Başvuru, başvurucu şirketin 2010 ve 2011 yılları defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemesi üzerine indirim konusu katma değer vergileri reddedilmek suretiyle 2010/2, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 ve 2011/1, 2, 3, 4, 6, 8. dönemlerine ilişkin olarak resen tarh olunan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ve özel usulsüzlük cezasının, yapılan tarhiyatın ve kesilen cezanın yasaya aykırı olduğunun tespiti ile şirketin tarh dosyasının ilgili vergi dairesinden celp edilerek incelendiğinde veya bi
Başvuru; başvurucu şirketin 2010 ve 2011 yılları defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemesi üzerine indirim konusu katma değer vergileri reddedilmek suretiyle 2010/2, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 ve 2011/1, 2, 3, 4, 6, dönemlerine ilişkin olarak resen tarh olunan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ve özel usulsüzlük cezasının, yapılan tarhiyatın ve kesilen cezanın yasaya aykırı olduğunun tespiti ile şirketin tarh dosyasının ilgili vergi dairesinden celp edilerek incelendiğinde veya bilirkişiler marifetiyle incelettirildiğinde gerçeğin ortaya çıkacağı ileri sürülerek terkini istemiyle açılan davada içtihadı birleştirme kararına aykırı karar verilerek içtihat birliğinin bozulması nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının; defter ve belgelerin dosyaya sunulabileceği yolundaki iddianın mahkeme aşamasında ileri sürülmesi ile temyiz aşamasında ileri sürülmesi arasında ayrım yapılmasını gerektirecek bir neden bulunup bulunmadığı hususunun gerekçede tartışılmamış olması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ayrıca kanun önünde eşitlik ilkesi ile çalışma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. İstanbul Vergi Mahkemesi, başvurucunun 2010 ve 2011 yıllarına ait defter ve belgelerini mücbir neden olmaksızın incelemeye ibraz etmediği sabit olduğundan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun maddesine ve maddesinin fıkrasına göre ziyaına uğratılan verginin üç katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezasının bir katından fazlaya ilişkin kısmında hukuka aykırılık görmemiş 27/9/2018 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Başvurucu, temyiz aşamasında defter ve belgeleri ibraz edebileceğini belirtmiştir. Danıştay Dördüncü Dairesi 10/3/2020 tarihinde kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görmediğinden temyiz talebini 8/12/2021 tarihinde ise kanunda belirtilen hâllerden hiçbirine uymadığından karar düzeltme talebini reddetmiş ve karar kesinleşmiştir. Başvurucu, nihai hükmü 5/1/2022 tarihinde öğrendikten sonra 2/2/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.