11. Ceza Dairesi 2024/4306 E. , 2025/967 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2021/3229 Değişik iş SUÇ : Açığa imzanın kötüye kullanılması KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının, 31.03.2021 tarihli ve 2018/9491 Soruşturma, 2021/1984 Karar
**11. Ceza Dairesi 2024/4306 E. , 2025/967 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2021/3229 Değişik iş SUÇ : Açığa imzanın kötüye kullanılması KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının, 31.03.2021 tarihli ve 2018/9491 Soruşturma, 2021/1984 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Fethiye Sulh Ceza Hakimliğinin, 15.08.2021 tarihli ve 2021/3229 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 15.08.2021'de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 19.09.2022 tarihli ve 2022/4332 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2024 tarihli ve KYB-2024/60201 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2024 tarihli ve KYB-2024/60201 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre; müşteki ...'nın şüpheli ... ile Anadolubank A.Ş. arasında düzenlenen 24/07/2013 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kefil sıfatıyla imzalı boş senet verdiği, anılan kredi sözleşmesi ödenip kapatıldıktan sonra şüpheli İbrahim'in anılan banka ile arasında düzenlediği 25/06/2015 tarihli genel kredi sözleşmesiyle kullandığı kredilerde de önceki kredi için müştekiden aldığı açığa imzalı senedi bilgisi dışında kullandığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine söz konusu senedin 30/07/2016 tanzim tarihli ve 125.000,00 Türk lirası bedelli olarak doldurulup banka tarafından şikayetçi aleyhine icra takibine konu edildiği belirtilerek, şüphelilerin atılı suçları işlediklerinin iddia edildiği somut olayda, Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığınca, her ne kadar yerleşik Yargıtay içtihatları dikkate alındığında senede karşı senetle ispat kuralı gereğince senedin veriliş amacına aykırı doldurulduğunun yazılı belge ile ispatının gerektiği ve takibe konu senedin veriliş amacına aykırı doldurulduğuna ilişkin yazılı delil bulunmaması gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; müştekinin senedi 24/07/2013 tarihli genel kredi sözleşmesi için teminat olarak verdiğini belirtmesi, dosya içerisinde mevcut taraflar arasındaki menfi tespit davasına ilişkin İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/625 esas sayılı dosyasına sunulduğu anlaşılan 18/02/2020 tarihli ve bilirkişi ... tarafından düzenlenen ayrık görüş raporunda suça konu senedin konusuz kaldığına yönelik tespitte bulunulmuş olması karşısında; ilgili bankaya müzekkere yazılarak takibe konu senedin hangi kredi sözleşmesine istinaden ve kim tarafından verildiğinin açıklığa kavuşturulması, İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2016/24210 sayılı takip dosyası ile İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/625 esas sayılı dosyanın getirtilerek incelenmesi, takibe konu senet üzerinde yer alan imzalar ile diğer yazı ve rakamların müştekinin veya şüphelilerin eli ürünü olup olmadığının ve aynı kalemden çıkıp çıkmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi de yaptırılarak, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) "Açığa imzanın kötüye kullanılması" başlıklı 209/1. maddesinde; "(1) Belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere kendisine teslim olunan imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı, verilme nedeninden farklı bir şekilde dolduran kişi, şikayet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." Denilmektedir. 7. 5237 sayılı Kanun'un "Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar" başlıklı 73. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; "(1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. (2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar." Şeklindedir. 8. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin, şüphelilerden ... ile Anadolu Bank A.Ş. Fethiye Şubesi arasında imzalanan 24.07.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesini ve sözleşme ekindeki keşide tarihi, vade tarihi ve bedel kısmı boş olan senedi kefil sıfatıyla imzaladığının, ...'nın bu sözleşmeden kaynaklanan kredi borçlarını ödediğinin, bir süre sonra aynı banka ile şüpheli arasında 25.06.2015 tarihli farklı bir Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığının, bu sözleşmenin tarafı olmamasına rağmen, şüpheli banka çalışanları tarafından önceki sözleşmeye teminat olmak üzere imzalanan senedin boş olan kısımları doldurularak şikâyetçi aleyhine icra takibine konu edildiğinin iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında, her ne kadar Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının, 31.03.2021 tarihli ve 2018/9491 Soruşturma, 2021/1984 Karar sayılı kararında yer alan, "...müştekinin 2013 yılında tanzim edilen kefil sözleşmesine imzayı kendisinin attığını fakat 2016 yılındaki kredi sözleşmesine kefil olmadığını, tarih ve miktarı değiştirerek kendisini borçlu gösterdiklerini beyan ettiği olayda, açığa imzanın kötüye kullanıldığı iddiasının Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 24/03/1989 gün 1/2 sayılı kararında ve benzer olaylara ilişkin olarak Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin istikrarlı olarak verdikleri kararlarda öngörüldüğü üzere, yazılı delille ispat zorunlu olup, bu hususta sunulmuş bir delil mevcut olmadığı gibi yazılı delil başlangıcı olarak da kabul edilebilecek bir delil sunulmadığı..." şeklindeki gerekçeyle şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; şüphelilerin şikâyet konusu eylemlerinin sübutu halinde, 5237 sayılı Kanun'un 209/1. maddesinde şikâyete bağlı bir suç olarak düzenlenen "açığa imzanın kötüye kullanılması" suçuna vücut vereceği, dosya kapsamına göre suça konu senetten kaynaklanan icra takibinin 09.08.2016 tarihinde başlatıldığının ve en aleyhe kabulle bu senede karşı menfi tespit davasının açıldığı 30.06.2017 tarihinde şikâyetçinin fail ve fiilden haberdar olduğunun anlaşılması karşısında, şikâyetçi vekilinin dilekçesini sunduğu 02.08.2018 tarihi itibarıyla 6 aylık yasal şikâyet süresinin dolduğu, şikâyetçinin yasal süresi içinde şikâyet hakkını kullanmadığı anlaşılmakla, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin merci Fethiye Sulh Ceza Hakimliğinin,15.08.2021 tarihli ve 2021/3229 Değişik İş sayılı kararı sonucu itibarıyla doğru bulunduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. II. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.01.2025 tarihinde karar verildi.