T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/551 - 2026/50 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/551 KARAR NO : 2026/50 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10.07.2023 NUMARASI : 2021/219 Esas 2023/531 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 23.01.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/551 - 2026/50 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/551 KARAR NO : 2026/50 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10.07.2023 NUMARASI : 2021/219 Esas 2023/531 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 23.01.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 12.02.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili, 21.11.2020 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın fren sistemindeki arıza nedeni ile rampa aşağı doğru yol üzerinde durduktan sonra arkadan gelen davacıların desteği ...'un yolcu olarak bulunduğu ve dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde davacıların oğlu ...'un uzun süre hastanedeki tedavisinin ardından 11.01.2021 tarihinde vefat ettiğini, kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürüsünün tali, dava dışı araç sürücüsü ...'ın ise asli kusurlu olduğunu, davacıların desteğinin ise herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davadan önce davalı sigorta şirketine yaptıkları başvuru evrakları 05.02.2021 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını ve davalının 18.02.2021 tarihinde temerrüde düştüğünü belirterek HMK'nın 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak davacı anne Songül Bozkurt için 50,00TL, baba Erdal Bozkurt için 50,00TL olmak üzere toplam 100,00TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 22.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında talebini 296.729,02 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesi olan İstanbul Mahkemeleri olduğunu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğu, Akyurt 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/42E.sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen 04.01.2023 tarihli rapor ile, sürücü ...'ın kusursuz olduğu, sürücü ...'ın ise asli kusurlu olduğunun tespit edildiği, mahkemece Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinden alınan 18.05.2023 tarihli raporda da, kazanın meydana gelmesinde, sürücü ...'ın kusursuz, sürücü ...'ın ise %100 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği ve davalının hukuki sorumluğunun bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece Akyurt 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/42E.sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunu da esas alarak karar verilmiş ise de, bahse konu kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin 05.03.2024 tarihli, 2023/1329E.-2024/505K.sayılı kararında, sürücü ...'ın kusurlu olduğunun kabul edildiğini, mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeden verilen kararın hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davacılar vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, dava dışı ... sevk ve idaresindeki aracın fren sistemindeki arıza nedeni ile rampa aşağı doğru yol üzerinde durduktan sonra arkadan gelen davacıların desteği ...'un yolcu olarak bulunduğu ve dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde davacıların oğlu ...'un vefat ettiğini belirterek destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunmuş, mahkemece kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücüsü ...'ın kusursuz, sürücü ...'ın ise %100 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği ve davalının hukuki sorumluğunun bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6098 sayılı TBK’nın 74. maddesi gereğince Ceza hukuku ile ilişkisinde başlığı altında “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir. Hukuk hâkiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hâl böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., 2014/1091K). Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır. Dava konusu kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında, sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki aracı ile Akyurt döküm sahasından çıkıp Çubuk Caddesinden Çubuk istikametine döndüğünde aracın fren sistemindeki arıza nedeni ile rampa aşağı doğru yol üzerinde durduğu, aracından inerek arka kısmına iki adet duba ile önlem aldığı ve aracının yanına gittiğinde arkadan gelen sürücü ... idaresindeki aracının ön kısımları ile yol üzerinde duran kamyonun arka kısmına çarpması neticesinde kazanın meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde ...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 84.maddesinde belirtilen arkadan çarpma kusurunu ihlâl ettiğinden asli kusurlu, diğer sürücü ...'ın ise, anılan Kanunun 30/1-a maddesinde belirtilen, ışık donanımı bozuk ve teknik şartlara aykırılık kusurunu ihlâl ettiğinden tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece trafik bilirkişiden alınan 19.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda, ...'ın hız kurallarına uymadığından % 40 oranında, yolda gece vakti arızalanan kamyonun seyir hâlindeki diğer araç sürücüleri tarafından görünürlüğünün sağlanmaması nedeni ile de ...'ın % 60 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 18.05.2023 tarihli raporunda, sürücü ...'ın, sevk ve idaresindeki kamyon ile meskun mahalde çift yönlü yolda seyri sırasında olay mahalline geldiğinde, aracında meydana gelen arıza nedeniyle aracını seyir şeridi üzerine park ettiği, belirli bir süre sonra arkasından mahal şartlarının çok üzerinde seyreden ve olayı önlemek bakımından tatbik ettiği 60 metre fren hızından dolayı etkisiz kalarak park hâlindeki kamyonunun arkasından çarpan araç nedeniyle meydana gelen olayın oluşu üzerine etken bu oluş şartlarında hatalı tutum ve davranışı görülmediğinden kusursuz olduğu, sürücü ...'ın, sevk ve idaresindeki otomobil ile gece vakti aydınlatmanın bulunmadığı meskun mahalde çift yönlü yolda seyri sırasında olay mahalli eğimli yol bölümüne geldiğinde, yola gereken dikkatini vermediği, hızını mahal ve far ışığı altındaki görüş mesafesine göre ayarlamadığı, mahal şartlarını dikkate alıp müteyakkız seyretmediği, ön ilerisinde seyrettiği sağ şerit üzerinde park edilmiş kamyonu ve kamyonun arkasına konulan dubaları fark ederek aracını güvenli şekilde durdurması gerekirken, bu hususa gerekli önem ve özeni göstermediği tespiti yapılan 60 metre fren izinden anlaşılmakla mahal şartlarının çok üzerinde seyrederek park hâlindeki kamyonun arka kısımlarına tatbik ettiği frende de etkisiz kalarak arkadan çarptığı kazada %100 oranında asli kusurlu olduğu tespiti yapılmıştır. Dava konusu olaya ilişkin olarak Akyurt Asliye Ceza Mahkemesinin 14.03.2023 tarihli ve 2022/42E.-2023/145K.sayılı kararında, mahkemece 16.09.2022 tarihinde yapılan keşif sonrasında trafik polisi bilirkişi tarafından düzenlenen 17.10.2022 tarihli raporda, sanık ... tarafından yola üç duba konulmuş olması hâlinde toplam tedbir alınan yerin 30 metre civarında olacağı ve ancak tedbir alması gereken alanın kanunen 150 metre olması gerektiği, ayrıca yol üzerine konulması gereken engel işareti, üçgen yansıtıcı levhanın ve kırmızı ışıklı cihazın hiç konulmadığı, fotoğraflara göre kamyonun arka stop lambalarının sağlam olup hiç kırılmadıkları, sarsıntı ile sönmelerinin mümkün olduğu ve fakat kamyonun ön sinyalleri ve farının da yanmadığı, bu hali ile ...'ın meskun mahal olan yolda yasal sınırların üzerinde bir hızla seyrettiği, aracının hızını hava ve yol durumuna uydurmadığı ve duran araca arkadan çarptığından asli kusurlu olduğu, sanığın da arızalanan aracını zorunluluk nedeni ile yolda durdurduğu ve fakat yeterli tedbirleri almadığından üst düzeyde tali kusurlu olduğunun bildirildiği; yine yargılama aşamasında İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 04.01.2023 tarihli rapora göre, ...'ın sevk ve idaresindeki otomobil ile seyri sırasında yola gereken dikkat ve özeni vermesi, seyrini far ışığı altında, uygun hızla ve müteyakkız şekilde sürdürmesi, ön ilerisinde ve seyir şeridi üzerine park edilmiş kamyonu (veya kamyonun gerisine konulmuş olan dubaları) fark ederek aracını güvenli şekilde durdurması veya bu kamyonu sol tarafından kontrollü şekilde geçmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, mahal şartlarının çok üzerinde bir hızla seyredip (kaplama üzerinde 60 metre fren izi bırakarak) park halindeki kamyonun arka kısımlarına çarptığı olayda asli kusurlu olduğu, sanığın da sevk ve idaresindeki kamyon ile seyri sırasında (meydana gelen arıza nedeni ile) aracını seyir şeridi üzerine park ettiği, belirli bir süre sonra gerisinden yüksek hızla gelip kaplama üzerinde 60 metre fren izi bırakarak park etmiş olduğu bu kamyonun arka kısımlarına çarpan ... yönetimindeki otomobile karşı alabileceği bir önlemi bulunmadığından kusursuz olduğundan bahisle CMK'nın 223/2-c. maddesi gereğince beraatına karar verildiği, bahse konu kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesince yapılan istinaf incelemesinde, bilirkişiler ...'den alınan 17.10.2023 tarihli raporda, sanığın Akyurt hafriyat döküm sahasından Galaba mahallesi - Çubuk yoluna çıkışı sırasında, rampa aşağı Çubuk istikametine sağ şeritte seyri esnasında aracının arıza yapması nedeni ile aracını zorunlu olarak park ettiği esnada, trafik ve can güvenliğine yönelik olarak aracının arka kısmına duba koymak sureti ile almış olduğu tedbirin uygun yapılmaması, aracının görünürlüğünü sağlayacak şekilde kısa farlarını ve ikaz dörtlülerini yakmaması, bozulan kamyonun ön ve arkasına uygun yerlere diğer araç sürücülerinin 150 metre mesafeden açıkça görebilecekleri şekilde birer kırmızı yansıtıcı veya kırmızı ışıklı cihaz koymaması nedenleri ile tali kusurlu olduğunun tespit edildiği ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiği belirtilerek sanığın TCK'nın 85/1. maddesi uyarınca alt sınırdan makul oranda uzaklaşılarak ve 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılması, sanık hakkında takdiri indirime ilişkin TCK'nın 62/1. maddesinin uygulanması, sanığın kişiliği ile sosyal ve ekonomik durumu gözetilerek, TCK'nın 50/4. maddesi gereğince engel bir halin de bulunmadığı cihetle, hükmolunan uzun süreli nitelikteki hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği ve kararın henüz kesinleşmediği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde ceza yargılamasındaki maddi vakıanın kabulü ve kusur tespiti ile mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporu arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu olayda Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının mahkemece yargılama sırasında alınan 18.05.2023 tarihli ve Akyurt 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/42E.sayılı dosyasında alınan 04.01.2023 tarihli raporuna göre, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu kabul edilerek karar verilmiş ise de, dava konusu olaya ilişkin olarak ceza yargılamasının sürdüğü ve kararın henüz kesinleşmediği, anılan dosyada kusura ilişkin olarak alınan Adli Tıp Kurumu raporları ile mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda maddi vakıanın kabulünde ve kusur durumuna ilişkin farklı değerlendirmelere yer verildiği, ancak ceza mahkemesi kararının henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle mahkemece öncelikle hukuk mahkemesi hâkimi, her ne kadar ceza mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de dava konusu olayda olayın oluşuna ilişkin ceza mahkemesi kararı ile belirlenecek maddi vakıa, yani dava konusu olayda sigortalı araç sürücüsünün kural ihlali bulunup bulunmadığı ve bu hususun kusur oranlarına etkisinin olup olmayacağı yönünden ceza mahkemesi kararının sonucunun beklenmesi ve ceza mahkemesi dosyası da getirilip konusunda uzman İTÜ veya Karayoları Genel Müdürlüğünden seçilecek bilirkişi heyetinden kusur raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın yeniden görülmek ve hukuk yargılamasını doğrudan etkileyecek nitelikte görülen ceza yargılamasına ilişkin dosyanın sonuçlanmasını beklemek ve kusur oranları konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1.a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 23.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.