunda da yağma suçunun oluşacağı hususları göz önünde bulundurulduğunda sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen yağma suçuna dair hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak tehdit ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından mahkumiyete karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 307/5. maddesi uyarınca ceza miktarı açısınından sanığın kazanılmış hakkının SAKLI TUTULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2 maddesi uyarınca Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.01.2026 tarihinde karar verildi.