(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/17841 E. , 2014/894 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, müşterek çocuğun soyadının düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı dava dilekçesinde; 2008 yılında boşandığı ... ile müşterek çocukları..." ola…
**(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/17841 E. , 2014/894 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, müşterek çocuğun soyadının düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı dava dilekçesinde; 2008 yılında boşandığı ... ile müşterek çocukları..." olan soyadının kendi soyadı olan "..." olarak olarak düzeltilmesi istenmiş mahkemece dava, davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığı gerekçesi ile usulden reddedilmiştir. Davadaki istem, Türk Medeni Kanunun 27. Maddesi kapsamında haklı nedene dayalı olarak velayeti altında bulunan çocuğun soyadının düzeltilmesine ilişkin olup, dosyada yer alan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuç doğrultusunda işin esasına dair bir karar verilmesi gerekmektedir. Konuyla ilgili 2525 sayılı Soyadı Kanununun 4.maddesinin ikinci fıkrasının “evliliğin feshi veya boşanma hallerinde çocuk anasına tevdi edilmiş olsa bile babasının seçtiği veya seçeceği soyadı alır” şeklindeki birinci cümlesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinden sonra bilhassa boşanmalar sebebiyle somut olayda olduğu gibi zaruri nedenlerle velayetin anneye bırakılması hallerinde velayet hakkına sahip annelerin çocuklarına kendi soyadlarını vermek amacıyla bu tür soyadı değişikliği davalarını açtıkları görülmektedir. 2525 sayılı Kanunun 4.maddesindeki düzenlemenin, Yasanın genel gerekçesinden de anlaşılacağı gibi ilk defa soyadı alınması ile ilgili olduğu ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 321. maddesindeki hüküm karşısında, bu kuralın günümüzde sadece bazı istinai durumlarda uygulanabilmesinin söz konusu olduğu Anayasa Mahkemesince de kabul edilmektedir. Yüksek Mahkeme sözü edilen maddeyi Türk Medeni Kanununun 335 ve 336. maddeleriyle Anayasanın 10. ve 41. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptal etmiştir. Tüm bu maddeler, velayet hakkının kullanılmasında kadın ve erkeğin birbirlerine eşit oldukları ilkesini ön plana çıkarmaktadır. 743 sayılı Türk Kanuni Medeninin eşitliğe aykırı hükümleri, bu Kanunun yürürlükten kaldırılmasıyla son bulmuştur.