2. Hukuk Dairesi 2016/21796 E. , 2018/3034 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından; kusur belirlemesi, reddedilen manevi tazminat isteği, velayet ile kişisel ilişki düzenlemesi ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı…
**2. Hukuk Dairesi 2016/21796 E. , 2018/3034 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından; kusur belirlemesi, reddedilen manevi tazminat isteği, velayet ile kişisel ilişki düzenlemesi ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Dava dilekçesi davalı erkeğe 10.03.2015 tarihinde tebliğ olmuş, davalı davaya cevap verme süresi geçtikten sonra ilk defa 22.06.2015 tarihinde sunduğu dilekçesinde manevi tazminat (TMK m.174/2) talebinde bulunmuştur. Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia ve savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia ve savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra ise diğer tarafın açık muvafakati ve ıslah dışında iddia ve savunma genişletilebilemez yahut değiştirilemez (HMK m.141/1). Davalının dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında yer almayan manevi tazminat isteği, talep sonucunun genişletilmesi niteliğindedir. Bu durumda davacı kadının açık rızası bulunmadığına ve ıslah da söz konusu olmadığına göre, davalının bu talebi artık incelenemez. O halde, davalı erkeğin manevi tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken, kesin hüküm oluşturacak şekilde talebin reddine karar verilmesi doğru değildir. Ancak bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanması gerekmiştir (HUMK m.438/7). 3-Mahkeme kararlarının infazda güçlük yaratmayacak nitelikte kurulması gerekmektedir. Tarafların ortak çocuklarının velayetleri davacı anneye bırakılmış, velayet kendisine verilmeyen baba ile ortak çocuklar arasında, her yıl yarı yıl tatili ile yaz aylarında düzenlenen kişisel ilişkinin başlangıç ve bitiş saatleri hükümde gösterilmemiştir. Hükmün infazında tereddüt oluşturacak şekilde kişisel ilişki düzenlemesi yapılması doğru değildir. Ayrıca davalı baba ile velayetleri anneye verilen ortak çocuklar arasında kurulan kişisel ilişki, babalık duygularını tatmin edecek yeterlilikte değildir. Ancak bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün bu bölününün de düzeltilerek onanması gerekmiştir (HUMK m.438/7).